Fransa, "Ermenilere soykırım yapılmadı" demeyi yasaklayan ve cezalandıran yasayı senatoda onayladı. Ermeni tezlerine destek çıkan ve her fırsatta medeniyetin ölçüsü olarak değerlendirilen yaşadığı topluma hakaret edebilme ve aşağılayabilme becerisini gösteren Orhan Pamuk'a nobel ödülü verildi. Bunlar aynı gün oldu. Daha bir iki hafta önce TSK Tesev'in Almanak'ı için zehir zemberek açıklamada bulundu. AB temsilcileri de öyle görünüyor ki bu sefer TSK karşısında altan almayacaklar. Bazı dangalaklar da (tabiri lütfen mazur görün ama en hafifi bu tabir) AB ağzıyla TSK'ya Türk siyaset ve kamu hayatında şekilsiz ve alafranga bir don biçiyor.
Meclis'in iç siyaset nedeniyle bugüne kadar AB uyum sürecinde sessiz kalmış yada deseklemiş üyelerinde de huzursuzluklar ve iştiyaksızlık görünüyor. Başbakan Erdoğan ve Baş Müzakereci Babacan'ı da bu listeye ekleyebilirsiniz. En önemlisi ise Türk halkının AB'ye bakışında yaşanan değişim. Geçenlerde FT'de bu konuda uyarı niteliğinde bir yazı çıktı. Ancak şu da varki artık menfaatlere ulaşma isteğindeki açlık AB ve sözde müttefiklerin Türkiye'ye bakışlarını ve arzuladıkları Türkiye görüşünü ortaya koymalarına engel olamıyor. Resmi askeri yada sivil toplantılarda bile bölünmüş, hazmedilmesi kolay ve daha işlevsel bir Türkiye projeksiyonu haritalarıyla birlikte masaya yatırılıyor.
Ortadoğu'da zaman daraldıkça Türkiye üzerindeki süreçler daha da hızlanıyor. Süreç hızlandıkça oyunlar perdesiz ve doğruda muhataplarının gözleri önünde oynanıyor. Belki artık Türk halkının ve kurumların yeteri düzeyde hissizleştirildiği ve tepkisizleştirildiği düşünülmüş olabilir. Hala TSK iriticayı yok etmek için kılıcını kendi çocuklarının başınına indirmekten çekinmeyeceğini söyleyebilirken AB ve ABD'ye bir müttefike yapılabilecek diplomatik sitem ve uyarılarda bulunuyor.
Buna karşın AB sürecinin Türkiye için artık fiilen bittiği söylenebilir. Türkiye'nin tüm kurucu ülkelerle sorunu var ve hiçbiri Türkiye'yi tam üye olarak istemiyor. Sadece yönetimler değil halkları da istemiyor. Türkiye'nin de AB istekliliği her geçen gün azalıyor. Ve artık TSK'da AB sürecinde kendini bir taraf olarak görüyor. Şimdilik savunmada bir konum.