TÜİK, (eski adıyla DİE) benim için her zaman şüpheli bir duruma sahipti. Bir kurum hem resmi olacak hem de asıl iştigal sahası istatistik olacak. Şüphe etmemek mümkün değil. Özellikle Türkiye'deki hemen hemen bütün resmi kurumların siyasal bir hüviyete de sahip olduğunu hesaba katarsak bu şüphe birkaç kat daha büyür.
Okuldaykende TÜİK'in endeks ve sepet hesaplarına aklım yatmazdı. Endeks hesapları için seçilen kalemlerin hangi sosyo-ekonomik kriterleri barındırdığı ve niteliklerin nasıl ölçüldüğünü pek anlayamazdım. Özellikle AKP hükümeti ile enflasyon hesabında yeni ürün sürümü çok hızlı olan ve bu nedenle de sürekli görece eski ürünlerin fiyatlarının hızla düştüğü teknolojik ürünlerin sepete dahil olması bu anlama sıkıntımı iyice derinleştirdi. Anlayamayınca insanın şüphesi artıyor. Ancak şu haberi okuyunca bu hissiyatım şüphe olmaktan çıkıp bir vaka haline geldi. Haberde TÜİK'in GSMH hesabını kasıtlı olarak hükümet lehine hatalı yaptığı iddiası var. Ve iki milletvekili bu hatalı hesaplamadan ötürü TÜİK'i mahkemeye vermiş.
Sayılar ile ilgili her yöntem ve teknik enterasandır. Hele ki siyasetçinin elinde bir başka olur bu yöntemler. Maharetli ellerde bir çirkin yüzü örten peçenin yada altına süprüntüyü süpürmek için bir halının işlevine pekala benzeyen görevler üstlenebilir istatistik. Aslında istatistik hiçbir şey söylemez. Söylenen şeydir istatistik.
İstatistik ne doğru ne yanlış söyler. Olası rakamlar verir. Bu rakamları kim nasıl görmek ve göstermek istiyorsa öyle yorumlar. Bazen zeka aklı selime galip gelir ve yapmak istediği yoruma göre istiistatistik arar bulur çıkarır gün yüzüne. Bu manada istatistiği iyi kullanan bir siyasetçi olarak Erbakan'ı hiç unutmam. Sunumlarında başarısının birer delili olarak sayılar, istatistikler akardı.