Ürün Planlama, Sorunlu!

Inveon Software Solutions'ın yönetici ortaklarından Yomi Kastro ile yapılan bir şöyleşiden alıntı*:

"Çoğu işletme ürün planlama konusunda sorun yaşamaktadır. Üünlerin üretiminden, tedarik süreçlerine ve mağaza dağıtımına kadar optimizasyon uygulamaları perakende sektörünün en çok belini büken alanların başında gelmektedir. Basit excel dosyalarıyla da yürütülebilecek bir süreçler olmadığından bu süreçlerin yönetim ve kontrolünde büyük zorluklar ile karşılaşılmaktadır. İşletmeler tarafından danışmanlık alınarak yapılması gereken konular olarak değerlendirilmesi daha uygundur. Bu anlamda genel bir sıkıntı olduğunu görülmektedir. Ayrıca, “müşterimizi gerektirdiği kadar iyi tanımıyoruz” diyen şirketler var, tabi bu durumda müşteriye kampanyalar yaratma konusunda kendisini kuvvetli hissetmiyorlar. Bu da yine veri toplamayı gerektiren bir çabadır. Ardında, verileri anlamlandırına ve aksiyona geçiş süreçlerinin bulunmasu gerektiriyor."

Kaynak: Bizim Market, Temmuz 2010, sf.76.

* İmla tashihi yapılmıştır.




Mühendis olan yöneticiliği kapar!

Yönetici Adayı ( MT-Management Trainee ) Yetiştirme Programları, 90'lı yıllardan bu yana ülkemizde genç yetenekleri bulup yönetici olarak yetiştirmek için yaygın olarak uygulanıyor. Yeni mezunların zorlu işe alım aşamalarından geçerek kabul edildiği programlarda, son yıllarda mühendislik eğitimi almış adaylar daha avantajlı bir konuma sahip.

Finans alanında faaliyet gösteren firmalar, bankalar ve holdingler MT program kültürünü yerleştiren sektörlerin başında geliyor. Earnst & Young İK Müdürü Ebru Deliktaş Vardar, genellikle içeriden kendi yöneticisini yetiştirmek isteyen, kurum kültürünü benimsemiş yöneticiler isteyen firmaların MT programlarım tercih ettiğini söylüyor. MT Programlarının zorlu işe alım ve eğitim sürecinden geçen gençler program sonunda hayalini kurdukları şirketlerde, istedikleri kariyerin sahibi oluyorlar. MT programlarına katılmak için detaylı bir işe alım sürecinden geçmek gerekiyor. Yeni mezunları hedefleyen bu programların işe alımında, önceki staj veya kısa süreli iş deneyimi de önemseniyor. Yaş sınırı ise 23 ile 27 arasında değişiyor. Tabii yöneticilik vasıflarına sahip olmak da aranılan en önemli koşullardan biri. Tüm bu özelliklere sahip adaylar, çeşitli sınav ve mülakatlar sonucunda programa başlıyorlar. Örneğin, HP program öncesi 4 haftalık bir eğitim programının ardından yüksek performans gösteren adayları Satış Üniversitesi programına dahil ediyor. Program sürecinde tüm firmalar adayların dönemsel ve proje başarılarını yakından takip ediyorlar.

SİSTEMSEL BAKIŞ AÇISI ÖNEMLİ

Garanti Bankası İK Koordinatörü Osman Tüzün, genel müdürlük birimleri için düzenledikleri MT alımlarında idari bilimler mezunlarının yanı sıra mühendislik eğitimi almış adayları da tercih ettiklerini belirtti. Tüzün, mühendislik eğitimi almış adayların, sahip oldukları sistemsel bakış açısı, analitik düşünme ve rakamları iyi analiz ederek iş hayatında kullanabilme yeteneğiyle, kariyerlerinde büyük farklar yaratabildiklerini söyledi. E&Y İK Müdürü Ebru Deliktaş Vardar da MT Programlarına özellikle İktisadi İdari Bilimler, endüstri mühendislerinin tercih edildiğini belirtti.

