Hz. Ömer tayin ettiği vali (ve amillerden) yazılı mal beyanı ister, daha sonra valilerininyazılı beyandan fazla çıkan servet ve mallarının bir kısmına yada tamamına el koyarmış. Bu valilerin içinde Halid b. Velid, Sa'd b. Ebi Vakkas ve Ebu Hureyre gibi büyük sahabiler de vardır. Bir rivayete göre Hz. Ömer Ebu Hureyre'den görevi boyunca biriktirdiği 12.000 dirheme altına el koyar ve bu altınları Beytül Male (Hazineye) teslim etmesini ister. Bir diğer rivayette Ebu Hureyre'nin biriktirdiği altın 20.000 dirhem olup Hz. Ömer Ebu Hureyre'den ana para ve rızkını ayırıp geri kalan paranın Beytül Male teslim etmesini ister. ( 1 )
İşin ilginç kısmı bu müsadereden sonra Hz. Ömer'in tekrar Ebu Hureyre'ye; "Ey Ebu Hureyre valilik yapmak ister misin? " diye sormuş olmasıdır. ( 2 ) Hz. Ömer tekrar valilik görevi verebilecek kadar güvendiği ve inandığı bir valinin malına el koyar? Doğrusunu Allah bilir ama aklıma ilk gelen rahat ve emeksiz servet edinmenin kolaylaşması ve valilerin, valilik makamını işgal etmeksizin yada vali rütbesi taşımaksızın yapacağı ticari faaliyetlere göre vali rütbesini taşırken lehlerine ticari üstünlük sağlayacakları bir ortam elde ediyor olmalarıdır.
Bunu neden anlatıyorum. Tabi ki günümüz Yerel ve İdari yöneticiler durumunu daha iyi değerlendirebilmek için. Özellikle belediye başkanlığı yada belediyelerde görev yapan diğer üst düzey yöneticilerin günümüz Türkiye'sinde gözle görülür mal artışları. Aynı durum idari yöneticiler, hatta milletvekilleri ve bakanlar için de geçerli.
Ne gibi sıkıntı olabilir ki diye aklımıza sorular geliyor. Yani bir belediye başkanı yada bakanın ticari faaliyette bulunması prensipte sorun olmayabilir. Zaten konumuzda usülsüzk, rüşvet, çıkar amaçlı örgütlenme gibi suçların işlenmesi değil. Konumuz kişileirin işgal ettikleri makam ve taşıdıkları rütbelerin yürüttükleri ticari faaliyetlerde hiçbir katma değer üretmeksizin elde ettikleri ticari üstünlük.
Şöyle bir örnek vereyim bakansınız ve önümüzde 3 yıl içinde ana yol geçecek bir güzergahın dosyaları ile ilgileniyorsunuz. Kararı verme aşamasındasınız ve yolun hangi hattan geçeceğini %95 ihtimalle kestirebilyorsunuz. Daha yolun yapılmasına bir iki yıl var ama siz oradan gidip tarla almaya başlıyorsunuz, ve yakın çevreniz de bundan bir anlam çıkarıp gidip onlarda bir iki tarla alıyor. Yol geçiyor tarlalara imar çıkıyor arsa oluyor.
Yada bir işletmesi olan bir belediye başkanısınız tedarikçileriniz size piyasanın altında belediye başkanı olmasaydınız kesinlikle vermeyeceği fiyattan işletmenize mal veriyor. Veyahut alıcılarınız piyasa koşullarının üstünden mal almaya razı oluyor. Hiç anlamadığınız sektörlerden bayilik alabilmek sizin için çok kolaylaşıyor. Örneğin bölge bayiliği vermek için 10 yıl çalışma şartı arayan, bunu bayilik politikası olarak belirlemiş bir firma eğer miletvekili olmasaydınız kesinlikle size vermeyeceği bölge bayiliğini 3-4 senede size veriyor.
Görüldüğü gibi belki bunlarda bir suç unsuru yok ama makamın ve taşınan rütbenin kolaylaştırdığı, rahat ve emeksiz kazanç var. Aslında Hz. Ömer'in yaptığı bu kolay ve emeksiz serveti ayıklamak ve kamuya tekrar iade etmektir. Yoksa aynı kişilere tekrar valilik teklif eder mi?
