Ekonomik reformlar birçok yerde çoğu zaman uzun soluklu sıkı bir çaba gerektirir. Geçtiğimiz günlerde OECD yapısal reformların neden hala gerekli olduğunu açıklayan, 2007 Büyümenin Gidişatı başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor OECD ekonomilerindeki artan maddi yaşam standartlarından OECD ekonomilerini olumsuz etkileyen zaaflara kadar geniş bir içeriğe sahip. Raporun bazı ortak önceliklere dikkat çektiği görülüyor:
Kara Avrupası'nın büyük bir bölümü için ana odak noktası, işsizliği azaltmak için emek pazarının performansının geliştirilmesi ve işgücünün katılımını artırmaktır. Düşük gelirli ülkelerin karşılaştığı en önemli meydan okuma, Japonya ve İsviçre'de olduğu gibi verimliliği artırmaktır. Öncelikler ürün pazarların, özellikle de şebeke sanayi ve hizmetlerin daha çok liberalleşmesine odaklanır.
İngilizce konuşan ülkeler genellikle iyi emek pazarı performansını gösterir, ancak beceri düzeylerinin artırılmaya ihtiyacı vardır, özellikle de ortaöğretim boyunca gerekli becerilerin geliştirmeye ihtiyacı vardır.

Birçok AB ülkesi, mezuniyet düzeylerinin geliştirilmesi için yüksek öğretim sistemlerini ve bazı durumlarda da eğitim ve araştırma kalitesini güçlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. Raporun ikinci bölümünde her ülke için bir öncellikler özeti hazırlanmış. Türkiye için de şunlar sıralanmış:
-
Türkiye'de son zamanlarda her ne kadar kişi başına düşen gelir artsa da hala OECD ortalamasının altındadır. İşgücü verimliliği çok düşük olup, işgücünden etkin bir şekilde faydalanılamamaktadır.
-
Minimum işgücü maliyeti azaltılmalı. Asgari ücret ortalama ücret düzeyine göre yüksek kalmaktadır. Ayrıca asgari ücret üzerindeki vergiler de yüksektir. Özellikle kamu kesiminde maliyet çok yüksektir. öncelikli olarak vergiler azaltılmalı ve diğer reformlar ile bu finanse edilmelidir. Erken emeklilik imkanları azaltılmalı ve asgari ücret artış oranları küçültülmelidir. Asgari ücrette bölgesel farklılaşmaya gidilmelidir.
-
İş ve istihdam düzenlemelerinde reform yapılmalıdır. Verimsiz gayri resmi faaliyetlerde kaynakların kullanılması ve hem sürekli hem de geçici işgücü için yasal düzenlemeler çok katı. İşten çıkarmalarda ödenen tazminatlar azaltılmalı ve geçici işçiler ile çalışma koşulları kolaylaştırılmalı.
-
İlk ve orta öğretime erişim ve kalitesi artırılmalıdır. Eğitim sisteminin akademik performansı çok zayıf olup nüfusun büyük bölümünde temel beceriler eksikliği görülmektedir. Bu da düşük verimliliğe ve büyümenin yavaşlamasına neden olmaktadır. Genç nüfusunun iyi bir eğitim almasını garanti edilmelidir.
-
Verimlilik performansı geliştirilmeli, mal piyasası düzenlemelerini basitleştirilmeli, özellikle de sektörel lisans almada pazar giriş engellerini kaldıran ve rekabeti pekiştiren kuralların uygulanması teşvik edilmesi.
-
İşgücünden daha çok faydalanılması desteklenmeli, kamu kesiminde erken emeklilik teşvikleri azaltılmalı, işten çıkarma ve ödenen tazminatlara ilişkin yasal düzenlemeler kolaylaştırılmalı.

Türkiye için tespit edilen öncelikler için pek bir lafımız yok. Belki dışarıdan öncelik öyle görünüyor. Ama önceliklere ilişkin yapılan tavsiyeler konusunda aynı yorumu yapmak mümkün değil. Ancak şunu anlamak daha kolay, OECD'in piyasa yapıcıları Türkiye'ye yatırım yapmayı kafalarına koymuşlar. Ama görece beceriksiz ve eğitimsiz bir toplumun niteliksiz işçilerine ülke koşullarına göre yüksek ücret ödemek istemiyorlar. Ayrıca yasaları fazla korumacı buluyor. Rekabet koşullarının ise ıslah edilmesi gerektiğine inanıyorlar. Tavsiyeler ortalama Türkiye insanı için evlere şenlik mizahi içeriği olan herzelerden ibaret. Ne demişler içi beni, dışı eli yakar.