1996 yılında Türkiye, Gümrümrük Birliği’ne resmen girdiğinde dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “Bölgenin son sosyalist devleti tarihe karışıyor.” diye beyanat veriyor, bu büyük başarının altını çiziyordu. Buna karşın hemen hemen toplumun her kesiminden itiraz sesleri yükseliyor, birçok sendika yada işçi kuruluşları gümrük birliğine ya karşı çıkıyor yada ciddi çekinceler taşıyor ve istihdamın olumsuz etkileneceğinden endişe ediyordu. Türkiye gümrük birliğine, büyük başarının mutluluğu ile büyük belirsizlik ve endişe duyguları arasında kafası karışık olarak girmişti.
Gümrük birliği, temelde Avrupa Birliğinin ekonomik entegrasyonun bir safhası olup üye ülkelerin mal ve hizmet piyasalarını tek piyasa olarak işlemesini esas alan bir düzenlemedir. Üye olmamakla birlikte gümrük birliğine dahil olan tek ülke de Türkiye’dir. Her müzakere başlığı için Türkiye’nin önünde uzun bir uyum dönemi olduğunu ifade eden Avupa Birliği devletleri gümrük birliği konusunda hiç muhafazakar davranmamış ve “birliğin kuruluş ruhuna aykırı” olarak Türkiye’yi karar mekanizmasını dahil etmeksizin gümrük birliği uygulamalarına dahil etmiştir.
Dış ticaretimizde batılı komşularımız en önemli ortaklarımız olmuştur. Gümrük birliği bu nedenle dış ticaretimizin hem üye ülkelerle olan dış ticaretimizin kapsamının çeşitlenmesinde hemde hacminin artmasında büyük rol almıştır. Bu durum özellikle 2001 yılından itibaren daha da belirginleşmiştir.

Şekil 1: Yıllara Göre Avrupa Birliği Ülkeleri ile Olan Dış Ticaretimiz
exan: Türkiye’nin AB’nin 9 ülkesine* ihracatının birikimli değeri
impan: Türkiye’nin AB’nin 9 ülkesinden ithalatının birikimli değeri
volan: AB’nin 9 ülkesi ile toplam dış ticaretimizin birikimli değeri
Gümrük birliği öncesi, Avrupa Birliği ile olan dış ticaretimize bakıldığında dış ticaretimizin genelde açık verdiği ama bu açığın yapılan ticarete oranla ciddi boyutlarda olmadığı görülür. Bu durum sadece 1993-1994 tarihleri arasında istisnadır. Bu dönemde Avrupa Birliği ile olan dış ticaretimiz ciddi açık vermiştir ki 5 Nisan kararları sonrası yeniden kısa vadede görece istikrarlı yeni bir döneme girilmiştir. Ancak 1996’dan sonra Avrupa Birliği ile olan dış ticaretimide radikal bir değişim görülür. 2001 senesine kadar ithalat ile ihracatın birlikte hareket etme durumu ortadan kalkmış ve Avrupa Birliği ülkeleri ile olan dış ticaretimiz sürekli ciddi büyüklüklerde dış ticaret açığı vermiştir.
Avrupa Birliği’ne üye ülkeler gümrük birliğine girmeden önce, aday ülke statüsünde iken üyelik öncesi belirli bir uyum döneminden geçer ve gümrük birliğine tüm kurum ve kuruluşları ile hazırlanır. Hatta özellikle KOBİ ölçeğinde birçok işletme ciddi ölçüde mali ve teknik birlik desteği alır. Bu yardımlar ilk şokun atlatılması ve yeni maliyetlerin kompanse edilmesi için hayati bir önem taşır.
Ancak bu uyum dönemi ülkemizde nerede ise hiç yaşanmadı denecek kadar kısadır. KOBİ’lerimiz daha 5 Nisan kararlarının menfi sonuçlarını üstünden atamadan gümrük birliği ile karşı karşıya kalmştır. Dahası birlik desteklerinden mahrum bu geçiş sürecinin tüm maliyetlerini girişimcilermiz kendi kaynakları ile en kötüsüde kendi piyasa kayıplarıyla ödemek zorunda kalmıştır.

Şekil 2: Yıllara Göre Avrupa Birliği Ülkeleri ile Olan Dış Ticaretimiz
exan: Türkiye’nin AB’nin 9 ülkesine* ihracatının birikimli değeri
impan: Türkiye’nin AB’nin 9 ülkesinden ithalatının birikimli değeri
volan: AB’nin 9 ülkesi ile toplam dış ticaretimizin birikimli değeri
Hiçbir karar mekanizmasında yer almadan, sadece alınacak kararları uygulama yükümlülüğü bulunarak gümrük birliğine girmek başlı başına bir handikap iken her türlü destek ve yardımdan mahrum olarak işletmelerimizin Avrupa Birliği üyesi ülkeri ile rekabet etmesi zaten pek mümkü değildi. Bu durumu Şekil 2’de daha kolay görebiliriz: 1996 yılında gümrük birliğine girmemiz ile birlikte Avrupa Birliği ülkeleriyle olan dış ticaretimiz büyük açıklar vermiş, Avrupa Birliği üye ülkelerin ihracatçıları önemli rekabet avantajı elde etmişlerdir.
