Leyla vü Mecnun'dan; Aşık ile Maşuk

Erbâb-ı kemâle ol ayândır
Kim hüsn ile aşk tev'emândır

Hüsn âyine-i cihân-nümâdır
Keyfiyyet-i aşk ana cilâdır

Hüsn olmasa aşk zâhir olmaz
Aşk olmasa hüsn bâhir olmaz

Hüsn olmasa aşkdan ne hâsıl
Ma'şuk eder ehli aşkı kâmil

Olmaz ise aşk hüsn olur hvâr
Aşk iledir ehl-i hüsne bâzâr

MECNÛN idi câm-ı rahât-efzâ
LEYLİ ana bâde-i musaffâ

LEYLİden idi cemâl-i MECNÛN
Hüsn ile olurdu aşk efzun

MECNÛNdan idi cemâl-i LEYLİ
Aşk idi eden cemâle meyli

Bir gün MECNÛN-ı dil-şikeste
Sahrâda gezerdi zâr u hasta

Bir safhada gördü iki peyker
MECNÛN ile LEYLİ'yi berâber

Ol âşık-ı müstemend ü gam-nâk
Hakk eyledi nâkş-ı yarını pâk

Sordular ana hakikatı hâl
Kim nite durur bu iki timsâl

Dedi bize bir durur hakikat
Birlikde yaraÅŸmaz iki suret

Olmak gerek ehl-i dâniş âgâh
Kim biz ikilikdeniz münezzeh

Sâ'il dedi: bu değil midir âr
Kim yâr ola yok sen olasın var

Sen nite kalursun ol olur hak
Bâri anı koy sana kalem çek

Dedi: reh-i aşk içinde lâyık
Mâ'şuka olan nikaab âşık

Uşşâk, ten ü habib-i cândır
Ten zâhir ü tenden cân nihândır

Mâ'şuka ne bak, olursa mestur
Aşık gerek el içinde meşhur

Kim âleme âşık akıdan baş
Mâ'şuk kim olduğun kılur fâş

Günümüz Türkçesiyle:



[ devamı..... ]


Sayfa :  1