SATIŞ İÇİN ÖZEL PROGRAMLAR

E&Y İK Müdürü Ebru Deliktaş Vardar; son yıllarda satışla ilgili pozisyonlara yönelik yönetici yetiştirme programlarının ağırlık kazandığını söylüyor. Vestel İK Direktörü Semih Süslü, MT'lerin çalıştıkları şirketlerde zaman içerisinde en üst düzey yönetici pozisyonuna kadar yükselmelerinin mümkün olduğunu söylüyor ve ekliyor; " MT'lerin 10 yıl içerisinde uzman, kıdemli uzman, şef ve müdür pozisyonlarına gelmelerini bekliyoruz. Vestel Grubu'ndaki Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Genel Müdür ve İcra Kurulu üyelerimizin çoğu Vestel'de daha alt görevlerde işe başlayarak yükselmiş. Vestel'de şu anda İcra Kurulu Üyesi, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve Müdür sayısı 190 kişi civarında. Bu sayının 140'ı Vestel'de çalışan mühendis, uzman ve sorumlu kadrolarındaki çalışanlarımız arasından seçildi. " Philip Morris İşe Alım Lideri Yonca Koç da, " MT programlarımızla genç yeteneklere satış, pazarlama veya finans alanlarında ayrıcalıklı bir kariyer imkânı sunmaktayız. Trainee programlarımıza katılan kişiler şirketimizde, "Geleceğin liderleri olarak yetiştiriliyor." 10 yıl içinde yöneticiler Şirketlerin MT programlarından mezun olanların 10 yıl içinde uzman, kıdemli uzman ve müdür pozisyonlarına gelmeleri bekleniyor.

EN BAĞLI ÇALIŞANLAR

Çalışanlarına çeşitli, nitelikli eğitim ve geniş kariyer imkânları sunan firmaların çalışanlarını uzun süre elde tuttuğu bilinen bir gerçek. E&Y İK Müdürü Ebru Deliktaş Vardar, MT Programlarının, şirketin kaynaklarını doğru kişilere yönlendirmesini sağladığını ve belli bir gruba odaklandığı için şirketlerin çok daha kalifiye ve istenen yetkinliklerle donatılmış yönetici kadrosuna sahip olmasına olanak sağladığını söylüyor ve ekliyor :'Yönetici kademesine ulaşan adayların şirkete girişten itibaren izlenip değerlendirmesi yapılabiliyor, bu da uzun vadede hem şirkete hem de çalışana katkı sağlıyor. Çalışan için kariyer yolu ve gelişimi daha sıkı takip edildiğinden bağlılık artıyor.

Kaynak: Habertürk, Kariyer, 13.06.2010




Excell'de Hazırlanmış Mühendislik Araçları ve Analiz Sayfaları

İnternette finansal analiz ile ilgili yaptığım bir araştırmada çeşitli amaçlar için excell sayfaları ile üretilmiş ücretsiz basit ama özellikle öğrencilere ve küçük uygulamalar peşinde olan mühendislere çok yardımcı olabilecek bir kaynağa ulaştım.

Eğer;

  • Bütçe Analizi
  • Rating Hesaplama
  • Nakit Akışı
  • Zaman Serileri
  • Satın Alma için Senaryo Değerleme
  • Proje Değerleme
  • Stok Değerleme
  • Projeler için İç Verim Oranı Hesaplama
  • Optimal Sermaye Yapısı
  • Risk Analizi
  • Finansal Analiz
  • Balanced Scorecard
  • Net Bugüngüki Değer Hesabı
  • Entellektüel Sermaye Değerleme
  • Stok Kontrol Simülasyonu

ve daha buraya yazamadığım birçok konuda hazırlanmış excell uygulamalarını incelemek istiyorsanız bu kaynaktan faydalanabilirsiniz.




80/20 Yanılgısı

80/20 yada ABC kuralı olarak bilenen ve temeli Pareto Analizine dayanan görüşün  iddia edildiği gibi doğru olmadığını düşündüğümü ara ara ifade etmişimdir. Bu konuyu daha detaylı incelemek istedim ve aşağıda düşüncelerimi açıklayan bir vaka analizi hazırladım:

1) Alfa ve Beta aynı işyerinde aynı hizmetleri üreten/pazarlayan iki personeldir. Alfa ve Beta’nın 31.10.2005 tarihinde Tablo 1’de açıklanan A ve B hizmetlerinde ürettiği katma değere göre performansları Tablo 2’deki gibidir. Yöneticileri personelin performansını A ve B hizmetlerinde ürettikleri katma değere göre yorumlamaktadır.





2) Yönetici Alfa’nın Beta’ya göre performansını düşük buluyor ve personelini inceliyor. Bulgularına göre; Alfa işin gerektirdiği teknik becerilere sahip ve tecrübelidir. Ancak uzun süreli dikkatini muhafaza edememekte ve stres altında kaldığında karar vermede gecikmektedir. Bu nedenle özellikle A hizmetinin üretilmesinde/pazarlanmasında sorun yaşamaktadır. Ve bu sorunlar diğer çalışmalarına da aksetmektedir. Çalışmasının bir kısmını da düzeltme telafi işlerine ayırmaktadır.

