<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://www.1bilen.com/blogtr/rss/rss20.xsl" type="text/xsl"?>

<!-- generator="boastMachine v3.1" -->
<rss version="2.0">
 <channel>
	<title>Atölyeden Mektup</title>
	<link>http://www.1bilen.com/blogtr/atolye.php</link>
	<description>Endüstri Mühendisliği Hakkında kısa ama öz nameler</description>
	<language>en</language>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<pubDate>Per, 01 Kas 2007 23:53:50 +0000</pubDate>
	<managingEditor>nemesis@1bilen.com</managingEditor>
	<webMaster>nemesis@1bilen.com</webMaster>
    <item>
      <title><![CDATA[Tam Zamanında Üretim ve Toyota Farkı]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Endüstri Mühendisliği diplomamı almak için hazırladığım bitirme projesinin konusu Tam zamanında üretim uygulamalarıydı.&nbsp;"0" stok çok iddialı bir hedefti. Ancak bazen hedefe giden yol hedefe ulaşmaktan daha kıymetli olabiliyor. </p>
<p>Geçenlerde okuduğum <a href="http://online.wsj.com/article/SB119378934909776934.html?mod=todays_us_marketplace" target="_blank">bir makale</a> bana bugünlerde pek de telaffuz edilmeyen "Tam Zamanında Üretimin" örgütlere kazandırdığı rekabet avantajını hatırlattı. Tabloyu incelediğinizde Toyota'nın kendisiyle aynı pazar payına sahip rakiplere göre %50 daha az stok yaptığı görülüyor. Stokladığınız ürün&nbsp;"büyük vasıtalar" olunca stok hacminiz daha büyük bir önem kazanıyor. </p>
<p align="center"><img src="http://online.wsj.com/public/resources/images/MK-AM573_GMjp_20071030202946.gif" alt="" /></p>
<p>Bir iki cephede muharebe kaybetmek neyse de&nbsp;ABD otomotiv üreticileri&nbsp;neredeyse her cephede rakipleri karşında boynu bükük kalıyor.</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/244/Tam-Zamannda-retim-ve-Toyota-Fark</link>
      <pubDate>Paz, 28 Ekm 2007 22:43:22 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/244/Tam-Zamannda-retim-ve-Toyota-Fark#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gary Hamel'a Göre GM ve Toyota'nın Yolu]]></title>
      <description><![CDATA[<img alt="Toyota'nın Yolu, GM'nin Yolu" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_gmtoyota02.jpg" /> <br /><br /><img alt="Toyota'nın Başarısı, GM'nin Hatası" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_gmtoyota.jpg" /> ]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/240/Gary-Hamela-Gre-GM-ve-Toyotann-Yolu</link>
      <pubDate>Paz, 09 Eyl 2007 07:07:32 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/240/Gary-Hamela-Gre-GM-ve-Toyotann-Yolu#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalite-Ürün Ürtetim Süreçlerinin Ayrımı]]></title>
      <description><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/nemesis_tasarim.jpg" alt="" /></p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/233/Kalitern-rtetim-Srelerinin-Ayrm</link>
      <pubDate>Sal, 28 Ağu 2007 09:19:45 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/233/Kalitern-rtetim-Srelerinin-Ayrm#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Değişim Şart Değil!]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Değişim gerekli değil. Hayatta kalmak da mecburi değil.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong><em>W. Edwards Deming</em></strong></p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/232/Deiim-art-Deil</link>
      <pubDate>Paz, 26 Ağu 2007 15:48:47 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/232/Deiim-art-Deil#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mühendisler Neyi Bilmeye İhtiyaç Duyar?]]></title>
