Zamanında işletmenin uluslararası çevresi ve uluslararası çevreye ilişkin performans ölçütleri hakkında bir çalışma yapmıştık. Geçen gün bilgisayarımı karıştıtırken gözüme ilişti. Ben de sizlere gönderiyim dedim.
İŞLETMENİN ULUSLARARASI ÇEVRESİ
İşletme faaliyetlerini örgüt içi unsurlar kadar işletme dışı unsurlarda etkilemektedir. Özellikle sistem yaklaşımının gelişmesi ile birlikte işletmeleri çevreleyen işletme dışı unsurlar daha dikkat çekici bir özellik kazanmıştır. Klasik ve neoklasik yönetim teorilerinin örgütleri kapalı bir sistem olarak formülüze etmesi, bu dönemler boyunca işletme faaliyetlerinin başarıya ulaşabilmesi için işletme içi unsurların başarılı yönetilmesi ile mümkün olacağı görüşünün gelişmesine imkan vermişti. Ancak sistem yaklaşımı ile birlikte örgütlerin açık bir sistem olduğu ve işletme dışı çevre unsurları ile karşılıklı etkileşim içerisinde olduğu görüşü yaygınlaşmıştır. Böylelikle işletmenin dış çevresinin iç çevresi gibi başarılı yönetilmesinin, daha doğru bir ifade ile işletmenin dış çevreyle işletmeyi başarıya taşıyacak uyumun sağlanmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Bu manada işletmenin dış çevresi incelendiğinde üç boyut ortaya çıkmaktadır. Bunlar işletmenin yakın çevresi, ulusal çevresi ve uluslararası çevresidir. Bu çalışmanın konusu işletmelerin uluslararası çevresi ile sınırlıdır. İşletmelerin dış çevresinin en geniş ölçeğini teşkil eden ve işletmenin yakın çevresini de içine alan ulusal çevreyi de kapsayan uluslararası çevre ülkeler ölçeğinde örgütler ile etkileşim içerisindedir. Bu nedenledir ki işletmenin uluslararası çevre unsurları makro boyuttaki unsurlar ile tanımlanır. Ekonomi, sosyal hayat ve kültür, siyasi hayat ve teknoloji gibi unsurlar genel kabul görmüş uluslararası çevre unsurlarıdır.
Bu çalışmanın amacı, mevcut uluslararası çevre performansını ölçmeye yönelik uygulamaları tanıtmak ve bilgi vermektir. Buna ek olarak uygulamalar eleştirel bir yaklaşımla incelenecek ve çalışmaların dayandığı yaklaşımlar da irdelenecektir. Ayrıca bu uygulamalarda kullanılan göstergelerin de ileriye dönük araştırmalar için bir envanteri çıkarılacaktır.
Çalışmanın temelinde yukarıda açıklanan uluslararası çevre görüşü yer alacaktır. Bu nedenle çalışmanın birinci bölümünde, çalışmanın dayandığı teorik çerçeve açıklanacaktır. Çalışmanın anahtar kavramları olan performans, açık sistem yaklaşımı, açık sistem olarak işletmeler ve dış çevresi, işletmelerin uluslararası çevresi ve performans kavramları tanımlanacaktır.
İkinci bölümde ise işletmelerin uluslararası çevre unsurlarını ve bu unsurların performanslarını tanımlamaya ve değerlendirmeye çalışan uygulamalar anlatılacaktır. Böylelikle uluslararası çevre performansını ölçmekte kullanılan mevcut uygulamalar incelenmiş olacaktır. Bu bölümde Dünya Bankası'nın, IMD İşletme Okulu'nun, AB'nin, Avrupa Merkez Bankası'nın, DPT'nin ve OECD'in uygulamaları incelenmiş olacaktır.
En son olarak da sonuç bölümünde genel bir özet yapılarak çalışmanın bulgularına değinilecektir.
1. TEORİK ÇERÇEVE
Uluslararası çevre unsurları ve performans ölçütlerini irdelemek için önce çalışmamızın teorik altyapısını oluşturan performans, işletme ve çevresi, uluslararası çevre ve unsurları kavramlarını açıklamak gerekmektedir. Böylelikle çalışmanın teorik çerçevesi ortaya konmuş ve dayandığı kavramlar açıklanmış olacaktır.
1.1. Performans
Performans genel anlamda amaçlı ve planlanmış bir etkinlik sonucunda elde edileni nicel yada nitel olarak belirleyen bir kavramdır. [1] Amaçlara ulaşmada, izlenen yöntemde önceden belirlenen ölçütleri tutturma olarak tanımlanabilir.[2] Bu nedenle performansın belirlenmesi, gerçekleştirilen etkinliğin değerlendirilmesini gerektirir.
Planlı ve bu nedenle de denetim altındaki her etkinliğin performansından bahsetmek mümkündür. Genel olarak yönetim literatüründe personel performansı üzerinde durulmakla beraber bir sistem olarak incelenen işletmenin süreç yada işlev performansları da incelenmektedir.
İşletme düzeyinde performans açıklanmaya çalışıldığında performans bir işletmenin yada işletme bölümünün, belirli bir zaman sonucundaki çıktısı yada çalışma sonucudur. Bu durumda performans, işletme amacının yada görevinin yerine getirilme derecesi olarak algılanmalıdır.[3]
İşletmeler işlerinin ne derece iyi gittiğini veya işletmenin ne kadar üstün olduğunu, ancak başarılı olarak kabul edilecek ölçütlere göre faaliyetlerini incelemekle anlayabilir. Bu nedenle bu incelemede kullanılmak üzere işletmeler bazı ölçütler geliştirmelidirler. Bu da bize performans ölçütlerini verecektir.[4]
Bu çalışmada performans işletme ölçeğinin ötesine geçerek, ülke ölçeğinde anlamı olan bir kavram olacaktır. Örgütsel ölçek açısından, performans ölçütleri makro sistemlerin bir göstergesi olarak değerlendirilecektir.
