2007'ye kaygılarla giriyoruz!

2007'ye şurada birkaç hafta kaldı ve şimdiden yeni yıl için duyulan kaygılar dile gelmeye başladı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi her günün gündeminin ortasına gelip oturuyor. Sine-i millete döneriz diyen muhalet, hükümeti derdest edilmesini talep eden emekli paşaların olduğu iddiası, halefini kendi seçmek istiyen bir cumhurbaşkanı ( güya saltanat kaldırıldı! )...

Puslu hava olur da çakallar eksik olur mu? Hergün yeni bir türban, tarikat haberi. Yağmur sonrası çayırları basan mantarlar gibi. Hiç eksik olmuyor. Gerçekten de 2007 siyasi gündemin daha etkili olacağı bir yıla benziyor. Ancak cari açık, AB süreci, PKK ve ABD, AB ile çizdiği açıyı genişleten TSK da hala önemi koruyor.

Infomag dergisi, 2007 yılında işletmelerin ve ekonominin gidişatı hakkında bir haber yapmış. Temkin ve ihtiyatlı iyimserlikten bahsedilmiş. Ama bence 2007'de mümkün olduğunca likit olmakta fayda var. İşletmeler, bireyler bu bir iki yılda çok borçlandı. Ee!, Devleti borçlanarak büyüyünce vatandaşı da geri kalmıyor. Yabancı bankların girişiyle kredi imkanları da arttı. Vatandaş daha çok borçlanma imkanı bulacak.

Birçok tartışma grubunda ve makalede 2001 yılında bankaların likitidite sorunu ve uygun olmayan borç-özkaynak oranı ile yakalandığını, şimdiler de ise reel sektörün aynı pozisyonda olduğu söyleniyor. Her yükseliş trendi bir düzeltme yapar. Öyle soluksuz ilelebed yukarı yönlü trend olmaz. 2001'den bu yana YTL'nin değeri, cari açık, büyüme vs. alışık olmadık biçimde yükseliş trendinde. IMF'ye verilen son niyet mektubunda cari açığın GSMH'a oranı hedefi için %8,5 hedefi zikrediliyor. Güya literatür cari açık oranı %5'i geçtiğinde tehlike çanları çalar diyor. Bu ölçüt doğru ise kulağımızın dibinde tehlike davulları çalıyor demek. Üstelik hükümet bu oranı iyimser bir hedef olarak verdiğini de dikkatten kaçırmayalım.

Düzeltmeyi tetikleyecek piyasa yapıcıları zamanında nasıl bir anayasa kitapçığını bahane ettiyse önümüzdeki günlerde herhangi bir sisyasi figürü bahane edip serbet piyasa ekonomisinin ( ! ) o meşhur dengeleme hareketini başlatabilirler.

Cumhurbaşkanının kim olacağını ve temsil meşruiyetinin dayanağının ne olacağını cumhur hariç her türlü zümre tartışıyor, plan yapıyor.



Sayfa :  1