      <description><![CDATA[<p>1995'te tüm dünyadaki mühendislik hizmetlerinin yaklaşık %40'ı ABD'de icra edilirken bugün itibariyle 2010 yılında bu oranın %10'a gerileyeceği <a href="http://www.carnegiemellontoday.com/article.asp?Aid=407" target="_blank">tahmin ediliyor</a>. Sadece Amerikan değil birçok gelişmiş hatta gelişmekte olan ülkelerin şirketleri (Türk işletmeleri de dahil) işlerini ve AR-GE çalışmalarını Çin ve Hindistan'a kaydırdığı artık gözle görülebilir bir gerçek. Bu işler önceleri kalitesiz, toplamda daha maliyetli olan işlerde değil. Kaliteli ve düşük maliyetli; katma değeri yüksek işler.</p>
<p>Bu değişim, önceleri Tayvan, Singapur ve Güney Kore gibi ülkelerin, sonra da Çin ve Hindistan'ın mühendislik ve bilimsel eğitime devasa ölçülerde yatırım yapmasına neden olmuş, ve "Amerikan mucizesinin" yerel modelleri olduğu ümit edilen gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bugün bu ülkeler ABD'nin tüm bildiklerini&nbsp; anlayabiliyor ve yorumlayabiliyor: Bilgi üretimi geleceğin iktisadi büyümesinin en&nbsp; önemli sürücüsüdür ve küresel ekonomiye katılmak için eğitimli işgücüne ihtiyaç vardır.&nbsp; </p>
<p>Üniversiteler hem kendileri hem de öğrencileri için bu değişimin ve beraberinde getirdiği meydan okumaların farkında olmak durumundadırlar. Mühendislik bilgisine, akademik arka planlara ve her mühendislik disiplininin kendisine ait teorilerine yaptığı vurgunun önemi hala büyük; ancak yenilik, girişimcilik, ürün geliştirme ve bütünleşik sistem kavramları da mühendislik mezunlarının anlamaları ve yorumlamaları gereken konuların başında gelmektedir.</p>
<p>Müfredatların geleneksel içerikleri öğrencilerin çok lisanlı, çok kültürlü ve çok uluslu bir çalışma ortamında yeniliği üretecek ve yönetecek şekilde zenginleştirilmesi gerekiyor. Ülkemizde de mühendislik eğitimlerinin en çok ihtiyaç duyduğu konu kanımca bu olsa gerek. </p>
<p>Mühendi ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/219/Mhendisler-Neyi-Bilmeye-htiya-Duyar</link>
      <pubDate>Cmt, 14 Nis 2007 18:54:15 +0000</pubDate>
      <category>Mühendislik</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/219/Mhendisler-Neyi-Bilmeye-htiya-Duyar#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki Ekran Bir Ekrandan Daha İyidir]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img style="WIDTH: 210px; HEIGHT: 167px" height="146" alt="" src="http://research.microsoft.com/images/featurestories/dsharp.jpg" width="207" align="left" />Microsoft çalışanları verimliliklerini artıran <a href="http://research.microsoft.com/displayArticle.aspx?id=433" target="_self">bir araç geliştirmişler</a>. Verimlik artışı %9 ile %50 arasında değişiyormuş. Geliştirilen aracın yapısı çok basit; birden fazla ekranla çalışmak! Microsoft'un uzmanları bilgisayarlara ikinci, hatta üçüncü bir ekran eklemenin verimliliği artırdığı kanıtladılar. Geniş-ekran etkisnin oluşturarak özellikle bilgisayar kullanımının yoğun olduğu ofis işlerinde verim artışı sağlamak amaçlanıyor.</p>
<p>Ayrıca, daha büyük bir ekrana işletim sistemlerinin nasıl yerleştirilmesi gerektiğini ve ihtiyaç duyulan değişiklikleri de tespit etmişler.</p>