1.2. Açık Sistem Yaklaşımı
Neoklasik yönetim anlayışı sonrasında gelişen yönetimde sistem yaklaşımı, biyolog Von Bertalanffy’nin 1920’lerde başlattığı Genel Sistem Teorisi’ne dayanmaktadır. Genel Sistem Teorisi, her türlü sisteme uygulanabilecek genel ilke ve prensipleri bulmayı ve geliştirmeyi amaçlayan disiplinler arası matematiksel bir çalışma alanıdır. Genel Sistem Teorisi, olayları (veya sistemleri), tek bir açıdan, diğer olaylar ve çevre şartlarından bağımsız bir şekilde incelemek yerine, her olayı belirli bir çevre içinde, başka olaylarla ilişkili olarak incelemenin, olayları anlama, tahmin ve kontrol etme açılarından daha etkin olduğu ileri sürmüştür.[5]
Sosyal bilimlerde sistem, belirli parçalardan oluşan bir bütünü ifade eder. Böylece her sistem bir parçalar bütünü iken aynı zamanda daha büyük bir sistemin parçası olma niteliğini taşır. Burada önemli olan bütünü oluşturan parçaların her birinin kendine has işleyiş özelliği varken birbirleri ile etkileşim içerisinde olmalarıdır. Bu etkileşim her bir parçanın kendi işleyişini etkilediği gibi bir bütün olarak sistemin işleyişini de etkilemektedir.[6]
Yani sosyal bir sistemin işleyişi, bu sisteme ait parçaların (alt sistemlerin) kendi iç dinamiklerine dayanan işleyişlerinin toplamı değildir. Her bir parçanın diğer parçalarla olan ilişkileri de ana sistemin işleyişi üzerinde etkili olmaktadır.
Bu bilgilerin ışığında sistemi şöyle tanımlamamız da mümkündür: Aralarında belirli ilişkiler olan belirli parçalardan (yada alt sistemlerden) meydana gelen ve aynı zaman da bu parçaların dış çevre ile etkileşim içerisinde olduğu bir bütündür.[7]
Bu nedenle sistem yaklaşımı açısından önemli olan bütündür ve bundandır ki parçaların bütünün işleyişine yaptığı katkı ölçüsünde önemi vardır. Başka bir ifadeyle sistem yaklaşımı dikkatini, sistemin amacı, sistemi meydana getiren alt sistemler, alt sistemlerin karşılıklı etkileşimi ve alt sistemlerin ana sisteme yaptığı katkı üzerinde toplamaktadır.[8]
Sistem yaklaşımına ait bazı anahtar kavramları kısaca şöyle sıralayabiliriz:[9]
· Bir sistem olarak işletme, çok sayıda alt sistemin toplamıdır.
· Sistemler açık yada kapalı olabilirler. Çevreleri ile aralarında etkileşim olmadığı zaman sistemler kapalıdır. Sistemler çevrelerinden çeşitli girdiler aldıkları zaman açıktırlar. İşletmeler sürekli dış çevre tarafından etkilendiğinden ve yeni koşullara uyumlandığından açıktır.
· Sistemlerin dış çevrelerinden ayrılmalarını sağlayan sınırlara sahip olmaları gerekir. İşletmelerde dış çevrelerinden ayrılabilirler.
· Kapalı sistemler artan enerji kaybı nedeniyle sistemin ölümüne sebep olacak entropiye sahiptir. Açık sistemler entropinin etkilerini dış çevre etkileri ile karşılayabilir.
· İşletmeler dış çevreye iki tip güçle karşılık verir. Birinci tip karşılık, işletmenin faaliyetleri devam ettirmek için aldıkları mevcut ve yeni girdilerdir. İkinci tip karşılık işletmenin değişimidir. Etkin işletmelerin kaos ve belirsizlik oluşturmadan her iki değişimi karşılamaları gerekir.
· Sistemler dış çevreden alınan geri iletim tarafından dinamik bir dengeye ulaşabilir. İşletmeler sağlam bir konuma ulaştıklarında denge meydana gelir ve tehlikeye düşmezler.
· Her sistem aynı zamanda bir alt sistemdir. Bir işletme sanayinin bir alt sistemi olduğu kadar içerisinde bölümler, gruplar, bireyler gibi alt sistemler de bulundurmaktadır.
· Açık sistemler daha da büyüyerek uzmanlaşma eğilimindedir. Örneğin bir işletme ölçeğini büyütür, uzmanlaşmış bölümler ortaya çıkar, ürün hattına ekleme yapar, yeni ofisler açar yada farklılık yaratabilir.
· Açık sistemler farklı yöntemlerle büyüyebilir. Örneğin büyük bir işletme yüksek fiyat-yüksek kalite ürünlerden ortalama fiyat-ortalama kalite ürünlerin üretimine dönebilir.
İşletmelerde büyüklüklerine göre faklı görevleri olan bir çok sayıda alt sistem yani işletme bölümü vardır. Bu işletme alt sistemleri diğer bölümlerden etkilendiği gibi diğerlerini de etkilemektedir.[10] Ayrıca her bir işletme bölümü dış çevre ile doğrudan etkileşim içerisindedir.
