İslam, her eylemi abid ile mabud arasında hususi bir ilişki olarak değerlendirir. Yürümek, uyumak, yemek gibi temel fizyolojik hareketler bile abid ile mabudun arasında hususi bir ilişkidir. Okumak, gülümsemek, selamlaşmak gibi birçok eylem bu hususi ilişkinin bir unsurudur.
Bununla beraber bir de diğer eylemlerden ayrılan kendine has erkanı ve ritmi olan temel ibadetler vardır. Bunlar genelde İslam'ın beş şartı altında ifade edilir. Bu temel ibadetler Zikir (Kelime-i Tevhid), Namaz, oruç, hac ve zekat gibi zahirde bedeni ve mali eylemlerden mürekkep ibadetlerdir. Herbir ibadetin kendine has bir yönü olmakla birlikte benim değinmek istediğim konu zekât ile ilgili.
İslam, insanların ibadet edip etmediğinin, günah işleyip işlmediğinin araştırılmasına müsade etmez. Hz. Ömer'in bir ifadesiyle hata göz önünde olur, araştırılıp bulunan da hata değildir anlayışı bunun çok güzel bir ifadesidir. Ne insanların namaz kılıp kılmadığı ne oruç tutup tutmadığı, ne de evinde meşgul olduğu işleri araştırılabilir.
Ancak zekâtta durum farklı. İster Hz. Peygamber döneminde olsun, ister dört Halife döneminde olsun zekât ibadeti yeri geldiğinde devlet marifetiyle sıkı bir denetime sahipti. İslam'a göre müslümanların zenginleri mallarının en az kırkta birini (%2,5) ihtiyaç sahiplerine vermek zorundadırlar. Zekât her ne kadar bir ibadet olsa da Asrı Saadette uygulanış biçimiyle sıkı denetim altındadır. Hatta Hz. Ebubekir döneminde zekâtını vermeyen bir arap kabilesi ile savaşın eşiğine gelinmiş, Hz. Ebubekir zekatın verilmemesi durumunda savaş açılacağını beyan etmiştir. Yine Hz. Peygamber'in bazı kişilere zekâtlarını bir an önce vermeleri için haber salmıştır.
İslam, sermayenin temerküz etme temayülünü yadırgamaz. Hatta birçok noktada bunu doğal bir süreç olarak kabul eder. Sosyalist görüş ise bu merkezilşme eğilimini üretim araçlarının mülkiyetinin önce kamusallaştırılması sonra tamamen halka bırakılması ve bireysel girişimci yerine kolektif girişimci anlayışı ile çözmeye çalışmıştır. Kapitalist yada şimdilerdeki inceltilmiş ifadesiyle liberalist görüş ise bireysel girişimcinin önündeki her türlü engeli kaldırmaktan yanadır. Elbetteki bireysel becerinin ölçüsünde sermaye belirli becerikli ellerde toplanacak ve diğer beceriksizler elenecektir. Böylelikle evrimleşmiş homo economicus'lardan oluşan en sağlıklı popülasyona ulaşılabilecektir.
İslam sermayenin merkezileşmesini doğal bir süreç olarak kabul eder ama bu sermayenin belirli ellerde bloke olmasına ve bugünki manada kapitalist bir güç olarak sadece kendini besleyen ve kendini büyütmek için ekolojisini tahrip eden bir yapıya bürünmesine müsade etmez. İnfak, sadaka, hayır gibi birçok yolla sermaye birikimine sahip olanları sahip oldukları birikimleri ihtiyaç sahiplerine aktarmaya davet eder. Beceriksiz ve fırsatları iyi değerlendiremeyenler ayıklamaya tabi tutulmaz. Yada becerikli ve bireysel girişimcilikte daha becerikli ve fırsatları daha iyi değerlendirenlerin önü kesilmez.
Zekat sermaye birikimlerinin birer muharrik güç olarak iktisadi ve sosyal hayatta adil bölüşüm için zaruri bir ibadettir. Günümüzdeki uygulamasıyla devletin işlevselliğinin ortadan kalkması gelir dağılımı açısından İslam toplumlarınn kapitalist birçok topluma göre daha kötü bir durumda olmasına neden olmaktadır. Bireysel mülkiyetin ve girişimci önünü açmanın ve bir tür ileri düzeyde evrimleşmiş hayvan olan homo economicus'un doğal seleksiyon ile daha iyi bir popülasyon oluşturacağı varsayımı bugünün gelir dağılımı arasında uçurumlar olan toplumları üretmiştir. Bunsan İslam toplumlarıda uzak kalamamıştır.
Kuran, malını; diğer bifadeyle de sermayesini tekrar tekrar sayanlara lanet etmektedir. Ve zekat bu malın, sermayenin belirli ölçü ve koşullarla temerküz ettiği yerlerden çevreye akması gerektiğini vurgular. Bu akışın uygulamada kesintisiz, denetim altında ve gerektiğinde de meşru yaptırım gücünün marifetiyle sürdürülmesi gerekir. Sermayenin becerikli ve fırsatları daha iyi değerlendiren bireysel girişimcinin elinde birikmesi ne kadar hak ve meşru ise yine birikimin bu beceriden uzak ve fırsatları iyi değerlendiremeyen bireysel girişimcilere belirli ölçülerde akması o kadar hak ve zaruridir.
İbadetler İçinde Zekâtın Hususi Yönü
Ekim 21, 2006, 12:01 am
Sayfa :
1