Ben öğrenciyken ( 1994-1998 ) SAP modülü çok popülerdi ve planlamaya ilgi duyan tüm arkdaşlar SAP ile ilgili ya proje hazırlıyor yada staj başvurusu yapıyordu. Tabi ki bunda piyasanın da SAP'a olan teveccühünün de büyük payı vardı. Daha yeni mezun olmuştuk ki ERP (Kurumsal/Girişimci Kaynak Planlama) ismiyle anılan yeni bir uygulamanın önümüzdeki yıllarda planlama sahasında sıklıkla gündeme geleceğini ve talep edileceğini duyduk. Ve ilerleyen yıllar bu tahmini doğruladı.
Ancak benim şahsi görüşüm MRP ve MRP II'nin SAP ve ERP'ye göre Türkiye'de daha başarılı olduğudur. Bu iddiam yapılmış bir araştırma sonucuna dayanmıyor. Özellikle 4-5 sene tekstil sektöründe elde ettiğim şahsi tecrübelerim sonucu elde ettiğim kanaatin bir sonucu olarak bunu ifade ediyorum. Ulusal düzeyde bu uygulamalara tahsis edilen kaynaklara nispeten elde edilen fayda dikkate alındığında MRP daha başarılıdır. Hatta ERP birçok işletmede olumsuz sonuçlara neden olmuştur. Özellikle insan davranışı ve sistemin boş bıraktığı alanları dolduran gayriresmi süreçleri dikkate almayan uzmanların yaptığı hatalar faydadan çok zarar vermiştir.
Kanaatimce problemin temel nedeni MRP'nin ürün ağacına, ERP'nin işletme içi süreçlere dayanmasıdır. MRP ve MRP temelli klasik planlama anlayışında ürünü oluşturan alt parçları ve ilişki düzeylerini doğru belirlemek işletme içi süreçleri belirlemeye göre daha kolaydır. Ayrıca ürün üzerine odaklanan planlama ile süreç üzerine odaklanan planlama arasında belirsizlik düzeyleri ve belirsizliğin planlamayı etkileme düzeyleri arasında da ciddi farklar var.
Bir de bunlara ek olarak, Batı'da, Batı insanına ve iş süreçlerine uygun başarılı olmuş (olduğu iddia edilmiş) yada faydası gözlemlenmiş uygulamaların hiçbir uyumlama sürecinden geçmemeksizin taklit ve çeviri yöntemiyle ülkemizde uygulanmaya kalkması bu başarısızlıklar için daha müsait bir ortam hazırlamıştır.
Türk çalışan tipi ve işletme süreçleri karakteristiğini dikkat etmeksizin özellikle mühendisliğin deterministik önkabulleri üzerine kurulmuş hazır ve daha vahimi taklit reçetelerinin bir çözümler düğümü olarak işletmeler için bir fayda üretmesini temenni etmek ve bu konuda ısrar etmek rasyonel bir davranış değildir. Hem akademisyenlere hem de uygulamacılara önemli görevler düşmektedir ve bu başarısızlığın sorumluluğu da birlikte paylaşmak durumundadırlar.