Erbâb-ı kemâle ol ayândır
Kim hüsn ile aşk tev'emândır
Hüsn âyine-i cihân-nümâdır
Keyfiyyet-i aşk ana cilâdır
Hüsn olmasa aşk zâhir olmaz
Aşk olmasa hüsn bâhir olmaz
Hüsn olmasa aşkdan ne hâsıl
Ma'şuk eder ehli aşkı kâmil
Olmaz ise aşk hüsn olur hvâr
Aşk iledir ehl-i hüsne bâzâr
MECNÛN idi câm-ı rahât-efzâ
LEYLİ ana bâde-i musaffâ
LEYLİden idi cemâl-i MECNÛN
Hüsn ile olurdu aşk efzun
MECNÛNdan idi cemâl-i LEYLİ
Aşk idi eden cemâle meyli
Bir gün MECNÛN-ı dil-şikeste
Sahrâda gezerdi zâr u hasta
Bir safhada gördü iki peyker
MECNÛN ile LEYLİ'yi berâber
Ol âşık-ı müstemend ü gam-nâk
Hakk eyledi nâkş-ı yarını pâk
Sordular ana hakikatı hâl
Kim nite durur bu iki timsâl
Dedi bize bir durur hakikat
Birlikde yaraÅŸmaz iki suret
Olmak gerek ehl-i dâniş âgâh
Kim biz ikilikdeniz münezzeh
Sâ'il dedi: bu değil midir âr
Kim yâr ola yok sen olasın var
Sen nite kalursun ol olur hak
Bâri anı koy sana kalem çek
Dedi: reh-i aşk içinde lâyık
Mâ'şuka olan nikaab âşık
Uşşâk, ten ü habib-i cândır
Ten zâhir ü tenden cân nihândır
Mâ'şuka ne bak, olursa mestur
Aşık gerek el içinde meşhur
Kim âleme âşık akıdan baş
Mâ'şuk kim olduğun kılur fâş
Günümüz Türkçesiyle:
[ devamı..... ]