<p>İşin açıkçası çoklu ekranla çalışmanın finans sektörü başta olmak üzere birçok alanda büyük verimlilik artışına neden olacağına inanıyorum. Bankacılıktan bir örnek vermek gerekirse genelde anlık opresayonel kararlar için bazı rapor ekranlarının incelenmesi gerekir yada raporların bazen çapraz incelenmesi gerekir; mevcut ekranlarımız sadece bir pencereyle çalışmaya uygun tasarlanmıştır. Ve pencereler arası geçişler hem zaman kaybettirmekte hem de odaklanma sorununa neden olmakta. Çoklu ekranın bu sorunu aşmak için iyi bir öneri olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bakalım geniş görüş imkanı kazandıran ekranlar ne zaman masalarda yerini alacak?</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/218/ki-Ekran-Bir-Ekrandan-Daha-yidir</link>
      <pubDate>Per, 12 Nis 2007 20:48:29 +0000</pubDate>
      <category>Mühendislik</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/218/ki-Ekran-Bir-Ekrandan-Daha-yidir#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deming'e Göre Batı Tarzı Yönetimin Yedi Ölümcül Hastalığı]]></title>
      <description><![CDATA[Deming yaptığı çalışmalarda Batı İşletmelerinde gözlemlediği <a href="http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/182/Deminge-gre-rgtlerin-Hastalklar-ve-Engelleri" target="_self">hayati hataların</a> bazılarını&nbsp;"ölümcül hastalıklar" olarak tanımlamıştır. Yazında bu hastalıklar "Yönetimin Yedi Ölümcül Hastalığı" olarak ifade edilmektedir:<br /><br />
<ul>
<li>Amaçlarda sebatsizlik, </li>
<li>Kısa vadeli kazançlara önem verme (Kısa vadeli değişimlere aşırı tepkisel yaklaşımlar uzun vadeli amaçlar ve başarılar için tehlikelidir.), </li>
<li>Performans değerlemesi, çalışan liyakat değerlemesi yada yıllık gözden geçirme şeklinde yapılması, </li>
<li>Çeşitli sorunlar nedeniyle üst yönetim değişikliğinin yüksek olması, </li>
<li>İşletmeyi sadece görünen rakamlarla yönetmeye çalışmak; (birçok önemli faktör halihazırda bilinmiyordur yada bilinemiyordur. Bu uygulama genellikle Deming'in yanlış anlaşılan ölçebildiklerini yönetebilirsin ifadesine atfedilir. Halbuki Deming sadece ölçülebilen faktörlerin dikkate alınmasına inansaydı bunu yönetimin ölümcül hastalıklarından biri olarak saymazdı.), </li>
<li>Yüksek ücretlerle çalışan avukatların şişirdiği yasal zarar ödemeleri </li>
<li>Aşırı sağlık masrafları,</li></ul><br />Ancak Deming'in düşünceleri ve yönetimin ölümcül hastalıkları listesi zamanla değişti. Özellikle son iki hastalık ABD'ye has hastalıklar olarak zikredilmektedir. Bazı takipçileri Deming'in yedi ölümcül hastalığına eklemelerde bulunmuştur:<br /><br />Daha önemsiz hastalıklar olarak sayılanlar:<br />
<ul>
<li>Uzun vadeli planlamanın ihmal edilmesi, </li>
<li>Sorunları çözmek için teknolojiye güvenmek, </li>
<li>Çözüm geliştirmekten ziyade uygulayabilecekleri örnekler aramak, </li>
<li>"Bizim sorunlarımız, farklıdır" bahanesine sığınmak.</li></ul>Küresel işletmeler için bu ölümcül has ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/209/Deminge-Gre-Bat-Tarz-Ynetimin-Yedi-lmcl-Hastal</link>
      <pubDate>Paz, 25 Mar 2007 13:09:09 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/209/Deminge-Gre-Bat-Tarz-Ynetimin-Yedi-lmcl-Hastal#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çelik'e Mükemmlik Ödülleri]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.haberdefteri.com/haberresimleri/arceliklogo1.jpg" align="left" />Anadolu'nun bağrından&nbsp;çıkan&nbsp;sevimli ve becerikli Çelik'e <a href="http://www.jipm.or.jp/en/index.html" target="_blank">Japon Planlı Bakım Enstitüsü</a> Eskişehir Buzdolabı İşletmesi için&nbsp;''Sürekli Mükemmellik''&nbsp;ödülü, Romanya'daki Arctic İşletmesine de ''Mükemmel Fabrika'' <a href="http://www.milliyet.com.tr/2007/03/23/son/soneko15.asp" target="_blank">ödülünü layık görmüş</a>. Arçelik toplam verimli bakım uygulamaları için aynı enstitüden bugüne kadar toplam yedi ödül almış. Arçelik'in konuya ilişkin açıklaması <a href="http://www.arcelik.com.tr/NR/exeres/A2ED1452-B27B-411D-BCEF-57AB6DDF180F,frameless.htm" target="_blank">şöyle</a>:</p><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px">
