The İmam bazılarının büyük ümitler beslediği ama perdede sükutu hayale uğradıkları, mühim bir konuyu, hala anlayamadığım bir senaryo ile iç ettikleri bir film. Kendini Türkiye'de 28. Şubat Süreci sonrası İmam Hatip mezunlarının içine düştükleri psikolojinin irdelenmesine adayan film, netice itibariyle amacını bir tarafa koyup bir motorsikletin köşe bucak elden ele nasıl gezdiğini, bir motorsikletin kaç görünüşü olabileceğini isbata kalkışmış. Örneğin, Emrullah için kaçış aracı olan, Göçer delikanlının sadece sürmeyi düşündüğü, Hacı Feyzullah'ın oğlu için zincirlerini kıracak, Hacı Feyzullah için de oğlunu ve nikahını çalacak motorsiklet görünüşü gibi.
Benim anladığım, güya motorsiklet, Emrullah'ın Emre olmak için, İmam Hatip mezunu olmaktan bilgisayar mühendisi olmaya kaçışının simgesidir. Bir sahnede trafik polisleri (zinde devlet güçlerini temsil ediyor olacak) aşırı hızdan Emrullah'ı (Emre'yi değil) durduğunda, polisler daha ağzını açmadan Emrullah'ın "ben bilgisayar mühendisiyim" demesi ve bunu tekrarlaması herhalde senarist için filmin ana motifini temsil ediyor olacak. Ancak bu motorsiklet'in ne kadar iyi bir simge olduğu ve kullanılışı açısından metafor olma görevine ne derece hakkını verdiği tartışılır. Yüze iltifat edileceğine peçeye iltifat edilmiş.
Ayrıca filmin başında "hiç ölü yıkadım mı sorusuna" filmin sonunda "Aziz Pir'in" naaşını yıkayan Emrullah ile verilen cevap da istenilen etkiyi verememiş. Emreleri aslına rücü ettirecek görev için ölü yıkamayı seçmek, hele ki İmam Hatipli oluşundan kaçmayı aklından bile geçirmeyen "Hüseyin'in babası Mehmed'i" seçmek de aynı durumda.
Ayrıca senaryo o kadar kopuk ki; o çocuk birkaç kucaklık samanların içinde kimseye görünmeden nasıl kayboldu, Emre'nin ortağına ne oldu, Zehra'ya ne oldu? Köyün delisi filmin sonunda seviyor dedi o kadar. Buna karşın motorsikletin sonu unutulmamış: Motorsikletin üsütüne, sürmek için (kaçmak için değil) diye bir not iliştirilmiş.
İmam Hatipliyi anlatayım derken bir motorsiklet etrafında toplanan birbirinden kopuk çok sayıda hikaye anlatılmış. Aslında İmam Hatipli, cenazesi yıkanıp gömülen Aziz Pir'di. Keşke onun hikayesi anlatılsaymış, tabi ki motorsikletsiz.