Gümrük birliklerinin en çok ve en hızlı KOBİ’leri etkilediği literatürde sıkça bahsedilen bir konudur. Gümrük birliklerinden, özellikle sermaye yetersizliği, eski tektnoloji, dış ticaret deneyimi olmaması gibi sebeplerden KOBİ’ler ciddi bir şekilde etkiler. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin gümrük birliği için KOBİ’lere yönelik destek çalışmaları mevcuttur. Hem teknik yönden hem de mali yönden KOBİ’lere destekler verilir. Böylelikle geçiş sürecinde KOBİ’ler yeni şartlar altında rekabet edebilme becerisi kazanana kadar kendisine verilen destekler ile piyasada hareket edebilme olanağına sahip olur. Ancak Türkiye’nin aday ülke bile olmadan gümrük birliğine girmesi bu KOBİ’lerimizin bu imkanlardan mahrum kalmasına neden olmuştur.
Gümrük birliği sonrası Avrupa Birliği ile olan dış ticaretimizde meydana gelen gelişmelere sektörler bazında bakılacak olursa bazı sektörlerin çok ciddi olarak olumsuz etkilendiğini bazı sektörlerin ise ancak 2001 krizinden sonra olumlu gelişme gösterdikleri görülebilir. 2001 krizini ortaya çıkardığı yapısal değişim ve EURO’nun bölge ekonomisinde daha baskın hale gelmesi bu durumu desteklemiştir.
Tablo:1 Sekötrlere Göre AB Ülkelerine Olan İhracatımız
|
|
Tem. Tarım |
İşlenmiş Tarım Ürünleri |
Su Ürün. |
Tekstil |
Konfek. |
Demir ve Çelik |
Demir veya Çelikten Eşya |
Makineler |
Elektrikli ve elektronik ürünler |
Motorlu taşıtlar ve parçaları |
Sanayi Ürünleri (diğer) |
|
1996 |
1.510 |
26 |
80 |
1.316 |
3.598 |
182 |
238 |
414 |
713 |
376 |
3.096 |
|
1997 |
1.660 |
31 |
100 |
1.543 |
3.603 |
339 |
282 |
456 |
852 |
240 |
3.142 |
|
1998 |
1.612 |
32 |
75 |
1.756 |
3.934 |
391 |
311 |
577 |
1.238 |
267 |
3.305 |
|
1999 |
1.551 |
34 |
77 |
1.746 |
3.873 |
515 |
302 |
707 |
1.095 |
902 |
3.546 |
|
2000 |
1.251 |
36 |
67 |
1.765 |
3.999 |
547 |
360 |
718 |
1.231 |
915 |
3.621 |
|
2001 |
1.397 |
38 |
54 |
1.871 |
4.175 |
625 |
371 |
919 |
1.277 |
1.557 |
3.834 |
|
2002 |
1.345 |
53 |
81 |
1.849 |
5.098 |
493 |
443 |
1.135 |
1.803 |
1.985 |
4.174 |
|
2003 |
1.643 |
67 |
120 |
2.315 |
6.435 |
792 |
641 |
1.558 |
2.268 |
3.271 |
5.374 |
|
2004* |
2.302 |
105 |
135 |
2.976 |
7.525 |
1.525 |
1.067 |
2.208 |
3.294 |
6.091 |
7.189 |
|
2004** |
866 |
46 |
59 |
1.447 |
3.700 |
638 |
449 |
1.005 |
1.440 |
2.737 |
3.441 |
|
2005** |
1.185 |
51 |
58 |
1.564 |
4.107 |
641 |
592 |
1.249 |
1.621 |
3.475 |
3.871 |
*1 Mayıs 2004'ten itibaren 25 üyeli AB
**Ocak-Haziran
Tablo:2 Sekötrlere Göre AB Ülkelerinden İthalatımız
|
|
Tem. Tarım |
İşlenmiş Tarım Ürünleri |
Su Ürün. |
Tekstil |
Konfek |
Demir ve Çelik |
Demir veya Çelikten Eşya |
Makineler |
Elektrikli ve elektronik ürünler |
Motorlu taşıtlar ve parçaları |
Sanayi Ürünleri (diğer) |
|
1996 |
587 |
57 |
23 |
1.139 |
119 |
1.581 |
499 |
6.137 |
1.973 |
2.043 |
8.980 |
|
1997 |
388 |
71 |
32 |
1.352 |
142 |
1.298 |
573 |
6.205 |
2.580 |
2.964 |
9.265 |
|
1998 |
356 |
90 |
22 |
1.201 |
154 |
996 |
469 |
5.927 |
3.074 |
2.695 |
9.091 |
|
1999 |
345 |
107 |
17 |
1.131 |
121 |
610 |
332 |
4.214 |
3.823 |
2.389 |
8.312 |
|
2000 |
321 |
114 |
23 |
1.192 |
142 |
813 |
518 |
4.934 |