<p><em>Büyük ve küçük ölçekli fabrikalara yönelik iki farklı kategoride verilen JIPM TPM ödülünün ana kriterleri; </em></p>
<ul>
<li><em>TPM tekniklerini kullanarak tüm çalışanların iyileştirme çalışmalarına katılmasını sağlamak, </em></li>
<li><em>16 büyük kaybı azaltarak verimliliği artırmak, maliyetleri azaltmak ve hedeflenen alanlarda "<strong>sıfır hatalı ürün</strong>", "<strong>sıfır duruş</strong>" , "<strong>sıfır kaza</strong>" gibi çarpıcı iş sonuçlarına ulaşmak,</em></li></ul>
<p><em>&nbsp;olarak sıralanıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilen denetlemelerde, belirlenen tüm hedeflerin gerçekleştirilmesi, çalışanların katılımında sağlanan başarı, uygulamaların yatayda tüm fabrikaya eşit ve dengeli yayılması, TPM tekniklerinin tüm sahada eşit ve dengeli yayılımı, çalışanların kararlılığı ve sahiplenmesi ve yazılı dokümanlar ile sahadaki uygulamaların tutarlılığı da dikkate alınıyor.</em></p></blockquote>
<p dir="ltr">JIPM'nin 2006 Mükemmellik Ödüllerini kazananların listesine <a href="http://www.jipm.or.jp/en/activi ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/207/elike-Mkemmlik-dlleri</link>
      <pubDate>Çar, 21 Mar 2007 19:36:29 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/207/elike-Mkemmlik-dlleri#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paretosuzluk İlkesi: Juran'ın Tövbesi]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_pareto.gif" align="right" />İtalyan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vilfredo_Frederico_Damaso_Pareto" target="_blank">Vilfredo Pareto</a>'nun gelir dağılımını modellemek için geliştirdiği, daha sonra birçok alanda genel ilke olarak kabul edilen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pareto_principle" target="_blank">Pareto İlkesini</a> duymayan yoktur. Pareto ilkesine göre sebeplerin %20'si sonuçların %80'ini üretir. Bu eşit olmayan bir dağılımı ifade eder. Lorenz de bu eşit olmayan dağılımı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Lorenz_E%C4%9Frisi" target="_blank">grafiğe</a> dökmüştür. Ancak Lorenz'in de çalışması yine Pareto'nun ki gibi gelir dağılımı üzerine olmuştur. Aslına bakılırsa Pareto ilkesi evveliyatında iktisadi bir olgunun açıklanmasında kullanılan yerel bir ilke olarak ortaya çıkmıştı. Dengesiz gelir dağılımını izah etmek için, daha doğrusu gelir dağılımndaki dengesizliği göstermek için geliştirilmişti. Ancak Juran'ın "hayati azınlık, önemsiz çoğunluk" ifadesiyle pareto ilkesi başta tüm üretim ve sanayi yazını olmak üzere hemen hemen tüm disiplinlerde evrensel bir ilke olarak değerlendirildi ve uygulandı. </p>
<p>Hala ülkmizde birçok mühendis ve akademisyen <a href="http://www.canaktan.org/yonetim/toplam_kalite/gurular/juran1.htm" target="_blank">Juran'ın Pareto İlkesinin arkasında olduğunu düşünür</a>. Halbuki Juran bu iddiadan vazgeçmiştir. Hem de tevbekar bir hristisyan ruh haliyle. Tüm günahı kendi üstlenmiştir. Juran Pareto İlkesini savunduktan sonra <a href="http://www.juran.com/pdf/SP7518.doc" target="_self">Mea Culpa (Benim Hatam)</a> isimli makalesiyle Pareto İlkesinin evrensel bir ilke olarak değerlendirilmesinin büyük bir hata olduğunu ve bu hatada en büyük payın kendisine ait olduğunu açıkladı. Ona göre Pareto'nun 80-20 kuralını geliştirdiği dönemde bir ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/204/Paretosuzluk-lkesi-Jurann-Tvbesi</link>
