Yaman Törüner'in bugünkü makalesi dikkatimi çekti. AKP Hükümeti'nin son 4 yılın ekonomik gelişmeleri için geliştirdiği siyasi izahatların yanına Törüner kendi iktisadi yorumlarını koymuş. Aradaki fark görülsün diye. Aslında çok da iyi olmuş. Yaşanan aynı gerçeğin farklı kavramlarla ve arka plan ile nasıl hem olumlu hem de olumsuz betimlenebileceğini göstermiş. Yani hükümetin ekonomik gelişmeler üzerindeki ilüzyonunu ortaya koymuş. Ancak bu deneme de temel bir ilke çiğnenmiş, o da son bomba diye yazının bitimine iliştirilmiş. Ne var ki bomba makalenin kendisine düşmüş. Neden mi?
Önce Törüner'in hükümetin siyasi ilüzyonu gözler önüne sermek için geliştirdiği iktisadi yorumlar:
- Ekonomi çok iyi.
- Aslında, sadece rakamlar fena değil. Halka yansıyan fazla bir şey yok.
- 4 yılda ortalama yüzde 7'nin üzerinde büyüdük.
- Aslında, bütün ekonomiler büyüdü. Bizim büyümemiz gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında.
- Önceki yıllarda, büyüme yüzde 2'ler civarındaydı.
- Aslında, onlar kriz yıllarıydı. Her şey çok bozulmuştu ve düzelme de bu nedenle üçlü oldu.
- Son 4 yılda ekonomi iyi yönetildi.
- Aslında, ekonomi yönetimi tamamen IMF'ye bırakıldı.
- Yabancıların ülkemize ilgisi arttı.
- Aslında, dünya ekonomisi büyüdü ve küreselleşti. Bütün azgelişmiş ülkelere benzer ilgi var.
- Daha ucuza borçlanıyoruz.
- Aslında, yüksek reel faizler yüzünden, cumhuriyet tarihinin en yüksek faizleriyle borçlanılıyor.
- Türk lirası, iyi ekonomi yönetimi nedeniyle değerli.
- Aslında, değerlilik çok yüksek reel faizler nedeniyle.
- İyi ekonomi yönetimi nedeniyle enflasyon düştü.
- Aslında, enflasyonun düşüşünün en büyük nedeni, ucuz döviz. Bu sayede, üretim yapmak yerine ucuz ithalat yapılıyor ve ucuz ithal malları fiyatları düşürüyor.
- Mali disiplin iyi uygulandı.
- Aslında, başlarda doğruydu. Ama, gerekli olan vergi reformu yapılamadı.
- Borsamız iyi yükseldi.
- Aslında, tüm dünya borsaları yükseliyor. Üstelik, bizim borsamız yabancı alımları ve sıcak para nedeniyle yükseliyor.
- Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmesini yaptık.
- Aslında, büyük özelleştirme yapıldı ama elde edilen gelir, cari açığı kapatmaya gitti.
"Aslında" diyerek başlanan cümlelerle kendince karşı tezlerini ortaya koymuş ve sonra asıl bombayı patlatmış:

Türkiye'nin kişi başına düşen GSMH'ı 5000 USD iken 1,3 Milyar nüfusa sahip olan Çin'in bile satın alma paritesine göre kişi başına düşen geliri Türkiye'den daha fazla demiş. Böylelikle ilk defa kişi başına düşen GSMH ile satın alma paritesine göre kişi başına düşen gelirin birlikte mukayese edildiğine şahit olmuş oldum. Yani hep derler ya elma ile armut mukayese edilir mi; elmalarla elmalar, armutlarla armutlar mukayese edilir. Hocamız tutmuş Türkiye için GSMH'ı (üretim yada harcama yöntemiyle hesaplanan) veri olarak almış, diğer ülkeler için ise satın alma paritesini veri olarak almış. Bence asıl bomba bu olmuş. Sırf Türkiye Çin'in gerisinde diyebilmek için! Hadi hükümetin yaptığı ilüzyon, o zaman Törüner'in yaptığı nedir?
Bu arada Türkiye'nin satın alma gücü paritesine göre 2004 geliri kişi başına 7.561 USD. Yani 2004 verisiyle bile Çin'in üstünde. Ama OECD'in en küçüğü olduğu gerçeği de ortada.