Bu açıdan işletme incelendiğinde, işletmeleri açık ve kapalı sistem olarak tasnif etmemiz mümkündür. Kapalı sistemler, çevresinden etkilenmeyen yani bir üst sisteme bağlı olmayan bağımsız sistemlerdir. Açık sistemler ise çevresinden bilgi, enerji ve malzeme alır, bunları işler ve değişime uğratır, daha sonra elde ettiği ürünleri çevreye gönderir. Kapalı sistemlerde sistemin sadece iç işleyişi ile ilgili faktörler dikkate alınıp dış faktörler dikkate alınmazken, açık sistemlerde çevresiyle karşılıklı etkileşimden söz edilir. Açık sistem olarak işletmeler çevrelerindeki değişmelere göre iç çevrelerinde değişiklik yaparlar. Sürekli dış çevreden girdi alır, değiştirme faaliyeti yürütür ve çevrelerine çıktı gönderirler.[11]
1.3. Bir Açık Sistem Olarak İşletme ve Dış Çevresi
İşletme bir sistem olarak, belirli amaçlara ulaşmak için faaliyete geçen, çeşitli girdilerden faydalanan, sağladığı kaynaklardan bir dizi işlemlerle çıktılar elde eden ve bu faaliyetleri düzenli bir şekilde gerçekleştirebilmek için geri iletimde bulunan alt sistemler bütünü olarak tarif edebiliriz.[12]
İşletmeler belirli bir ortamda faaliyet gösterir. İşletme sınırları dışında kalan her şeyi çevre olarak tanımlamak mümkündür. Açık sistem olarak bir işletme sürekli çevresinden girdiler alır ve dinamik bir denge içinde faaliyetini sürdürür.[13] Bu manada işgücü, sermaye, yönetim metotları da çevreden alınan girdiler olarak değerlendirilebilir.
Bu manada çevre, örgütsel faaliyetlerin herhangi bir yönünü etkileyebilen dış çevre güçlerinin toplamını ifade eden genel kavramdır. Bundan dolayı işletme çevresi, işletmeyi kuşatan ve dışarıdan etkileyen bütün unsurları kapsayan geniş bir kavramdır.[14] Bir başka tanıma göre ise çevre, işletmenin hayatını ve gelişimi etkileyen ve saran bütün güçler olarak tanımlanmıştır.[15]
İşletme çevresi kavramının yerine kullanılan diğer bir kavram dış çevre kavramıdır. Her ikisi de aynı anlamda kullanılmaktadır. Ancak dış çevre kavramı işletme sınırlarının dışını daha iyi ifade etmektedir. Bu nedenle bundan sonra bu kavram kullanılacaktır.
Dış çevre genel anlamda, bir sistemle ilgili olan ve o sistemin dışında kalan her şeydir.[16] Bu tanım ilk bakışta basit ve kolay görünmesine rağmen işletme sınırlanın ve üst sistemle olan ilişkilerinin belirlenmesindeki zorluk nedeniyle dış çevreyi tanımlamak zordur. [17] Ancak çeşitli dış çevre modellerinin literatürde yer almasına karşın genel olarak kabul görmüş olan, dış çevrenin yakın çevre, ulusal çevre ve uluslararası çevre olarak üç ölçekte incelendiği bir dış çevre tasnifidir.[18]
İşletmelerin belirlediği hedeflere ve amaçlara ulaşması yönetimin en önemli sorumluluklarındandır. Bu nedenle sadece çevrenin özellikleri ve dinamiğini değil, aynı zamanda işletmenin en çok duyarlı olduğu çevre unsurlarının da bilinmesi gerekir.[19] Bu açıdan bu çalışmanın odağında uluslararası çevre unsurları olacaktır.
İşletmeler alt sistemlerin toplamı olmanın ötesinde farklı üst sistemlerin bir parçası olarak da görülmektedir. Bu açıdan işletmenin dış çevresi ile ilişkileri ve bu ilişkilerin faaliyetlerine olan etkisi önem kazanmaktadır. Bu ilişkiler farklı yaklaşımlarla incelenmiştir. İşletmenin iç dinamiklerinin esas alındığı ve dış çevreye işletmenin amaçları doğrultusunda faaliyette bulunduğu, dış çevrenin dikkate alınmadığı yada değişmediği varsayılan çevreyi etkileme klasik yönetim görüşünün bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonraları ise dış çevrenin temel alındığı ve işletmeye göre dış çevrenin bağımsız kabul edildiği, işletmenin kendini bu dış çevreye göre uyumladığı belirten çevreye uyum yaklaşımı gelişmiştir.[20]

Şekil 1: Açık Sistem Olarak İşletme ve Dış Çevre
(Kaynak: Ian Brooks; Jamie Weatherston, “The Business Environment: challenges and changes”, New York: Prentice Hall, 1997, s.5 esas alınarak uyarlanmıştır.)
Günümüzde ise açık sistem yaklaşımının temel kabulleri gereği işletmelerin çevreleri ile olan ilişkilerinin iki yönlü olduğu kabul edilmektedir. İşletme çevreden etkilendiği gibi çevreyi de etkilemektedir.[21] Şekil 1'de bu durum, örgütsel ölçekte dış çevrenin sosyal yapı ile etkileşimi olarak ifade edilmiştir. Dış çevre, insan ölçeğiyle başlayıp devlet ölçeğine kadar bütün sosyal yapılarla etkileşim içerindedir.
