Diğerlerinden belirgin bir şekilde farklı olduğumuzu hissediyoruz. Bu söz bir biliminsanına ait. İnsanoğlunun neden diğer canlılardan bu kadar belirgin bir farklılığa sahip olduğu her zaman merak konusu olmuştur. Son iki asırdır bunun cevabını biyologlar, şimdilerde ise genetikçiler vermeye çalışıyor. Önceleri filozoflar, teologlar yada din adamları bu sorunun peşindeydi. Gerçi hala öyle, ama bilimsel bilginin hegonomik gücünün zirveye çıktığı günümüzde gözlerimiz kulaklarımız genetikçiler. Hem materyalist anlayışa hem de bilimsel bilgi anlayışına uygun düşüyor. Evrim teorisinin hayvandan, özelde de maymundan tekamül eden ve diğerlerinin içinden apaçık bir surette sıyrılan insanı acaba kendi oluşum (şimdilik nötr bir ifade kullanalım) sürecini betimleyebilecek, en önemlisi de izah edip anlamdırabilecek kadar evrimleşti mi? Gerçekten bu sorunun cevabını genetikçiler verebilir mi? Neden diğer bilimsel bilgi kaynakları kendilerini bu süreçten uzak tutuyor? Yada bilimsel olmayan bilgi kaynakları, onların bir diyeceği var mı, varsa da bir hükmü var mı? İnsanı farklı kılan muharrik güç genlerde mi? Yoksa genler de insanı farklı kılan gücün sonuçlarından biri mi? Neden sadece insan? Diğerleri neden bu evrim sonucunu bizim gibi tamamlayamadı? Yoksa dünyada evrim ancak ve ancak insan olmakla (genetik açıdan) mütekamil bir düzeye varabilirdi ve apaçık farklılığı olan başka bir türün ortaya çıkması da zaten muhalmiydi? Sorular uzar gider.
Bir biyolog açısından insan farklıdır; iki ayak üzerine dik durur. ve baş parmakları ayrıktır. Beynin ağırlığı vücut ağırlığına göre çok büyüktür ve diğer memelilere göre çok daha fazla kıvrımlı bir yapıya sahiptir. Ve belkide en önemlisi konuşabilmekte, yazabilmektedir. Diğer canlılar da iletişim kurar. Ancak insan konuşup, yazar. Daha belki çok sayıda farklılık alameti sayılabilir, benim aklıma bunlar geliyor.
Genetikçiler için de durum benzer. Onlar da insanoğlunun gen haritasını çıkarıyor. Her geçen gün bizi farklı kılanın cevabına daha çok yaklaşıyorlar ( ? ). Mesela makaledeki bir örneğe göre insandaki bir tür protein bir tavuğa şırınga edildiğinde tavuğun metobolizması tepki vermiş, ancak aynı işleme orangutan yada şempaze metabolizmaları tepki vermemiş. Komik ama gerçek! Bu protein açısından insanın tavukla olan akrabalığı maymunlardan daha yakın ( ! ) görünüyor . Halbuki 1975'lere kadar insan ile maymunların genetik benzerlikleri %98-99 olarak tahmin ediliyormuş. Gerçekten çok yüksek bir oran. Ancak ortak genlerin sayısının çokluğu belki de yapısal, en önemlisi de zihinsel ve davranışsal benzerlikle düşünüldüğü kadar alakalı değildir. Makaleden bir örnek daha; FOXP2 olarak isimlendirilen, insanların konuşma ve dil becerileri geliştiren gen maymunlar ve farelerde de var! 715 aminoasitten oluşan bu gen ortak ama insanda bulunan genin bir kusuru ( ! ) var. Sadece iki aminoasitin yeri farklı. Ancak bu kadar küçük bir ayrıntı makalenin ifadesiyle insanoğluna bir bebeğin ilk kelimesinden Robin Williams'ın monoloğuna kadar uzanan bir beceriyi kazandırıyor.
Bilime, biyolojiye, genetiğe saygım var. Söyleyebilecekleri her sözü dikkate alırım. Ancak insanı salt moleküler tuğlalarla örülmüş bir organizma bakış açısıyla incelemenin de bizi bir çözüme götürebileceğine inanmıyorum. Bizi farklı kılanı anlamak için biz de başka bir kaynağa başvuralım: Kur'an-ı Kerim'e.
Bu konuda şimdilik fazla yazmayacağım. Sadece bilmsel bulguları inceleyen ve yorumlayan insanların bilmesi gerektiğine inandığım şu ayetleri vermek istiyorum:
2/30-Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti... (Model İnsan)
2/31-Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti... (kavramlaştırma)
96/4-5-O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. (kodlama)
2/32-Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince... (çözümleme, kod çözme)