Accenture'nin dünya çapında 900 üst düzey yönetici arasında yaptığı bir araştırmaya göre yöneticilerin % 22'si şirketlerinin küresel pazarlarda rekabet etmeye yeterince hazır olmadığına inanmaktadır.
Araştırmanın ilgi çeken en önemli sonuçlarından biri küresel yeteneklerine en çok güvenen yöneticilerin İngiliz, Fransız, Alman ve İspanyol yöneticilerin olması. Amerikalı liderlerin ortalama bir güven düzeyine sahip görülmüş. Japon ve Çinli yöneticiler ise en düşük güven düzeyine sahip yöneticiler olmuş. Araştırmayı yapanlara göre, ortaya çıkan en önemli bulgu yöneticiler küresel pazarların aşırı derecede karmaşıklaşmasıdır. Bununla beraber ulusal dar bir açıdan dünyaya bakmaya çalışan şirketleri rahatsız eden bir gerçekliğin ortaya çıkması ve bunun sonucu şeklinde de yorumlamak mümkün.
Örneğin düşük araştırma geliştirme maliyetlerinin peşinde olan küresel şirketler geleneksel Silikon Vadisi yatırımlarından uzaklaşıyor. Bugün en çok yatırım çeken bölgeler Çin ve Hindistan. Yada Motorola, Capgemini ve Delphi gibi büyük şirketler ARGE'lerini Polonya Krakow'a kuruyor.
Kendi ana ülkelerinde ARGE çalışmalarını yürütmeye devam ederek önemli fırsatları kaçırmak istemiyorlar. Çünkü yenilik artık, Silikon Vadisi gibi geleneksel araştırma merkezleri ile sınırlandırılmaz bir hal almış durumda. Çin'in nanotekloji patentlerindeki payı bugün için %12'lere ulaşmış durumda.
Diğer bir şaşırtıcı sonuç ise üç yöneticiden birinin en büyük meydan okuma olarak işler üzerinde küresel ekonominin etkisi olarak ifade ederken, jeopolitik risklere göreceli olarak daha ilgisiz kalmalarıdır. Örneğin, Ortadoğu'daki kargaşanın artmasına yada Kuzey Kore'nin nükleer silah denemelerine daha az ilgi göstermişler. Yöneticiler, daha çok kontrolün kendilerinde olduklarına inandıkları anahtar yönetim konularına odaklanmaktalar. Karşılaştıkları en büyük zorluğun ortak bir kültür oluşturmak ve bu yeteneğe sahip olmak olarak ifade ediyorlar. Bunun arkasından makul bir yerel gümrük tarifesi ve iş yapma yöntemleri geliyor.
Accenture yetkililerinden Spelman;
"Şirketler birdenbire daha az tanıdıkları ülkelerle/ülkelerde iş yapmak/yaptırmak zorunda kaldılar. Burada en açık olan gerçek iş yönetiminin karmaşıklık düzeyinin artması ve bu örgütlerde aslında küresel gerçeklere uygun olmayan yöneticilerin değişmeye olan ihtiyaçlarını fark etmeleridir. Küreselleşme mucizesinden bahsetmek kolaydır, ama değişim zordur." diyor.

İngiltere'nin etkili düşünce gruplarından 