1.4. İşletmenin Uluslararası Çevresi ve Performans Ölçütleri
Uluslararası çevre ve unsurları açısından düşünüldüğünde, başarı yada diğer bir ifade ile performans, işletmelerin Şekil 2'te gösterilmiş olan uluslararası çevre unsurları ile olan ilişkilerinin, kendisine avantaj sağlayacak bir konumlandırma sağlanması olarak ortaya çıkacaktır. Bu nedenle işletmeler her bir uluslararası çevre unsuruyla ilişkilerini bazı ölçütlere göre kurmalı ve değerlendirmelidir. Bu ölçütlerin geliştirilmesinin odağında makro sistemlerin ülke ölçeğindeki büyüklükler yer alacaktır.
Şekil 2'de işletmenin dış çevresi; ekonomik çevre, hukuki ve politik çevre, sosyo-kültürel çevre, teknolojik çevre ve doğal çevre olarak tasnif edilmiştir. Bu çevre unsurlarının ulusal boyutları ve uluslararası boyutları mevcuttur ve uluslararası çevre ulusal çevreyi içine almaktadır.
Uluslararası çevreyi küresel çevre ve bölgesel çevre olarak incelemek de mümkündür.[22] Bu jeopolitik ölçeklendirmeyi, bölgeselleşme faaliyetlerinin yoğunluğu (AB, NAFTA, OECD vb.)ve jeopolitik bölgeler arasında uluslararası çevre unsurlarının performansları arasında görülen farklılıklar da (Batı Avrupa ile Doğu Avrupa arasındaki fark, Batı ile Uzakdoğu ve Ortadoğu arasındaki fark vb.) bunu desteklemektedir.
Şekil 2: İşletme ve Çevresi
(Kaynak: Ömer Dinçer, “Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası”, İstanbul: Beta Yay., 6. basım, 2003, s.74. esas alınarak uyarlanmıştır.)
2. ULUSLARARASI ÇEVRE PERFORMANSINI BELİRLEMEYE YÖNELİK UYGULAMALAR
İşletmenin uluslararası çevresini oluşturan unsurlara dair yapılan akademik çalışmalara paralel olarak, küreselleşmenin hız kazanmasıyla ve işletme faaliyetlerinin ulusal ölçeği aşarak hızla uluslararasılaşmasıyla uluslararası birçok örgüt kendi amaçları doğrultusunda uluslararası çevreyi tanımlayacak ve değerlendirecek performans sistemi geliştirmeye başladı. Bu çaba özellikle ülkelerin mevcut durumunun periyodik olarak izlenmesi açısından önemli aşamalar kaydetti.
Başta Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergeleri ve IMD İşletme Okulu'nun Dünya Rekabetçilik Yıllığı uygulamaları bu manada en önemli kaynağı oluşturmaktadır. Küresel ölçekte işletmelerin ve genel olarak da örgütlerin uluslararası çevresini tanımlamayı ve periyodik değerlendirmeyi amaçlayan bu uygulamalar dünya çapında bu yönde yapılan çalışmalara kaynaklık etmektedir.
Çalışmanın bu bölümünde uluslararası çevre unsurlarını ve bu unsurların performansını ölçen çeşitli uygulamalar incelenecektir. Bu uygulamaların biri hariç diğerleri uluslararası örgütler tarafından geliştirilmiş ve halen yürütülmektedir. Uygulamalardan biri ulusal örgütlerimizden biri olan DPT tarafından yürütülmekte olup, bu uygulama Türkiye'nin uluslararası çevresini oluşturduğunu düşünülen jeopolitik ve ticari ilişkilerin bulunulduğu ülkeleri kapsayan ekonomik ve mali göstergelerin daha çok dikkate alındığı bir uygulamadır. İncelenecek olan uygulamalar ise aşağıdaki gibidir:
· IMD İşletme Okulu'nun Dünya Rekabetçilik Yıllığı (WCY)
· Dünya Bankası'nın Dünya Kalkınma Göstergeleri (WDI)
· Avrupa Birliği'nin Maastricht ve Kopenhag Kriterleri
· Avrupa Merkez Bankasının Euro Bölgesi Göstergeler
· DPT'nin Ekonomik Gelişme Göstergeleri
· OECD'in Üye Ülke İstatistikleri
2.1. IMD İŞLETME OKULUNUN DÜNYA REKABETÇİLİK YILLIĞI[23]
Uluslararası işletme okulu olan IMD tarafından 1989 yılından beri aralıksız yıllık rapor halinde yayınlanan Dünya Rekabetçilik Yıllığı (WCY), ülkelerin rekabet avantajlarını mukayeseli olarak ölçmekte ve bunları yayınlamaktadır. Ülkelerin rekabet üstünlüğünü ve seyrini ölçen WCY 60’ı aşkın ülkeyi ve bu ülkelerin oluşturduğu bölgesel ekonomileri dikkate almaktadır.
WCY ülkeler hakkında mukayeseli ve betimleyici bir performans sistemi geliştirmek amacıyla oluşturulmuş, bunun içinde rekabetçilik kavramı temel alınmıştır. Bu temel kavram sistematik olarak belirlenmiş 4 temel ana unsur ile formüle edilmiştir. Bu temel performans alanları Ekonomik Performans, İş Hayatının Etkinliği, Hükümetlerin Etkinliği ve Altyapı alanlarıdır.
Her bir performans alanı 5 ayrı alt performans alanı ile tanımlanmaktadır. Ekonomik Performans için 83 gösterge, Hükümet Etkinliği için 77 gösterge, İş Hayatı Etkinliği için 69 gösterge, Altyapı için 94 gösterge belirlenmiş ve 5’erlik alt performans alanları altında tasnif edilmiştir.