Beta da Alfa’nın sahip olduğu teknik becerilere ve tecrübeye sahiptir. Bununla birlikte uzun süreçlerde dikkatini muhafaza edebilmekte ve stres altında çalışma disiplinini koruyabilmektedir. Karar vermede ara sıra yanlış yapsa da aksiyon almada tereddüt yaşamamaktadır.




Beta da Alfa’nın sahip olduğu teknik becerilere ve tecrübeye sahiptir. Bununla birlikte uzun süreçlerde dikkatini muhafaza edebilmekte ve stres altında çalışma disiplinini koruyabilmektedir. Karar vermede ara sıra yanlış yapsa da aksiyon almada tereddüt yaşamamaktadır.

Yönetici Alfa ve Beta’nın mevcut bilgi, yetkinlik, tecrübe ve davranış envanterlerini değerlendirerek şu kararı verir:

-    Alfa mümkün olduğunca A hizmeti yapmayacak tüm enerjisini B’ye verecektir. Böylelikle dikkatsizlik ve streste altında çalışmadan kaynaklanan hatalardan etkilenmeyecektir.
-    Beta mümkün olduğunca A hizmetini götürecektir. A’da çalışmak onun için fazla sorun olmadığından bir aksama çıkmayacaktır. Vakit kaldıkça B hizmeti ile meşgul olacaktır. Ancak A hizmeti artık Beta’ya yönlendirilecektir.

Yönetici 07.11.2005 tarihinde Alfa ve Beta’nın A ve B hizmetlerinde ürettiği katma değere göre performansları Tablo 3’te listeler ve sonuç için kendini kutlar:

-    Aynı personel ve süre içerisinde üretilen toplam katma değer %107 artmıştır. (Fazladan 9B daha üretilmiştir.)
-    Telafi ve düzeltme maliyeti %29 azalmıştır.
-    Personelin yönetimin uygun gördüğü (5 saatten az 10 saatten fazla olmayacak) ve kendisi için ayırdığı atıl zaman sadece Beta için 1 saat artmıştır.

3) 08.11.2005 tarihinde mühendislik/insan kaynakları bölümü en çok hangi personelin ne kadar katma değer ürettiğine dair çalışma yapmış; yapılan çalışmanın neticesinde de üretilen katma değerin personele dağılımı Alfa için %88, Beta için %12 olarak bulunmuştur. Bu sonucu tespit eden mühendislik/insan kaynakları bölümü kendilerini tebrik etmişlerdir. Sonuçlar 80/20 kuralını tasdik etmektedir.



Değerlendirme: Örneği dışarıdan bakan bir gözlemcinin dinamik bir sistemin evreleri olarak tasvir etmesi halinde incelersek;
  • Alfa, Beta’ya göre davranışsal olarak daha zayıf kapasitededir
  • Yönetici 31.10.2005 tarihinde sisteme müdahale etmiştir. Artık sistem başlangıç koşullarına göre hareket etmemektedir.
  • Başlangıçta Beta kendi sahip olduğu becerilere göre hizmet üretmektedir. Ancak 31.10.2005’ten itibaren Alfa’nın sahip olmadığı becerilere göre de iş üretmeye başlamıştır. Yani Beta’nın iş üretiminin nedensel ilişkisi sadece Beta ve Beta’nın hizmet değişkenlerine göre belirlenmemektedir. Beta’nın iş üretimi, Alfa’nın sahip olmadığı beceriler, Alfa’nın işleri ve Yönetici’nin iş yönetme anlayışı değişkenlerinden de etkilenmektedir.
  • Mühendislik/insan kaynakları bölümü %89 ve %11 sonuçlarını doğrudan ve sadece Alfa ve Beta ile ayrı ayrı ilişkilendirmiştir. Aslında gözlemlenen birlikte gerçekleşen ilişkisidir. Nedensel ilişki değildir.
  • Beta’nın performansının bir bölümü Alfa’nın sonuçları içersinde kalmıştır. Çünkü Beta Alfa’nın yapamadığı işi üstlenerek ona yapabileceği iş için alan açmıştır. Beta üstlendiği ek işleri Alfa’dan daha iyi yapmıştır.

