Hamlet'in Devletinden Modern Devlete; Ne değişmedi?

Shakespeare, Hamlet
Birinci Perde, Birinci Sahne.

Marcellu*:
Ne olur oturun! Sonra kim biliyorsa söylesin bana.
Niçin her gece memleket halkına bu kadar sıkı, bu kadar dikkat isteyen bir nöbet işi yükleniyor?
Niçin her gün bu kadar tunç top dökülüyor?
Yabancı illerle silah alışverişi ediliyor?
Gemi yapanlar öyle çalşıyor ki, pazar günleri hafta günlerinden farksız oldu; niçin bu kadar sıkıdılar?
Bir şey mi olcak ki, gündüzleri olduğu kadar geceleri de kan ter içinde bırakan bir telaş var?
Bunu bana kim söyleyebilecek?

*Bir saray muhafızı
Not: MEB, Orhan Burian çevirisinden


ABD Medyasının 2006'ya Ait On Ekonomik Efsanesi

ABD menşeli Business and Media Institute, ABD medyasının 2006 yılına damgasına vuran ilk on efsanesini (mitini) kendince belirlemiş ve belgelemiş. Efsanelerin özetini aşağıda listeledik. Orjinaline sağdık kalarak geriye doğru sıraladık. Bu arada 2006 için Türk Medyasına ait bir liste de biz hazırlamaya karar verdik. İnşallah 2007 yılbaşını bulmadan yayınlarız. Gerçi şimdiden en az ilk beş sıranın hemen hemen aynı mahreç de odaklanacağını tahmin etmek zor olmayacak, ama şimdilik şu ABD'lilerin efsanelerine bir göz atalım.

  1. Amerikan üretiminin modası geçmiştir. Bütün üretim faaliyetleri deniz aşırı ülkelere kaçmıştır.
  2. Amerikan rüyası kabus olmuştur. Hiç denemeye kalkışılmasın, çünkü amerikan rüyasının sonu hüsrandır.
  3. Çatalınıza ve kaşığınıza güven olmaz. Sabah poğaça, öğleden sonra patates cipsi ve akşam da burger. Kendinizi öldürmeden hükümet sizi durdurmalı.
  4. Ücretlerde yaprak kımıldamıyor. İşçiler, ekonomik büyümenin gerisinde kaldılar.
  5. Küresel ısınmada kaçınılmaz son geldi çattı. Geri dönüş eşiğini çoktan geçtik. Fazla vaktimiz yok.
  6. Asgari ücret artarak milyonlarca fakir işçiye umut olacak. Amerikan işçisi zor bela geçiniyor, asgari ücret artışı için bunca yıl geç kalınmıştır.
  7. Gayrimenkul balonu patladı. Ekonominin yavaşlamasının akabinde gayrimenkul piyasasının çökmesi uzun sürmez.
  8. Kuş gribi hepimizi öldürecek. İlaçlarını istifle çünkü kuş gribi geliyor.
  9. Benzin fiyatlarını tırmandırmak yada düşürmek için komplo yapılıyor. Big Oil seçim öncesi petrol fiyatlarını düşürmek için cumhuriyetçilerle birlikte komplo düzenliyor.
  10. ABD ekonomisi yine, yeniden umutsuz bir durumda. Ortalama bir Amerikalı bile ekonominin kötü gidişatını ve olumlu bir gelişme umudunun olmadığını bilir.



Gül Kasidesi; Necati Bey Divanı'ndan

Yılda bir kere menâr-ı şahdan didâr gül
Gösterür nite ki nur-ı Ahmed-i Muhtâr gül

Oldı mânend-i Medine hoş münevver gülistan
Devha-i güldür menâre pertev-i envâr gül

Cem' idüp evrâk-ı âl üstine itmiş zer-fişân
Yazmış ol mecmuaya vasf-ı ruhun ey yâr gül

Dâimâ mecmuası düşmez elinden ruz ü şeb
Benzer ider ruhlarun vasfını istihzâr gül

Umaram senden vefâ ey serv-i bostân-ı cemâl
Gerçi gülzâr-ı cihanda virdüği yok bâr gül

Var iken yüzün güle meyl eylemez dil bülbül
Ârife bir gül yeter lazım değil tekrar gül

Bâğa gel kim eyledi peyda Yed-i Beyzâ semen
Gözün aç kim gösterür ahdar şecerde nar gül

El salar etrafa durmış sebze sahnında çınar
Gel ki işret nimetini eyledi isâr gül

Bâde-i hamra ile çeng ü neye virdi amel
Tevbe vü zühd-ü- salahı eyledi bi-kâr gül