      <pubDate>Paz, 18 Mar 2007 09:40:41 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/204/Paretosuzluk-lkesi-Jurann-Tvbesi#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toyota Üretim Sistemi Evi]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Toyota Üretim Sistemi Evi, Toyota'nın ünlü Toyota Üretim Sistemini&nbsp;tasvir ettiği bir şekildir. Toyota Üretim Sistemlerinin dayandığı kavramların bütünleşik ve hiyerarşik bir tasviri yapılmıştır:</p>
<ul>
<li>Birinci seviye, yani&nbsp;Toyota Üretim Sistemi Evi'nin zemini;</li>
<ul>
<li>Operasyonel İstikrar</li>
<li>Seviyeli Üretim</li>
<li>Standartlaştırılmış İş</li>
<li>Görsel Yönetim</li>
<li>Toplam Verimli Bakım</li>
<li>Kaizen'den</li></ul></ul><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px">
<p>oluşan bir zemin üzerine kurulmuştur. İnsan ile temelde makine olmak üzere üretim hatlarının buluştuğu arayüzlere ait ilkeleri deklare eden yöntem ve tekniklerden oluşur.</p>
<p><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_tus.jpg" alt="" /></p>
<li>Evin ikinci&nbsp;seviyesi,&nbsp;üretim hattı, insan ve iş akışı üçlü saç ayağından, yani evin çatısının üzerinde durduğu üç sütundan oluşur. Evin zeminini oluşturan kaizen, standartlaştırma ve operasyonel kararlılık gibi ilkeler bu üç sütunun dayanağını oluşturur. Motive edilmiş, morali yüksek çalışanlara hat üzerinde yetki verme esası vurgulanır. Çalışanlar tam zamanında üretim, kanban yada çekme sistemleri ile desteklenir: </li>
<ul>
<ul>
<li>İş Akışı</li>
<ul>
<li>Tempo zamanı</li>
<li>Sürekli Akış</li>
<li>Çekme Sistemi</li>
<li>Hızlı değiştirme süresi</li>
<li>Bütünleşik lojistik</li></ul>
<li>Yüksek Motivasyonlu Çalışan</li>
<li>Üretim Hattı</li>
<ul>
<li>Otomatik hat durdurma</li>
<li>Andon</li>
<li>Makine, insan ayrımı</li>
<li>Hata doğrulama</li>
<li>İstasyonda kalite kontrol</li>
<li>5 Neden</li></ul></ul></ul>
<p></p></blockquote>
<ul>
<li>Evin son seviyesi yani çatısı ise Toyota Üretim Sisteminin hedeflerini ortya koyar: </li>
<ul>
<li>En iyi kalite</li>
<li>En düşük maliyet</li>
<li>En kısa teslimat süresi,</li>
<li>En yüksek iş ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/203/Toyota-retim-Sistemi-Evi</link>
      <pubDate>Çar, 14 Mar 2007 16:50:07 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/203/Toyota-retim-Sistemi-Evi#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İletişimin Maliyeti Yüksektir]]></title>
      <description><![CDATA[<p>İşlerimizi o kadar atomize ettik ve karmaşık ilişkiler yumağı haline getirdik ki en küçük bir uygulama için onlarca, bazen de yüzlerce kişiye ya e-posta yada telefon ile bilgi vermemiz gerekiyor. Şu anda günde ortalama 70-80 e-posta alıyor, 30-40 telefon görüşmesi yapıyorum. Günlük, haftalık, aylık, çeyrekler için ve yıllık raporlar hazırlıyor, toplantılar yapıyoruz. </p>
<p align="center"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_iletisim.jpg" alt="" /></p>
<p>Herbir e-posta ve telefon görüşmesi için 1 dakika ayırsam ki bu iyi bir okuma yada görüşme hızı değildir, muhtemelen birçok detay gözden kaçacaktır, günlük mesaimin net 2 saati bu e-postalara ve telefon görüşmelerine gidiyor demektir. Özellikle bilgi amaçlı gönderilen e-postalar tam ilgisiz veri bombardımanına tutuyor bizi. Peki bu iletişim kanallarının bize maliyeti nedir? Hiç düşündünüz mü? Bu maliyetleri düşürebilir miyiz?</p>