80/20 kuralı        
  f(Alfa)  -> Alfa’nın becerileri/performansı -> Sonucun %89’u        
  f(Beta)  -> Beta’nın becerileri/performansı -> Sonucun %11’i


Sistem düşüncesi
fs(Alfa)  -> f( Alfa’nın becerileri            Sonucun %89’u
      Alfa’nın Beceriksizlikleri 
      Yöneticinin müdahalesi
       Beta’nın Becerileri)
      
fs (Beta)  -> (Beta’nın becerileri ->         Sonucun %11’i
        Beta’nın Beceriksizlikleri
        Yöneticinin müdahalesi
        Alfa’nın Beceriksizlikleri)



  • Beta’nın performansına ait bazı sonuçlar Alfa’nın sonuçları içinde yer almaktadır. Yani performansın icra edildiği yer ile sonuçlarının gözlemlendiği yer arasında fark vardır.
80/20 kuralına göre ölçümlenen değişkenler ve sonuçlar üzerinde doğru yorum yapabilmek için sistemin değişkenler üzerindeki etkisini ölçmek ve bu değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini kurmamız gerekir. Betaları değerlendirirken sistemin onların performansına ait sonuçları (katma değerleri) nerelere, niçin ve nasıl kaydırdığı değerlendirmemiz gerekir. Alfaları da benzer bir değerlendirmeye almak gerekir; Alfa’nın sonuçları nereden, niçin ve nasıl geliyor, sonuçlar sadece Alfa’ya mı ait yoksa belirli bir düzenlemenin sonucu mudur?



80/20 kuralı Alfa’yı “hayati azınlık”, Beta’yı “önemsiz çoğunluk” olarak nitelendirir. Aslında önemsiz çoğunluğun ürettiği katma değerin bir kısmı hayati azınlığa ait sonuçlarda yer almaktadır. Bu yer değişimini fs (Alfa) fonksiyonu yönetmektedir. Hayatilik fs (Alfa)’nın, önemsizlik fs (Beta)’nın sonucudur. Toplam’da en çok katma değeri üretmek için sistem/yönetim bu iki fonksiyonu kullanmıştır. Alfa ve Beta’yı iki ayrı ekip, iki ayrı makine grubu, iki ayrı çalışan tipi, iki ayrı departman gibi yorumlayabilirsiniz. 31.10.2005 ve 07.11.2005 tarihleri de sistemin dinamik yapısını ve sürece dikkat çekmek içindir. Bu süre 1 ay, 1yıl, 5 yıl da olabilir. Sistem sürekli bilinçli ya da doğaçlama yoluyla müdahaleye uğrar. Ancak 80/20 kuralı bunu dikkate almaz. O an ki girdiler ile sonuçlar arasındaki birliktelik ilişkine odaklanır. Birliktelik ilişkisini gözlemlemek kolaydır. Hâlbuki asıl yapılması gereken nedensellik ilişkisini gözlemlemektir. Ancak bu diğerine göre zordur.

80/20 kuralını doğrulayan çok sayıda gözlem “hayati azınlık, önemsiz çoğunluk” önermesini doğrulamaz. 80/20 kuralı olsa olsa; “sistemlerin performansı (üretimi, toplam katma değerini) en büyüklemek için hayati azınlıklar ve önemsiz çoğunluklar (performans, verimlilik, vs.) deseni ürettiği” anlamına gelir.




Tam Zamanında Üretim ve Toyota Farkı

Endüstri Mühendisliği diplomamı almak için hazırladığım bitirme projesinin konusu Tam zamanında üretim uygulamalarıydı. "0" stok çok iddialı bir hedefti. Ancak bazen hedefe giden yol hedefe ulaşmaktan daha kıymetli olabiliyor.

Geçenlerde okuduğum bir makale bana bugünlerde pek de telaffuz edilmeyen "Tam Zamanında Üretimin" örgütlere kazandırdığı rekabet avantajını hatırlattı. Tabloyu incelediğinizde Toyota'nın kendisiyle aynı pazar payına sahip rakiplere göre %50 daha az stok yaptığı görülüyor. Stokladığınız ürün "büyük vasıtalar" olunca stok hacminiz daha büyük bir önem kazanıyor.

Bir iki cephede muharebe kaybetmek neyse de ABD otomotiv üreticileri neredeyse her cephede rakipleri karşında boynu bükük kalıyor.




Gary Hamel'a Göre GM ve Toyota'nın Yolu

Toyota'nın Yolu, GM'nin Yolu

Toyota'nın Başarısı, GM'nin Hatası


Kalite-Ürün Ürtetim Süreçlerinin Ayrımı




Değişim Şart Değil!