Başdan ayağa zer ü yâkut ile piruzeden
Donanur diler kim ola şahid-i bâzâr gül

Cam-ı nevruzi içüp mestane yüzbin naz ile
Şah-ı şuhun salınur boynına şahid-var gül

Goncda gibi gam dikenlerinde bülbül kan yudar
Karşısunda bad-ı subh ile güler oynar gül

Sağlu sollu hardan hançer takınmış guyiya
Zahid-i yâbis dimağ ile ider peykar gül

Ah-ı aşıkdur senin hüsnünden agah eyleyen
Na’ra-i bülbülden olur her seher bidar gül

Eyle redd ağyarı kim dillerde makbul olasın
Başlar üzere yiri vardur itse terki har gül

Bunca naz u bunca şiveyle bir aylık ömri var
Kendüyi zinet iderse tan mı şehri-var gül

Şah-ı adil devridür var guşmal it ey saba
Bülbüle cevr eylemekden itsün istiğfar gül
Padişah-ı dadger derya-dil ü vâlâ-güher
Kim nem-i hulkından eyler sebzeler izhar gül

Âsuman-ı saltanat Han Bayezid ol kim anun
Kadri bağında niçe horşid gibi var gül

Ab-ı lütfı irmese ser-sebz olmaya çınar
Bad-ı hulkı esmese bitürmeye gülzar gül

Nevbahar-ı lutfı bezl itse kerem ni’metlerin
Sath-ı sebze sahn-ı çini ola hansalar gül

Ab-ı cud irse sehab-ı himmetinden sebzeye
Bi-tekellüf serv yemiş vire isfidar gül

Atı na’linden cihan mihrab gibi secdegâh
İti izinden olupdur yer yüzi hemvar gül

Şemse-i şems-i zıya-efruz-ı alem Husreva
Safha-i tiğ-i cihangiründe bir zerkâr gül

Meclisünde bağ bir mahbub hidmetgardur
Çeşm nergis kad sanevber hat çemen ruhsar gül

Pâyuna isar içün ey serv-i bağ-ı saltanat
Eylemiş lâ’lin tabaklar içre zer ihzar gül

Goncalar arz itmeyince tapuna hemyan-ı zer
Nasb olunmadı çemen iklimine serdar gül

Tac-ı yakuti geyer piruzeden bağlar kemer
Gülistan-ı bezmüne olalı hidmetgar gül

Tuti-yi gülzar-ı bezmün olmağ içün eyledi
Harı nahun bergi şehper goncayı minkâr gül

Ab-ı adlünden humarını ider ıslah mül
Buy-ı hulkundan sudaına kılur timar gül

Mevkiinde itdüğünçün lutf-ı mahz olur gazab
Nitekim fasl-ı zemistanda görünür nar gül

Ağ destarı rida-yı sebzi varken yakdılar
Ahd-i adlünde meğer kim bağlandı zünnar gül

Bad-ı hulkun itmeyince ta’n ile bağrını kan
Virmedi gülşende buy-i nafe-i tatar gül

Nimeti hulkun kohusında ire diyu nasib
Damenin açup gedalar gibi durur zar gül
Bad-ı subh ol denlü hulkun tibini pür itdi kim
Çâk çâk olmuş görür damanını her bar gül

Şehriyara himmetün mahbub-i has u amdur
Hiç meclis var mıdur k’anda ola ağyar gül

Padişaha bir şikâyet var kulundan tapuna
Kim bu ma’niden idüptür didesin hunbar gül

Serv urur göğsine kef-dest-i tehi âşık-misâl
Goncanun zer kisesin açmakla kocar har gül

Yakdı zillet narına ben haki tab’-ı abdar
Nitekim her dem gülab içün yanar naçar gül

Can ile meddahunam dil-teng koma beni kim
Andelibinden cihanda olmdı bizar gül

Gülşen-i vasfunda her beyti Necati çakerün
Benzer ol mevzun nihale kim ucında var gül

Zineti eyyamıdur hatt ile şi’rün şöyle kim
Reng ü buy ile olur arayiş-i gülzar gül

Benzüme bir nahl-i rengin bağladı kim yaraşur
Andan itse lutf yollarını istifsar gül

Tac-verler üzre şaha şehriyar ol şehriyar
Nice kim her nevbahar olur şeh-i ezhar gül


Günümüz Türkçesiyle:



[ devamı..... ]


2007'ye kaygılarla giriyoruz!