Bu göstergelere değerler, ulusal yıllıklardan doğrudan alınan yada belirlenmiş tecrübeli ve uzman iş adamı ve bürokratların gözlem yoluyla yaptıkları derecelendirmelerin sonucu yada diğer uluslararası örgütlerin yayınladığı raporlardan alınan değerler yoluyla belirlenmektedir. Toplam 4 grupta tasnif edilmiş olan 20 alt performans alanına ait değerler yukarıda sayılan yöntemler ile belirlenmektedir. Yöntemler sübjektif değerlendirmeye açık olmakla birlikte genel bir değerlendirme zemini oluşturmak için yapılabilecek en basit yöntemlerden oluşmaktadır.
Ayrıca bu 20 performans alanı ülkelerin rekabetçiliğinde eşit ağırlığa sahip olduğu ve her bir alana sahip göstergelerin de benzer şekilde eşit ağırlığa sahip olduğu kabul edilmektedir. WCY’nin amacını ülkeler hakkında mukayeseli rekabetçilik gücünün tanımlanması ve bunun periyodik olarak gözlenmesi olduğundan bu performans alanlarının rekabetçilik kavramını formüle etmekteki rolünün ortaya konması önemli unsur olmaktadır. IMD bunu performans alanlarına ve her bir göstergeye eşit ağırlık vererek çözmüştür. Ancak bu durumun gerekçesi ve dayanakları ortaya net bir şekilde konmamıştır.
Bununla beraber bu performans alanlarına ait detaylar aşağıda tasnif edilmiştir. Ayrıca bu performans alanlarına ait göstergelerin bazıları* EK 1’de yer almaktadır.
1. Ekonomik Performans
1.1. Yerel Ekonomi
1.2. Uluslararası Ticaret
1.3. Uluslararası Yatırım
1.4. İstihdam
1.5. Fiyatlar
2. Hükümetin Etkinliği
2.1. Kamu Maliyesi
2.2. Mali Politika
2.3. Kurumsal Yapı
2.4. İş Hukuku
2.5. Sosyal Yapı
3. İş Hayatının Etkinliği
3.1. Verimlilik
3.2. İşgücü Piyasası
3.3. Finans
3.4. Yönetim Uygulamaları
3.5. Özellikler ve Değerler
4. Altyapı
4.1. Temel Altyapı
4.2. Teknolojik Altyapı
4.3. Bilimsel Altyapı
4.4. Sağlık ve Çevre
4.5. Eğitim
2.2. DÜNYA BANKASI: DÜNYA KALKINMA GÖSTERGELERİ (WDI)[24]
Dünya Bankası 1960’dan beri, 2004 yılı itibariyle 152 ülkeye ulaşmış Dünya ülkeleri hakkında kapsamlı veri bankası oluşturmak amacıyla 5 temel alanda tasnif edilmiş 800’e yakın göstergeyi takip etmekte ve her yıl geçmiş birkaç yılın değerleriyle birlikte yayınlamaktadır.
Dünya Bankası WDI ile ilgili amacı küresel ölçekte ekonomiyi ve toplumsal hayatı ören tüm mevcut ekonomilere ait veriler toplamak ve bu konuda dünyayı bilgilendirmektir. Halihazırda göstergeler incelendiğinde WDI’nın kapsamının büyüklüğü göz kamaştırmaktadır. Ancak Dünya Bankasının amacı ülkeleri sistematik olarak belirli temel kavram(lara) yada ölçütlere göre değerlendirmek ve bir yargıya varmak olmaktan çok ülkeler hakkında sayısal veriler tespit etmek ve takip etmek olduğu için bu göstergeler herhangi bir sistematik tasnife tutulmamıştır. Çok sayıda üretilen göstergelerin anlamlılığı yada küresel ölçekteki geçerliliği irdelenmemiştir.
Bununla birlikte göstergeler 5 temel ana grupta tasnif edilmiştir. 5 temel alana ait 35 alt alan belirlenmiştir. Bu alanların temel alanları betimlediği varsayılarak göstergeler bu alt alanlarda tasnif edilmiştir. Bu alt alanlar aşağıda gösterilmiştir. Ayrıca göstergeler EK’2 de verilmiştir.
1. İnsan
· Popülasyon ve Demografi
· İşgücü ve İstihdam
· Yoksulluk ve Gelir Dağılımı
· Eğitim
· Sağlık
2. Çevre
· Toprak Kullanımı ve Zirai Üretim
· Enerji Üretimi ve Kullanımı
· Şehirleşme
· Kirlenme
3. Ekonomi
· Milli Bütçe (yerel para birimine göre)
· Milli Bütçe (US$’na göre)
· Gerçekleştirilen Milli Bütçe
· Satın Alma Gücü Paritesi
· Ticaret
· Kamu Finansı
· Maliye
· Ödemeler Dengesi
· Dış Borç
4. Hükümetler ve Piyasalar
· Yatırım ve Risk
· Finansal Derinlik
· Vergi ve Ticaret Politikaları
· Fiyatlar ve Döviz Kurları
· Askeri Harcamalar ve Askeri Ticaret
· Taşıma, Enerji ve İletişim
· Bilişim ve Teknoloji
5. Küresel Bağlar
· Yatırım ve Ticaret
· Finansal Akım
· Kalkınma Destekleri ve Yardımları
· Yabancı İşgücü ve OECD ülkelerindeki Popülasyonu
· Seyahat ve Turizm
2.3. AVRUPA BİRLİĞİ: MAASTRİCTHT VE KOPENHAG KRİTERLERİ[25]
Avrupa Birliği, kendi bünyesine katılmaya niyetli olan ülkelerin üyelik öncesi belirli bir uyum sürecini geçirmesini istemektedir. Müzakere olarak adlandırılan bu süreçte üyelik için müzakere edilmesi uygun görülen devletler, Avrupa Birliği’nin öngördüğü bazı belirli kriterleri gerçekleştirmek durumundadır. Avrupa Birliği kendisine üye olacak ülkeler için bu kriterleri geliştirmiş ve bu kriterlerin kendi ekonomik, siyasi ve sosyal yapısı için gerekli bir standart olarak kabul etmiştir. Bu kriterler Kopenhag Kriterleri ve Maastricht Kriterleri olarak bilinmektedir. Maastricht Kriterleri ekonomik kriterleri belirlerken Kopenhag Kriterleri soysal, siyasi, sosyo-ekonomik kriterleri ve mevzuatı belirlemektedir.