Değişim gerekli değil. Hayatta kalmak da mecburi değil.

                                                   W. Edwards Deming




Mühendisler Neyi Bilmeye İhtiyaç Duyar?

1995'te tüm dünyadaki mühendislik hizmetlerinin yaklaşık %40'ı ABD'de icra edilirken bugün itibariyle 2010 yılında bu oranın %10'a gerileyeceği tahmin ediliyor. Sadece Amerikan değil birçok gelişmiş hatta gelişmekte olan ülkelerin şirketleri (Türk işletmeleri de dahil) işlerini ve AR-GE çalışmalarını Çin ve Hindistan'a kaydırdığı artık gözle görülebilir bir gerçek. Bu işler önceleri kalitesiz, toplamda daha maliyetli olan işlerde değil. Kaliteli ve düşük maliyetli; katma değeri yüksek işler.

Bu değişim, önceleri Tayvan, Singapur ve Güney Kore gibi ülkelerin, sonra da Çin ve Hindistan'ın mühendislik ve bilimsel eğitime devasa ölçülerde yatırım yapmasına neden olmuş, ve "Amerikan mucizesinin" yerel modelleri olduğu ümit edilen gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bugün bu ülkeler ABD'nin tüm bildiklerini  anlayabiliyor ve yorumlayabiliyor: Bilgi üretimi geleceğin iktisadi büyümesinin en  önemli sürücüsüdür ve küresel ekonomiye katılmak için eğitimli işgücüne ihtiyaç vardır. 

Üniversiteler hem kendileri hem de öğrencileri için bu değişimin ve beraberinde getirdiği meydan okumaların farkında olmak durumundadırlar. Mühendislik bilgisine, akademik arka planlara ve her mühendislik disiplininin kendisine ait teorilerine yaptığı vurgunun önemi hala büyük; ancak yenilik, girişimcilik, ürün geliştirme ve bütünleşik sistem kavramları da mühendislik mezunlarının anlamaları ve yorumlamaları gereken konuların başında gelmektedir.

Müfredatların geleneksel içerikleri öğrencilerin çok lisanlı, çok kültürlü ve çok uluslu bir çalışma ortamında yeniliği üretecek ve yönetecek şekilde zenginleştirilmesi gerekiyor. Ülkemizde de mühendislik eğitimlerinin en çok ihtiyaç duyduğu konu kanımca bu olsa gerek.

Mühendislik eğitimleri, disiplinlerin bilmeyi gerekli kıldığı temel teorilerin ve hesaplama yöntemlerinin öğrenildiği süreçlerin ötesine geçip, küresel pazarlarda faaliyet gösteren ister yerel olsun ister küresel olsun işletmelerin yenilikçi, çok kültürlü ve çok uluslu yeni meydan okumalara açık çalışma alanlarına hazırlanmayı sağlamalıdır.




İki Ekran Bir Ekrandan Daha İyidir

Microsoft çalışanları verimliliklerini artıran bir araç geliştirmişler. Verimlik artışı %9 ile %50 arasında değişiyormuş. Geliştirilen aracın yapısı çok basit; birden fazla ekranla çalışmak! Microsoft'un uzmanları bilgisayarlara ikinci, hatta üçüncü bir ekran eklemenin verimliliği artırdığı kanıtladılar. Geniş-ekran etkisnin oluşturarak özellikle bilgisayar kullanımının yoğun olduğu ofis işlerinde verim artışı sağlamak amaçlanıyor.

Ayrıca, daha büyük bir ekrana işletim sistemlerinin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini ve ihtiyaç duyulan değişiklikleri de tespit etmişler.

İşin açıkçası çoklu ekranla çalışmanın finans sektörü başta olmak üzere birçok alanda büyük verimlilik artışına neden olacağına inanıyorum. Bankacılıktan bir örnek vermek gerekirse genelde anlık opresayonel kararlar için bazı rapor ekranlarının incelenmesi gerekir yada raporların bazen çapraz incelenmesi gerekir; mevcut ekranlarımız sadece bir pencereyle çalışmaya uygun tasarlanmıştır. Ve pencereler arası geçişler hem zaman kaybettirmekte hem de odaklanma sorununa neden olmakta. Çoklu ekranın bu sorunu aşmak için iyi bir öneri olduğunu düşünüyorum.

Bakalım geniş görüş imkanı kazandıran ekranlar ne zaman masalarda yerini alacak?




Sayfa :  1 2 3 4 5 6 7