Necip Fazıl'ın Dinler Arası Diyalog Yorumu

Yorum yapmayacağım, sizlere 1949'larda Necip Fazıl'ın dönemin diyalogcularına yazdığı bir makaleyi aktaracağım. Dinler arası diyalogun mazisinin bayağı bir eski olduğunu, her dönem kendine bir taşeron seçtiğini, ama diyalogun misyonundan ve manasından asla taviz vermediğini görmek şahsen bizi hiç şaşırtmadı.



Kovadis?

Türk Ocağı merkezine Patrik Athenagorası davet eden Hamdullah Suphi Tanrıöver... Başlığının altında "doğruya doğru, eğriye eğri" ölçüsünü taşıyan, fakat hakikatte doğruya eğri, eğriye doğru demekten başka bir şiar taşımayan (Vatan) gazetesinin geçen Pazar günkü sayısında, baş sahifenin baş köşesini süslettiği şekilde, sözde memleket münevverlerini Patrik cenaplarının mihveri etrafında halkalandıktan sonra, aynı (Vatan) gazetesine göre aynen şöyle hareket buyurmuşlardır:



"Hamdullah Suphi Tanrıöver, bundan sonra, Patrik Athenagorasın gösterdiği yakınlıktan bahisle, Türk milletinin dinler ve milletler arasında yakınlık istediğini, Patrikhanenin Osmanlı İmparatorluğundan da eski bulunduğunu, Bizansın bir yadigarı olduğunu ve aramızda konuşulan eğlencenin yabancı gelmediğini, tek emelin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğunu, her iki milletin tarih bakımından çok eski olduklarını belirtmiş ve büyük mazinin mahfuz kalacağını söylerek şöyle devam etmiştir:

- Kendilerinin işgal ettikleri makam çok büyüktür. İnandıkları ve inandığımız yolda bütün Ortodoks aleminin faaliyette bulunması için, manevi nüfusları en büyük amil olacaktır!"

Heeeeey, heeeeey, heeeeey, müslüman Türk topluluğu!!! "Türk Ocağı" gibi bir yaftanın altında veya maskenin arkasında, bu sözler senin yüzüne nasıl söylenebiliyor? Cedlerinin raşedar şehadet parmakları halinde göklere uzattığı minarelerle çevrili, İslamın Bizansa karşı tarihi zafer beldesinde, bir Hamdullah Suphi Tanrıövmez, resmen ve alenen, Patriğin manevi sahabetine nasıl sığınır, Patrikhanenin Osmanlı İmparatorloğundan eski olduğunu niçin söyler, Bizansın bir yadigarı olduğunu ne yüzle telaffuz eder, aramızda konuşulan Eğlencenin yabancı olmadığını, yani ana dilimiz gibi bizden olduğunu ne cesaretle iddia eder ve tek emelinin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğu lafile acaba neyi kasdeder? Patriklik makamını "çok büyük" sözüyle tazim eden Tanrıövmez, farkında mıdır ki, bu sözleri o da harp ve düşmanlık mevsiminde bulunmak şartı ile, ancak Türk düşmanı bir Yunanlı söyleyebilir? Amerika'daki dinler arası kongreye iştirak vesilesi ile Patriği tanıyan Hamdullah Suphi, yoksa Patriğin maiyetinde, Peygamber ve Şeriat farkı ihtilafını kaldırıp, sadece Allahın varlığı ve birliği üzerine müesses yeni bir din sevdasında mıdır ve bunun için mi eski ve malum Türk Ocakları Reisi cübbesine bürünmeye lüzum görmüştür?

Bütün maskeleri, bütün nesepleri ve iç yüzleri ile beraber çekip göstermek için, taraflardan tek bir karşılık bekliyoruz!

Tanrıövmezin evinde, böyle bir beynelmilelcilik cereyanının ilk kadrosunu çizen toplantının (Vatan) sütunlarında gördüğümüz fotoğrafında, meşhur avdeti Ahmet Emin Yalman'ın da manevi Bizans İmparatoru Haşmetlü 1. Athenagorasın solunda yer aldığını kaydetmek, davanın renk tonunu belirtmek bakımından faydalıdır!