4.297 |
4.462 |
9.794 |
|
2001 |
189 |
104 |
4 |
1.102 |
117 |
608 |
395 |
3.837 |
2.398 |
1.500 |
8.026 |
|
2002 |
290 |
134 |
7 |
1.390 |
139 |
1.033 |
462 |
5.365 |
2.550 |
1.975 |
9.976 |
|
2003 |
390 |
152 |
16 |
1.536 |
187 |
1.802 |
604 |
6.719 |
2.788 |
4.479 |
13.022 |
|
2004* |
393 |
228 |
15 |
1.847 |
201 |
2.394 |
640 |
8.818 |
4.691 |
8.449 |
17.758 |
|
2004** |
194 |
107 |
5 |
850 |
93 |
1.170 |
284 |
4.139 |
2.280 |
4.254 |
8.539 |
|
2005** |
216 |
127 |
5 |
922 |
95 |
1.414 |
381 |
5.008 |
2.457 |
3.600 |
9.131 |
*1 Mayıs 2004'ten itibaren 25 üyeli AB
**Ocak-Haziran
Tablolar incelendiğinde hemen her sektörün gümrük birliği sonrası 3-4 yıllık dönemde dış ticaret rakamları açısından ithalat lehine gelişme gösterdiği görülebilir. Bu dönemde tarım sektöründe neredeyse hiç gelişme görülmediği söylenebilir. Zayıf ulusal tarım politikalarına ek olarak kendi üreticisine önemli destekler veren Avrupa Birliği tarım politikaları da eklenince Türk Tarım Sektörü ancak durumunu muhafaza edebilmiştir.
Asıl gelişme otomotiv sektöründe yaşanmıştır. Küresel çapta yoğun rekabetin yaşandığı otomotiv sektöründe Amerikan firmalarının Avrupalı rakipleriyle yaptıkları ortaklıklar Uzakdoğu firmalarını Türkiyeyi üretim için üs olarak seçmelerine neden olmuştur. Akabinde Ford’un da Türkiye’ye gelmesi ile Türkiye Avrupa pazarı için bir üretim merkezi olma yönünde önemli bir avantaj kazanmıştır. Bunda gümrük birliğine dahil olmamızın büyük etkisi vardır. Özellikle son 2-3 yılda otomotiv ihracatının önemli gelişme göstermiş ve bu gelişme neticesinde Avrupa Birliği’ne olan ihracatımız da önemli gelişme sağlamıştır. Ancak hala otomotiv ithalatımız ihracatımızdan daha büyüktür ve dış ticaretimiz açık vermeye devam etmektedir.
Makine ithalatının gümrük birliği sürecinde gelişme gösterememesinde Uzakdoğu üreticilerin ülkemizi önemli bir pazar olarak seçmesinin rolü büyüktür. Ayrıca 2000 yılından itibaren tedavüle çıkan EURO’nun USD karşısında sürekli değer kazanmasında bu süreci desteklemiş olması muhtemeldir.
Ayrıca, son yıllarda beyaz eşya ve televizyon gibi elektrikli ev eşyasında ülkemizin gösterdiği performansa gümrük birliğinin önemli katkıları olmuştur. Hala Avrupa elektrikli ev eşyasında Türkiye’nin en önemli pazarı konumundadır.
Görüldüğü gibi gümrük birliğinin dış ticaretimize olumlu ve olumsuz birçok etkisi olmuştur. Olumsuz etkilerin temelinde makro ölçekte ülkenin gümrük birliği sürecinde karar mekanizmalarında bulunmaması, mikro ölçekte de KOBİ’lerin gümrük birliği sürecine rakiplerine verilen yardımlardan mahrum bir şekilde girmesidir.
Özellikle 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz, yapısal birçok değişim yaşanmasına neden olmuştur. Bu yapısal değişimin Avrupa ile olan dış ticaretimizde görece olumlu bir gelişmeye neden olduğu söylenebilir. Ancak kaybedilen piyasa payları ve ticaret maliyeti çok büyük olmuştur. Muhammed İkbal’in bir ifadesiyle ülkemiz KOBİ’leri için gümrük birliği, “timsahlar ile ördeklerin eşit şartlarla serbest bırakıldığı bir göl olmuştur”.
* Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz ve Danimarka.