2.3.1. Maastricht Kriterleri
Maastricht Kriterleri üye olacak ülkenin mali yapısını ve politikalarını Avrupa Birliğine uygun bir şekilde disipline edeceği ve dengeleyeceği varsayılan makroekonomik göstergeler için belirlenmiş bazı kriterlerden oluşur. Bu kriterler aşağıdaki gibidir:
· Toplulukta en düşük enflasyona sahip (en iyi performans gösteren) üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile, ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki fark 1,5 puanı geçmemelidir.
· Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’sına oranı %60’ı geçmemelidir.
· Üye ülke bütçe açığının GSYİH’sına oranı %3’ü geçmemelidir.
· Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibariyle, fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmayacaktır.
· Son 2 yıl itibariyle üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.
2.3.2. Kopenhag Kriterleri
22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği'nin genişlemesinin Merkezi Doğu Avrupa Ülkelerini kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken kriterleri de belirtmiştir. Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuatının benimsenmesi olmak üzere üç grupta toplanmıştır.
Siyasi Kriter: Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığıdır.
Ekonomik Kriter: İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığının yanı sıra, Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunmasıdır.
Topluluk Mevzuatının Benimsenmesi: Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunmasıdır.
2.3.2.1. Siyasi Kriterler
AB’ye girmeye aday ülkeler:
- istikrarlı ve kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması,
- hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü,
- insan haklarına saygı,
- azınlıkların korunması,
gibi dört ana kriter açısından değerlendirmeye alınacaktır. Genel olarak; ülkenin çok partili bir demokratik sistemle yönetiliyor olması, hukukun üstünlüğüne saygı, idam cezasının olmaması, azınlıklara ilişkin herhangi bir ayrımcılığın bulunmaması, ırk ayrımcılığının olmaması, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın yasaklanmış olması, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesinin tüm maddeleri ile çekincesiz kabul edilmiş olması, Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabul edilmiş olması gibi özellikler dikkate alınmaktadır. Ancak, bu ilkelerin varlığı tek başına yeterli olmamakta, aynı zamanda kesintisiz uygulanıyor olması gerekmektedir.
2.3.2.2. Ekonomik Kriterler
Kopenhag Zirve sonuçlarına göre, ekonomi alanında işlevsel bir piyasa ekonomisinin varlığı kadar, AB içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısı ile başedebilme kapasitesi e aranmaktadır.
a. Etkin bir piyasa ekonomisi için;
- arz-talep dengesinin piyasa güçlerinin bağımsız bir şekilde karşılıklı etkileşimi ile kurulmuş olması,
- ticaret kadar fiyatların da liberal olması, piyasaya giriş (yeni firma açılması) ve çıkış (iflaslar) için engellerin bulunmaması,
- mülkiyet haklarını (fikri ve sınai mülkiyet) içeren düzenlemeleri kapsayan yasal bir sistemin olması ve bu yasalar ile düzenlemelerin icra edilebilmesi,
- fiyat istikrarını içeren bir ekonomik istikrara ulaşılmış olması ve sürdürülebilir dış dengenin varlığı,
- ekonomik politikaların gerekleri hakkında geniş bir fikir birliğinin olması,
- mali sektörün, tasarrufları üretim yatırımlarına yönlendirebilecek kadar iyi gelişmiş olması gerekmektedir.
b. AB içinde rekabet edebilme kapasitesinin sağlanması için;
- öngörülebilir ve istikrarlı bir ortamda karar alabilen ekonomik kurumların makro ekonomik istikrarının olması ve bununla beraber işlevsel bir piyasa ekonomisinin varlığı,
- alt yapı, eğitim ve araştırmayı içeren yeterli miktarda fiziki ve beşeri sermayenin olması,
- firmaların teknolojiye uyum sağlama kapasitesinin bulunması gerekmektedir.
Bu çerçevede rekabet edebilme derecesinin göstergeleri olarak, birliğe girişten önce birlik ile o ülke arasında belirli bir ticaret ortaklığının olması ve ülke ekonomisinde küçük firmaların oranı sayılmaktadır.
2.3.2.3. Topluluk Müktesebatına Uyum Kriteri
a. AB’nin siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini kabul etmek:
Birliğin “ortak dış politika ve güvenlik” politikasına etkin bir katılım için aday ülkelerin buna hazır olması gerekmektedir. Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda ise, merkez bankasının bağımsızlığı, ekonomik politikaların koordinasyonu, İstikrar ve Büyüme Paktına katılım, merkez bankasının kamu sektörü açıklarını finanse etmesinin yasaklanması gibi konularda üye ülkelerin aldıkları kararlara katılmak gerekmektedir.
b. AB’nin aldığı karalara ve uyguladığı yasalara uyum sağlamak:
- Gümrük Birliği, malların serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı gibi ortaklık anlaşmaların da belirtilen şartlara uyum sağlaması,
- tek pazara geçişi gerektiren Birlik müktesebatına uyum sağlanması,
- Birliğin tarım, iletişim ve bilgi teknolojileri, çevre, ulaşım, enerji, taşımacılık, tüketici hakları, adalet ve içişleri, işgücü ve sosyal haklar, eğitim ve gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dış ve güvenlik politikası gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine uyum sağlanması gerekmektedir.