Kovadis Tanrıövmez? Hiç olmazsa "Türk milleti dinler arası yakınlık istiyor!" tarzında bir iftira selahahiyetinden ve (Türk Ocağı) oyunundan vazgeç de, git dilersen kendine "Tanrıöver" in Eğlence karşılığını ruhanilik ismi olarak seç ve Türklük, Türkçülük iddiasını başkalarına bırak!

Yunanlılar, asılları kendilerinden olduğu halde, başımızda tuttuğumuz ve temsilciliğine göz yumduğumuz sizin gibi insanlar yüzünden mi yoksa, Türk çocuklarını hor ve hakir görmeye yeltendiler?



Necip Fazıl
27 Mayıs 1949
Hücum ve Polemik
(Büyük Doğu Yayınları, Eylül 1992 baskısı, sf:115-117; vurgular asıl metine aittir.)

Yorum

Yazan:   www
Tarihi: Nisan 24, 2007, 3:16 am
@

Dinler Arası Diyalog Meselesi

Tek tanrılı dinlerin bir araya gelerek,
tüm insanlığın menfaati doğrultusunda !
savaş, yoksulluk gibi ortak problemlere..
akılcı çözüm yollarının aranmasını,
ve karşılıklı fikir paylaşımının tesis
edilmesini temin eden bir oluşumdur.

Her cemiyete kapıları açık olan, ve belirli
bir zümrenin sahibi olmadığı Abant Platformu
bu misyon ile çalışmalarına başlamıştır.

İslâmiyet, bu güzel birliktelik ile kendisini
bütün Dünya’ya.. dostluk, ve kardeşlik ruhu
çerçevesiyle tanıtacak, ve sevdirecektir.

Ki gaye, asıl olarak İslâmiyet’in temsili değil..
yaşlanan, ve günden güne kirlenen Dünya’mızın
barış ve huzur içersinde yaşanabilir kalmasını
temin etmektir.

Öteden beri din ‘i inançları istismar edilen
Anadolu insanımıza ! bu çalışmalar, din elden
gidiyor tarzı asılsız suçlama ve karalamalar ile
anlatılmaktadır.

Oysa.. perde arkasında, meydanın boş
kalması arzu edilmektedir. Böylelikle, çıkar
sahipleri kendi inanç ve düşünce sistemlerini
bu topluma, ve dahi Dünya toplumlarına
mukavemetsizce empoze edebileceklerdir.

Müslüman kardeşlerimden.. bu projeye
destek çıkmalarını bekliyorum. Zaman,
iletişim çağıdır.. atası bir olan insanlık,
birbirini anlama çabası içerisinde kültürler
arası köprüler inşa etme yarışında olmalıdır.

Aksi halde.. hoşgörünün, anlayışın eksik
kalacağı bir ortamda yaşamak: Doğal
kaynakların günden güne yitirilmesiyle
beraber.. bütün milletleri karşılıklı
hasım haline getirecektir.

Gelin.. bu imkan ve nimetten istifade
ederek ! son din olan İslâmiyet’in, güzel
bir şekilde bilinmesine tanınmasına..
ve Dünya huzurunun, barışının tesisine !
sizler de katkıda bulunun.. .

Meseleyi bu yönde tahlil edemeyen
büyüklerime ve küçüklerime yönelik
bir rica, ve acizane bir davettir.

Saygılarımla,
Kâzım Mızrak
Yazan:   www
Tarihi: Nisan 28, 2007, 4:43 pm
diyalog kelimesinin altının ne derece dolu olduğunu,diyalogdan kastın elin tenceresinde eritilip 5000yıllık yemege katık olmak olup olmadığını tahlil etmek için deriiiin deriiin düşünmek lazım...
üstad boşa konuşmaz...
Yazan: Mustafa  
Tarihi: Haziran 18, 2007, 12:58 am
Bu Kâzım Mızrak denen adam, ne kadar diyalog zırvasının ifşa edildiği site varsa oraya bu saçma diyalog propagandasını eklemiş ve eklemeye de devam ediyor.