<p><br />Zaman Maliyeti: E-postaın yazılması, gönderilmesive&nbsp; okunması yada telefon numarasının tuşlanması, karşı tarafın beklenmesi ve görüşmenin yapılması... Bunların hepsi bir maliyet, zaman maliyeti. Bir iki e-posta için konuşmuyoruz. Ortalama 40-50 kişiye atılan e-postalardan bahsediyoruz. Herbir e-posta için her temas noktası 1-2 dakikasını ayırsa sadece bir e-posta için maliyet 80-100 dak/adam'dır. Gönderilen e-potaları değil, alınan e-postaları dikkate alın lütfen. </p>
<p>Çünkü bir e-posta 15-20 kişiye alıcı olarak bir o kadar kişiye de bilgi olarak gönderilebiliyor. </p>
<p>Örgütlerin ölçeği, iş akış süreçleri ve yetki sorumluluk dağılımına göre bu sayılar değişir. Ama şu bir gerçek ki her gönderilen e-posta onlarca alınan e-posta demektir. Birin onlar olduğu bu üstel artan alıcı merkezli iletişim temasları tüm mesai günü ve örgüt çapında düşünüldüğünde binleri hatta onbinleri buluyor. İletiş ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/202/letiimin-Maliyeti-Yksektir</link>
      <pubDate>Cmt, 10 Mar 2007 10:26:27 +0000</pubDate>
      <category>Mühendislik</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/202/letiimin-Maliyeti-Yksektir#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korelasyon ve Nedensellik]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/nemesis_korelasyon.jpg" align="right" />Aslan burcudakilerin düşüp kollarını kırma ihtimalleri diğer burçlara göre %15 daha fazlaymış. Yay burcunda olanlarında mide kanaması nedeniyle hastaneye kaldırılma olasılıkları diğer burçlara göre %38 daha yüksek bir ihtimale sahipmiş. <a href="http://www.economist.com/science/PrinterFriendly.cfm?story_id=8733754" target="_blank">Bu istatistikleri veren Toronto'lu bir doktor</a>. Hastalıkların risk analizi için yaptığı bir araştırmada bu verilere ulaşmış. Hastalık ve kazalar ile burçlar arasında anlamlı bir korelasyon görülüyor. Ancak bunun sebebi burçların hastalık ve kazalar üzerindeki etkisi değil. Bu birlikte değişim ilişkisinin bir nedensellik içerdiği söylemek çok zor.&nbsp;Korelasyon nedensellik değildir. Ancak istatistik yöntemleri açısından anlamlı bir birlikte değişim ilişkisinin varlığından bahsedilmesi yanlış olmaz.&nbsp; Bunun en önemli sebebi de kullandığımız istatistik yöntemleridir:</p>
<ul>
<li>Birinci sebep seçilen değişkenler. Ölçülmesi kolay olan ve zaten diğer sebeplerden ötürü elde bulunan(örneğin tanımlama için kullanılan veriler, doğum tarihi - burç gibi...) değişkenlerin kullanılması. </li>
<li>İkincisi hassasiyet ölçüleridir. %5'ler, %1'ler yada binde 1 ve onbinde 1'ler. Bu oranlar ya teamülle yada tecrübeyle belirlenir. Ancak bu hassasiyet oranlarını kabul etmenin kendi içinde tutarlı bir mantığı olsa bile gerçekçi hiçbir sebebi yoktur. %5'e göre anlamlı bir istatistiki değişim %1 göre anlamlı olmaya bilir. Bu iki durum arasındaki farkın tek sebebi bizim varsayımlarımızdır. </li>
<li>Üçüncüsü ise istatistiğin ana öğretisi olan doğal rassallığın etkisidir. Aslında doğal rassallık belirsizliği, daha doğrusu bize kapalı olan bilgi alanını ifade eder. Yani iki değişken arasında sırf rassallık nedeniyl ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/200/Korelasyon-ve-Nedensellik</link>
      <pubDate>Pzt, 26 Şub 2007 06:29:26 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/200/Korelasyon-ve-Nedensellik#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hiçkimsenin İstemediği Kusursuz Ürünler]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Bir araştırma firması olan <a target="_blank" href="http://www.qualproinc.com/">QualPro</a> yaptığı bir araştırmada altı sigma faaliyetleri yürüten 58 SP500 şirketinden sadece 6'sının hisse senedi performansının SP500 göre daha iyi performans gösterdiğini 52'sinin performansının ise SP 500'e göre zayıf kaldığını tespit etmiş.</p>