Yukarıda ifade edildiği üzere Maastricht Kriterleri, Kopenhag Kriterlerine göre daha objektif ve somut kriterlerdir. Ölçülmesi ve değerlendirilmesi daha kolaydır. Zaten halihazırda bütün ülkeler Maastricht Kriterleri’nin ele aldığı makro ekonomik göstergeleri ölçmekte, kendi politikaları ve uygulamaları için değerlendirmektedirler. Bu nedenledir ki bu kriterlere uyum için gereken veri tespiti göreceli olarak daha kolaydır.
Ancak Kopenhag Kriterleri için durum daha farklıdır. Kopenhag kriterleri için gereken veri tespiti, gözlem yada belirli dönemlerde yapılan gözden geçirme raporları ile yapılmaktadır. Bu nedenledir ki bu kriterler daha sübjektif ve ölçümlenmesi daha zordur. Demokrasi kavramının yada insan haklarına saygının aday ülkelerin bürokrasisinde ve toplumunda farklı algılanması ve bunları müzakere konusu olması zorluğu daha da artırmaktadır.
Her ne şekilde olursa olsun, Avrupa Birliği, aday ülkelerin ister Avrupa Birliğine üye olsun ister olmasın deklare ettiği bu kriterleri kendi dünya görüşü açısından en uygun uluslararası çevreyi oluşturacak uygulamaların göstergeleri olarak kabul etmekte ve bunu uluslar arası topluma dikte etmektedir.
2.4. AVRUPA MERKEZ BANKASI VE EURO BÖLGESİ[26]
Avrupa Merkez Bankası (ECB) para birimi Euro olan Avrupa Birliği ülkeleri (Euro Bölgesi) ile ilgili olarak aylık finansal ve sosyo-ekonomik göstergelere ait veriler yayınlamaktadır. Bu veriler ekonomik ve finansal alanlardaki bazı göstergelere ait olup ECB bunları 9 ayrı ana başlık tasnif etmiştir. Bu ana başlıklardan sadece biri sosyo ekonomik nitelik taşımakta olup diğer ana başlıklar ekonomik ve finansal unsurlara aittir.
ECB doğası gereği sadece Euro Bölgesi ile ilgili veri toplamakta, bunu A.B.D. ve Japonya ile mukayese etmektedir. Ancak bu mukayese her tasnif grubu için geçerli olmayıp belirli bir sistematiğe de sahip değildir. Bununla beraber Merkez Bankası olması hasebiyle ağırlığı Euro Bölgesi'nin uluslararası finansal göstergelerine ait bir izleme raporu niteliği taşımaktadır.
ECB’nin verilerini topladığı çevre unsurları ve bunların alt unsurları aşağıda gösterildiği gibidir. Bu alt unsurlar için seçilen göstergeler Dünya Bankasının ve IMD’nin seçtiği göstergelerle paralellik içermektedir.
1. Popülasyon ve İşgücü Piyasası
· Euro Bölgesinin Popülasyon ve İşgücü Piyasası
2. Makroekonomik Göstergeler
· Euro Bölgesinin GSMH ve Harcama Kalemleri
· Euro Bölgesinin Ekonomik Faaliyetlerin Katma Değeri
· Euro Bölgesinin Kısa Vadeli Ticaret Göstergeleri
· Euro Bölgesinin Görüş Anketleri
3. Dış Denge
· Euro Bölgesinin Ödemeler Dengesi
· Euro Bölgesinin Görüş Anketleri
· Euro Bölgesinin Cari Dengesi
· Euro Bölgesinin Ana Ticaret Ortaklarıyla olan Ticareti
· Euro Bölgesinde Ödemeler Dengesinin Mali Göstergeleri
· Euro Bölgesinin Uluslararası Yatırım Pozisyonu
· ECB ve Eurosystem’ın Uluslararası Rezervleri
· Döviz Kurları
4. Fiyatlar
· Euro Bölgesinin Enflasyonu
· Paranın Satın Alma Gücüne Enflasyonun Etkisi
· Euro Bölgesinde Diğer Fiyatlar ve Maliyetler
· Euro Bölgesinde GSMH deflatörleri
5. Gelir ve Tasarruf
· Euro Bölgesinde Gelir, Tasarruf, Yatırım ve Hane Halkı Finansı
· Euro Bölgesinde Finansal Olmayan Kuruluşların Tasarrufları, Yatırımları ve Finansı
6. Finans ve Finansal Yatırım
· Euro Bölgesinin temel yükümlülüklerinde finansal olmayan sektörlerin finansmanı
· Euro Bölgesinin temel finansal varlıklarında finansal olmayan sektörlere yapılan finansal yatırımlar
· Euro Bölgesinin temel finansal varlıklarında ve yükümlülüklerinde finansal olmayan sektörlerin finansmanı sigorta şirketlerine ve destek fonlarına yapılan finansal yatırımlar ve finansmanı
7. Maliye Politikası
· Temel ECB faiz oranları
· Eurosystem’in teklifler yoluyla tahsis ettiği maliye politikaları faaliyetleri
· Euro Bölgesinde Mali Gelişmeler
· Temel bileşenleriyle M3’ün yıllık büyüme oranının seyri
· M3 Temel Karşılıkları
· M3 yıllık büyüme oranına göre ayrılan karşılıklar
· Minimum Rezerv İstatistikleri