Acizane davetini alsın, Rabbin aciz(?) kulu diye timsah gözyaşları döken gençliği "hizmet" diye yola döküp, Vatikan'da sinsice küfre sürükleyen hainin kafasına çalsın!!!

Bu demogojik laflarına karnımız tok,
Müslümanı salak mı zannediyorlar bu çok bilmişler?
Yazan:   www
Tarihi: Temmuz 3, 2008, 3:22 pm
Ben önce F.Gülen ve cemaatine çok teşekkür ediyorum.Artık 21.yy da yaşayan millet ler olarak tek tanrıya inanan insanların belli bir ortak noktada toplanıp kardeş ve barış içinde yaşamayı bilmeliyiz.Düşünün ki İslamda tanrıya inanmakla iman etmiş oluyorsunuz.Kitaplarına,meleklerine ,peygamberlere ve ahirete.Bizlerde bunlarda var.Ozaman neden kavga ediyoruz? Bizler hepimiz kardeşiz ve Cennet çok geniş hepimiz orada buluşacağız.Ne siz ne biz düşüncesi olmasın .Kavga ve savaş olmasın.İşte diyoloğa karşı gelenler bunları anlamıyor.Bizlerde kendi aramızda ibadet farklılıkları var, lakin hepimizde cennette olacağız.Hangi din gibi yaşarsanız yaşayın tek ki tanrı inancı olsun cennete gireceğiz.Bizlere ve Türk medyasına rica ediyoruz bu diyoloğu acilen her kesime ulaştırmada dahada gayretli olmalıyız.Tanrı F.Gülen gibi barış ve sevgi dolu hoca efendiyi başımızdan eksik etmesin.Bizlere inanmayanlar öteki dünyada sayın hoca efendi ile aynı yerde olduğumuzu gördüklerinde çok ama çok kıskanacaklar.
İsteyen istediği dini yaşasın.Okullarda her din anlatılsın hangisi kimin hoşuna gidiyorsa onu seçsin.kolayı var zor olanı var.Fakat buluştuğumuz tek nokta Tanrıya iman.Bence sayın Hoca efendiye içinde bulunduğumuz yüzyılın barış ve onur ödülü verilmeli.Bu sayede hiç kimse benim babam senin babanı döver demeden yaşayacak.Hepside hak ve aynı doğrultuda olduğunu ancak diyalog sayesinde dünyaya öğrete biliriz.Bugüne kadar savaşlar hep dinler meselesinden çıkmadımı?Fakat bu sayede herkes kardeş olacak ve kimse kimseyi düşman bellemeyecek.Sayın hocamızın dünyanın her yerinde okulları olduğunu biliyoruz.İnanıyoruz ve diliyoruz bu okullarda bu kardeşlikten bahsediliyor ve tüm insanlığa güzel mesajlar veriliyor.Tanrı sizleri daha güçlendirsin. AMEN