2007'ye şurada birkaç hafta kaldı ve şimdiden yeni yıl için duyulan kaygılar dile gelmeye başladı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi her günün gündeminin ortasına gelip oturuyor. Sine-i millete döneriz diyen muhalet, hükümeti derdest edilmesini talep eden emekli paşaların olduğu iddiası, halefini kendi seçmek istiyen bir cumhurbaşkanı ( güya saltanat kaldırıldı! )...

Puslu hava olur da çakallar eksik olur mu? Hergün yeni bir türban, tarikat haberi. Yağmur sonrası çayırları basan mantarlar gibi. Hiç eksik olmuyor. Gerçekten de 2007 siyasi gündemin daha etkili olacağı bir yıla benziyor. Ancak cari açık, AB süreci, PKK ve ABD, AB ile çizdiği açıyı genişleten TSK da hala önemi koruyor.

Infomag dergisi, 2007 yılında işletmelerin ve ekonominin gidişatı hakkında bir haber yapmış. Temkin ve ihtiyatlı iyimserlikten bahsedilmiş. Ama bence 2007'de mümkün olduğunca likit olmakta fayda var. İşletmeler, bireyler bu bir iki yılda çok borçlandı. Ee!, Devleti borçlanarak büyüyünce vatandaşı da geri kalmıyor. Yabancı bankların girişiyle kredi imkanları da arttı. Vatandaş daha çok borçlanma imkanı bulacak.

Birçok tartışma grubunda ve makalede 2001 yılında bankaların likitidite sorunu ve uygun olmayan borç-özkaynak oranı ile yakalandığını, şimdiler de ise reel sektörün aynı pozisyonda olduğu söyleniyor. Her yükseliş trendi bir düzeltme yapar. Öyle soluksuz ilelebed yukarı yönlü trend olmaz. 2001'den bu yana YTL'nin değeri, cari açık, büyüme vs. alışık olmadık biçimde yükseliş trendinde. IMF'ye verilen son niyet mektubunda cari açığın GSMH'a oranı hedefi için %8,5 hedefi zikrediliyor. Güya literatür cari açık oranı %5'i geçtiğinde tehlike çanları çalar diyor. Bu ölçüt doğru ise kulağımızın dibinde tehlike davulları çalıyor demek. Üstelik hükümet bu oranı iyimser bir hedef olarak verdiğini de dikkatten kaçırmayalım.

Düzeltmeyi tetikleyecek piyasa yapıcıları zamanında nasıl bir anayasa kitapçığını bahane ettiyse önümüzdeki günlerde herhangi bir sisyasi figürü bahane edip serbet piyasa ekonomisinin ( ! ) o meşhur dengeleme hareketini başlatabilirler.

Cumhurbaşkanının kim olacağını ve temsil meşruiyetinin dayanağının ne olacağını cumhur hariç her türlü zümre tartışıyor, plan yapıyor.



Bankacılık Sektöründe Yabancıların Payı

Halk Bankasının özelliştirilme süreci yaklaştıkça bankacılık sektöründeki yabancıların payı ve gelecekteki olası etkileri üzerine tartışmalarda artıyor. Özellikle yeni ve eski bürokratların, ekonomistlerin bankacılık sektöründeki yabancı payının hızla artmasından ve ciddi piyasa yapıcısı haline gelmesinden endişeleri var. Bu konuya ilişkin geçenlerde yayınlanan bir haberde Tevfik Bilgin'in "Avrupa'da bankacılık sektörüne yönelik yabancı payı sınırlaması olmamasına karşın nedense yabancı paylar artmıyor." dediği yazıyor. Bu sözün üzerine İtalya'da bir yerel bankanın Hollandalı bankaya satışını İtalyan Merkez Bankası Başkanı'nın engellediğini okumanız da tuzu biberi oluyor. Avrupa Birliği'nin çömezlerin de bankacılık sektöründe yabancı payları (AB idealine göre bu yabancı payı anlamsızlaşıyor. Yabancı AB'nin dışı anlamına gelmeli.) %90'larda. Sadece Polonya'da %70'ler civarında. Şimdilik gözler Halk Bankasının özelleştirilmesine çevrilmiş durumda.

Acaba Merkez Bankamızı satışa çıkarsak talibi olur mu? Böylelikle tartışmalara da bir son verilmiş olurdu. Ayrıca bu bize koymaz da. Ne de olsa senelerce Osmanlı Bankası gibi yabancı sermayeli bir banka ülkemizde Merkez Bankası görevini üstlenmiş.

Not: Tablolar Aksiyon Dergisinin 20.11.2006 tarihli sayısından alınmıştır.




Sayfa :  1