· Euro Bölgesinde Yatırım Fonları ve Bankacılık Sisteminin Yapısal Göstergeleri
8. Finansal Piyasa Gelişmeleri
· Euro Bölgesindekilerinden kaynaklanan güvenceler: Görünmeyen Hesaplar
· Euro Bölgesindekilerin borç güvenceleri: Brüt akımlar, geri ödemeler ve net akımlar
· Euro Bölgesindekilerin çıkardığı Euro-bazlı borç güvenceleri: Çıkaranların sektörlerine göre Görünmeyen Hesaplar
· Euro Bölgesindekilerin çıkardığı tahviller: Çıkaranların sektörlerine göre Görünmeyen Hesaplar
· Para piyasaları faiz oranları
· EURIBOR 3 aylık faiz oranları
· Devlet bononusu getirileri
· Spread ve swaps arasındaki devlet bonolarının getirisi
· Borsa indeksleri
· Euro Bölgesi söktörel borsa endeksleri
· MFI mevduat faiz oranları
· MFI borçlanma faiz oranları
9. Ödeme Sistemleri
· Avrupa Birliğinde temel interbank fon transfer sistemleri
2.5. DPT’NİN ULUSLARARASI EKONOMİK GELİŞME GÖSTERGELERİ[27]
Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde yer alan Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdürlüğü uluslararası ekonomik gelişmeleri takip etmek amacıyla tespit ettiği bazı göstergelere göre Türkiye ile coğrafi, ekonomik ve siyasi açıdan irtibatı bulunan ülkelerin zaman içerisindeki ekonomik durumunu ve seyrini incelemektedir.
AB ülkeleri, bir kısım AB dışı OECD ülkeleri, komşu ülkeler ve ülkemizle karşılaştırmalarda özellik arz eden bazı gelişmekte olan ülkelerden müteşekkil toplam - Türkiye dahil - 39 ülke temel alınmıştır. Söz konusu ülkeler; "Sanayileşmiş Ülkeler" ve "Gelişmekte Olan Ülkeler ve Doğu Avrupa Ülkeleri" olarak üç ana grupta toplanmıştır.
Kaynak olarak IMF'nin "International Financial Statistics" ve "World Economic Outlook"; Dünya Bankası'nın "World Development Report" ve "Global Development Finance" ve “The World Tables" periyodiklerinin ülke raporları, Türkiye ile ilgili verilerde ise, DPT yıllık program gerçekleşmeleri ve DİE yıllıklarındaki rakamlar kullanılmıştır.
Bu çalışmayla Türkiye’nin uluslararası ekonomik çevresinin durumu tespit edilmektedir. Ancak bu çalışma sadece ekonomik göstergeler adı altında toplanan, kapsamı ve niteliği açısından Dünya Bankasının Dünya Gelişme Göstergeleri’nin (WDI) çok uzağında olan bazı sosyo-ekonomik göstergelerden oluşmaktadır. Bu göstergeler Nüfus, Milli Gelir, Para ve Fiyatlar, Dış Ticaret, Dış Borç ve İş Gücü piyasası olmak üzere altı grupta tasnif edilmiştir: Her gruba ait göstergeler EK 3’te gösterilmiştir.
2.6. OECD: ÜYE ÜLKE İSTATİSTİKLERİ[28]
1960 yılında Paris Konvansiyonu ile kurulma kararı alınan ve 1961 yılında faaliyete geçen Türkiye’nin de üye olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkelerin sürdürülebilir ekonomik gelişme göstermesi, sağlam bir sosyal ve ekonomik yapıya ulaşmaları için bu konuda gerekli katkılarda bulunmaya çalışmaktadır. Üye ülkeler kadar üye olmayan ülkeler için de Dünya ticaretini gelişmesini ve istikrarlı bir büyümeyi hedefleyen örgüt, üye ülkelerin oluşturduğu uluslararası toplumun pek çok sahadaki performansı ölçmektedir. Bu ölçüm daha çok istatistik serileri oluşturma düzeyinde olduğu için her hangi bir sistematik tasnife gidilmemiş ana hatlarıyla üye ülkelerin ekonomik, sosyal gelişmelerini gösteren göstergeler tespit edilmiştir. Bu göstergeler 35 ana başlık altında toplanmıştır:
· Demografi
· Sağlık: Harcama ve Kaynaklar
· Sağlık: Mevcut Durum
· Toplam Yerli Üretim
· Ekonomik Büyüme ve Performans
· İstihdam
· Yarı Zamanlı ve Serbest Meslek İstihdamı
· İşsizlik
· Sektörel Destekler ve Toplam Katma Değer
· Ziraat: Üretim ve Ticaret
· Ziraat: Destek Tahminleri
· İş İstatistikleri
· Hizmetler: Katma Değer
· Hizmet: İstihdam
· Taşıma
· Kamu Sektörü
· Vergilendirme
· Enerji: Tedarik
· Enerji: Üretim
· Enerji Tüketimi ve Elektrik Üretimi
· Çevre: Kaynaklar
· Çevre: Emisyon ve Kirlilik
· CO2 Yayılımı
· Fiyatlar ve Faiz Oranları
· Yerel ve Yabancı Finansı
· Doğrudan Yatırımlar
· Kurumsal Yatırımlar
· Ticaret
· Hizmet Ticareti
· Kalkınma Teşvikleri
· Eğitim: Harcama
· Eğitim: Performans
·