Bizler tüm servetlerimizi ortaya koysaydık yinede sayın hoca efendi cenaplarının bize olan faydasını sizlere anlatamazdık.O yüce insan tüm Dünyaya hepimizin dinlerinde ortak paydaları çıkartıp her inanç sahibininde Cennette buluşacağını sizlere anlattı.O bizim için çok değerli bir Tanrı dostu.Tüm insanlığın öteki dünyada aynı yerde buluşacağının müjdesini verdi.Akıl var mantık var ,her dinde bir yaratıcı inancı mevcut.Bu kişiler hiçbir kötülük işlemiyorlar.Siz hemen bizi Cehenneme atarsınız değilmi? Ama bizlerin düşüncesi hangi dinde olursan ol Tanrıya inanıyorsan Cennettesin.Biz seninle cenneti paylaşıyoruz sen niçin benimle paylaşmak istemiyorsun. Bizim tercümanımız olan ve sizlere bizlerle kardeş ilan eden hoca efendiyi niçin sevmiyorsunuz. Onunla bizler aynı yerde olacağız ve sizler buna gıbta ile bakıp bizim elele dolaştığımızı çok ama çok kıskanacaksınız.Diyoloğun sahipleri olarak şunu belirtmek istiyoruz. Dinler aynıdır fakat teferruatları vardır. Baktınız bir din zor , diğerini benimseyip Cennete girersiniz.Ama öteki doğru değil dedinizmi işte dışlama ve düşmanlık ondan peydahlanır. Sevmek ve kucaklamak varken niye düşmanlık. Ben sizin dininizin doğruluğuna inanıyorum. Zor ve çok ibadet şekli olabilir. Gel bize bizde fazla yasak yok. Ama Cennete yine gireceksin. Cennet çok büyük, hepimizde sığarız.İşte dinler arası diyalog ve hoş görünün asıl gayesi budur. Kardeşlik. Tüm diyologcu aziz kardeşlerimize selam söyleyip onları Tanrıya emanet ediyoruz ve çalışmalarının hızlı bir şekilde devam etmesini diliyoruz.AMEN.



3.bin yıl bizler için çok önemli burada zafere ulaşan kardeşlik olacaktır.Diyoloğun ilk olarak çok karşı çıkan bir gurup vardı fakat onlarda inanıyoruz ki bu safda yer alacaklar.Dinler arası diyalog, medeniyetler buluşması ve dinler bahçesi bir gün yeşerecek ve meyvelerini verecektir.Bakın tüm dini temsilcileriniz ve idareler bu kardeşliğin var olması gerekliliğini kabul edip bizlerin kardeşlik misyonunu destekliyorlar. Sevgi, barış ve kardeşlikten ne zarar gelir Tanrı aşkına.Ben ilk olarak sana elimi uzatıyorum sarıl bana kardeşim diyorum. Gözlerini kapat ve her şeyi unut. İnan bana gözlerni açtığında herşeyin güllük ve gülistanlık olduğunu anlayacaksın .Bizler bunu tüm dünyaya yaymak zorundayız.Tanrı sizleri korusun .AMEN.
Yazan:  
Tarihi: Haziran 25, 2009, 5:50 pm
Bizler sizler ayrılıkları hep kavgaları getirmiştir.Benim dinim haklı seninki yanlış sanki benim babam senin babanı döver gibi tefrikalara yol açmıştır.Görmüyormusunuz dünyada hep savaşlar dinler arasında çıkmıştır.Bizler efendi hazletlerinin dediği gibi amentü içindeki benzerliklerde buluşup elele vermeliyiz. Kardeşliği pekiştirip yanyana gelmeliyiz.Cennet büyük ve hepimizide alır. Hangi dini yaşarsanız yaşayın hepimiz aynı yerde buluşacağız. Önemli olan sen ben kavgası olmasın. Ben senin dinin gibi yaşayayım veya sen benimki gibi ne fark var hiç . Tüm dinler okullarda daha teferruatlı anlatılsın.İsteyen istediği dini seçsin.Dinler bahçesi güller gibi koksun. isteyen hangi çiçeği koklarsa koklasın. Lütfen hepside mis gibi kokmazmı. Yapmayın lütfen sevmekden sarılmaktan ne zarar gelir.Bu sebeble dinler arası diyoloğa, dinler bahçesine ve büyük orta doğu barış projesine önem vermeliyiz. Gözlerinizi kapatıp tüm kalbi duygularınızla ellerinizi bize uzatın. Gözlerinizi açtığınızda ellerinizde kutsal kitabı, ayaklarınızın altında barış dolu kutsal toprakları bulacağınızı vaad ediyoruz.Hepinizi Tanrıya emanet ediyoruz.


 
İsim

Eposta

URL


Hatırla?

Yorum


Onay kodu
Onay kodu