Peki biz ne yapacağız? Her 5-10 yılda yüzlerce yöneticimiz ticari alanda mucizevi bir gelişme gösteriyor. Kimisi arsa zengini oluyor, kimisi çok iyi mütehait kimisi de Türkiye'nin en iyi markalarının dağıtımcısı. Bu kişilerde emeksiz ve kolay biriken servetleri kamuya tekrar nasıl iade edeceğiz?
( 1 ), ( 2 ) Dr. Cengiz Kallek'in Asr-ı Saadette Yönetim-Piyasa İlişkisi Kitabından alıntıdır.
İşin ilginç kısmı bu müsadereden sonra Hz. Ömer'in tekrar Ebu Hureyre'ye; "Ey Ebu Hureyre valilik yapmak ister misin? " diye sormuş olmasıdır. ( 2 ) Hz. Ömer tekrar valilik görevi verebilecek kadar güvendiği ve inandığı bir valinin malına el koyar? Doğrusunu Allah bilir ama aklıma ilk gelen rahat ve emeksiz servet edinmenin kolaylaşması ve valilerin, valilik makamını işgal etmeksizin yada vali rütbesi taşımaksızın yapacağı ticari faaliyetlere göre vali rütbesini taşırken lehlerine ticari üstünlük sağlayacakları bir ortam elde ediyor olmalarıdır.
Bunu neden anlatıyorum. Tabi ki günümüz Yerel ve İdari yöneticiler durumunu daha iyi değerlendirebilmek için. Özellikle belediye başkanlığı yada belediyelerde görev yapan diğer üst düzey yöneticilerin günümüz Türkiye'sinde gözle görülür mal artışları. Aynı durum idari yöneticiler, hatta milletvekilleri ve bakanlar için de geçerli.
Ne gibi sıkıntı olabilir ki diye aklımıza sorular geliyor. Yani bir belediye başkanı yada bakanın ticari faaliyette bulunması prensipte sorun olmayabilir. Zaten konumuzda usülsüzk, rüşvet, çıkar amaçlı örgütlenme gibi suçların işlenmesi değil. Konumuz kişileirin işgal ettikleri makam ve taşıdıkları rütbelerin yürüttükleri ticari faaliyetlerde hiçbir katma değer üretmeksizin elde ettikleri ticari üstünlük.
Şöyle bir örnek vereyim bakansınız ve önümüzde 3 yıl içinde ana yol geçecek bir güzergahın dosyaları ile ilgileniyorsunuz. Kararı verme aşamasındasınız ve yolun hangi hattan geçeceğini %95 ihtimalle kestirebilyorsunuz. Daha yolun yapılmasına bir iki yıl var ama siz oradan gidip tarla almaya başlıyorsunuz, ve yakın çevreniz de bundan bir anlam çıkarıp gidip onlarda bir iki tarla alıyor. Yol geçiyor tarlalara imar çıkıyor arsa oluyor.
Yada bir işletmesi olan bir belediye başkanısınız tedarikçileriniz size piyasanın altında belediye başkanı olmasaydınız kesinlikle vermeyeceği fiyattan işletmenize mal veriyor. Veyahut alıcılarınız piyasa koşullarının üstünden mal almaya razı oluyor. Hiç anlamadığınız sektörlerden bayilik alabilmek sizin için çok kolaylaşıyor. Örneğin bölge bayiliği vermek için 10 yıl çalışma şartı arayan, bunu bayilik politikası olarak belirlemiş bir firma eğer miletvekili olmasaydınız kesinlikle size vermeyeceği bölge bayiliğini 3-4 senede size veriyor.
Görüldüğü gibi belki bunlarda bir suç unsuru yok ama makamın ve taşınan rütbenin kolaylaştırdığı, rahat ve emeksiz kazanç var. Aslında Hz. Ömer'in yaptığı bu kolay ve emeksiz serveti ayıklamak ve kamuya tekrar iade etmektir. Yoksa aynı kişilere tekrar valilik teklif eder mi?
Peki biz ne yapacağız? Her 5-10 yılda yüzlerce yöneticimiz ticari alanda mucizevi bir gelişme gösteriyor. Kimisi arsa zengini oluyor, kimisi çok iyi mütehait kimisi de Türkiye'nin en iyi markalarının dağıtımcısı. Bu kişilerde emeksiz ve kolay biriken servetleri kamuya tekrar nasıl iade edeceğiz?
( 1 ), ( 2 ) Dr. Cengiz Kallek'in Asr-ı Saadette Yönetim-Piyasa İlişkisi Kitabından alıntıdır.