Benjamin Franklin 1748 yılında "Genç Tüccara Nasihat" başlıklı küçük bir mektup yazmıştır. Weber'in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu isimli kitabında kapitalizmin ethos'una örnek olarak gösterdiği bu nasihatler bize kapitalist eylemin ahlaki dayanağını tarif eden değerleri de çok güzel özetlemekte:
"Şunu unutma; zaman paradır. Her gün çalışarak emeğinin karşılığı olarak on şilin kazanabilen ve yarım gün de gezinen veyahut odasında yan gelip keyfince yatabilen biri, kendi zevki için sadece altı pens harcarsa, şunu bile hesaplamalıdır: Bunların yanında beş silin daha harcamıştır. Ya da daha fazlasını sokağa atmıştır.
Şunu unutma; kredi paradır. Bir insan ödeme yapıldıktan sonra bile parasını bana teslim etse, faizi bana armağan etmelidir. Ya da o zamana kadar benim kullanabileceğim kadarını bana hediye etmiş olur. Bu insan iyi ve büyük bir krediye sahipse ve bunu güzel ve faydalı bir biçimde kullanıyorsa önemli bir miktara ulaşabilir.
Şunu unutma; para üretime güç veren verimliliği artıran yapıdadır. Para parayı üretir. Ondan elde edilen daha fazlasını ve daha fazlasını üretir. Beş şilin katlandığında altı şilin olur. Tekrar döndürülerek yedi şilin üç pens ve yüz pound olana kadar bu böylece devam eder. Elde sahip olunan para daha fazla olduğu sürece her dönmede daha fazla para üretir.
Böylece faiz her seferinde daha fazla yükselir. Ana domuzu öldüren bin nesili birden yok etmiş olur. Beş şilini öldüren onun üretebileceği her şeyi öldürür. Hatta bütün sterlin hesabını.
Şu atasözünü unutma, iyi bir ödeyici, herkesin cüzdanın efendisidir. Aldığını söz verilen zamanda ödemesiyle tanınan biri, arkadaşlarının o anda ihtiyacı olmayan parayı her zaman ödünç alabilir.
Bu bazen çok işe yarar. Çalışkanlık ve ölçülülüğün yanında, genç bir adamın bütün ticari işlerinde, ilerlemesini sağlayacak dakiklik ve adaletten daha önemli başka bir şey yoktur. O zaman, söz verdiğin gibi, ödünç parayı gereğinden bir saat bile fazla elinde tutma! Arkadaşının kızgınlığı, cüzdanının ağzını tamamen kapamasına neden olmasın.
Kişi kredisini etkileyen en önemsiz eylemleri dikkate almak zorundadır. Sana inananların sabahları saat 5 'te ya da akşamları saat 8'inde çekicinin vuruşlarını duymaları onları altı ay mutlu kılar; fakat eğer işinin başında olman gereken saatte bilardo masasının başında görülürsen ya da sesin meyhaneden gelirse, o zaman ertesi sabah sana yekûnu hatırlatırlar ve sen daha parayı kullanamadan geri isterler.
Bunun dışında, bu şunu gösterir: Borçlarına sadıksan, bu durum senin şerefli bir insan olduğun kadar sorumlu biri olduğunu da gösterir; bu da senin kredini arttırır. Sahip olduklarını mülkiyetinde tutmaya ve ona göre yaşamaya dikkat et. Kredisi olan birçok insanın içine düştüğü yanılgı budur. Buna engel olmak için, gelir ve giderlerini tam olarak hesapla. Bir kez ufak şeyleri de hesaba katma zahmetine katlanırsan, şu iyi sonuç ortaya çıkar: Küçük giderlerin nasıl büyük yekünlara ulaştığını fark edersin ve neyin tasarruf edilebilmiş olacağını, gelecekle neyin tasarruf edilebileceğini görürsün.
Akıllılığın ve saygıdeğerliliğin ile tanınan bir insan olduğunu farz edersek, yıllık 6 sterlin için 100 sterlini kullanabilirsin. Günde boş yere bir kuruş harcayan yılda 6 sterlini ziyan etmiş olur ve bu da 100 sterlinin kullanımının fiyatıdır. Her gün zamanının 1 pens değerindeki bir kısmını harcayan (ki bu ancak birkaç dakika yapar) başka bir hesapla bir tam günü ve yıllık 100 sterlinin kullanımının sağlayacağı yararları da kaybeder. Zamanının beş şiline eşdeğer olan kısmını harcayan, beş şilini rahatlıkla denize atabilir. Beş şilin kaybeden, sadece toplamı kaybetmekle kalmaz, iş alanında o paranın dönüştürülınesiyle kazanılabilecek her şeyi kaybeder; bu da genç bir adam yaşlanana kadar oldukça büyük ve anlamlı bir yeküne ulaşır."
Kaynak: Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, Çev: Gülistan Solmaz, 2010, s.36-38.