<p>Bir kara kuşak olan Dale Dauten bu yaklaşık %10'na %90 yapar <a target="_blank" href="http://www.azcentral.com/arizonarepublic/business/articles/0215biz-dauten0215.html">diyor ve ekliyor</a>: Restorant işinde herkes kaliteli sağlıklı yiyecek istediği söyler, ama gerçekte onu hiç kimse satın almak istemez. Hiç kimsenin istemediği ürünleri üretmenin bir anlamı yok.</p>
<p>Benzer şekilde altı sigma çalışmalarıyla tanınan Stanford profesörlerinden Jeffrey Pfeffer, "Sadece işin küçük bir parçasını yapıyor olmak yetmez. Nasıl düşük kolesterol sağlıklı yiyecekler için güvenilir bir ölçütse kalite yönetimi de ürünler için o derece güvenilir bir ölçüttür. Ancak kalite yapbozun sadece bir parçasıdır. Bulmacanın tamamı için bir cevap değildir. Kolesterol düzeyinin düşük olması, satın almamız için yeterli bir değildir. Bu pazarlama ile ilgilidir, üretim ile değil.</p>
<p>Kalite yönetimi belki örgütleri müşteriye ve yenilik yapmaya yani işletme dışına odaklanmaktan çok işletme içine, işletme süreçlerine odaklanmaya sevkediyordur. Bu da örgütlerin piyasa çevikliğini ve yaratıcılık becerilerini körelmesine neden olabilir. Asıl sorun doğrusunu yapamamak değil, müşterinin istediği ürünlerin daha iyisini yapamamaktır.</p>
<p>Örneğin iki cep telefonunu örnek alalım. Biri neredeyse kusursuz bir üretim yapıyordu. Diğeri ise sıradan kalite kontrol uygumaları yürütüyordu. İlki için mükemmel telefon, ikincisi içinse iyi telefon diyelim. Mükemmel telefonu kullanan müşteriler bu telefonlar sorunlu diye geri ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/194/Hikimsenin-stemedii-Kusursuz-rnler</link>
      <pubDate>Sal, 20 Şub 2007 14:11:09 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/194/Hikimsenin-stemedii-Kusursuz-rnler#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deming'in Kırmızı Boncuk Deneyi: Sistem ve Bireysel Performans]]></title>
      <description><![CDATA[Deming'in kırmızı boncuk deneyi ülkemizde pek bilinmez. Endüstri mühendisleri içinde dahi bilenine az rastlanır. Ben de okulu bitirdikten sonra, mühendislik diplomasını aldıktan sonra öğrendim. Tam zamanında, çalıştığım işletmenin anadoludaki şubelerinin yıllık performans değerlenmesi öncesi okumuştum. Ve bir farklılık yapıp performans değerlemesi araporlarını iki başlık altında "bireysel performans değerlemesi" ve "sistem performans değerlemesi olarak topladım. Bireysel yani şubelerin peformans raporları alışagelmiş klasik verileri, tabloları ve grafikleri, "değişkenlerin aldığı değerleri" içeriyordu. <br /><br />Sistemin yani yönetimin kurduğu yapının ve süreçlerin oluşturduğu bütünleşik örgüt ve işleyiş sisteminin performans raporları ise "değişkenlere değerleri atayan temel parametrelere" ilişkin verileri, tabloları ve grafikleri içeriyordu. Bireysel performans raporları iğne ise sistem performans raporları çuvaldız idi. Ve o zaman ki yöneticilerimizin pek alışık olmadığı bir değerlendirme aracı idi. Ancak ilk önce eleştirdikleri bu raporları benden 3 ayda bir verip veremiyeceğimi sormuşlardı. <br /><br />Peki nedir bu kırmızı boncuk deneyi? Deming, bireysel çabaların ve eylemlerin alacağı değerlerin sistemin temel parametrelerine bağlı olduğunu ve bu değerleri sınırlandırdığı anlatmak istediği bir deneydir. Hata ortalaması %10, varyansı %1 olan bir sistemde çalşanlarımız, takımlarımız, şubelerimiz, bölümlerimiz, gruplarımız, şirketlerimiz, şirketler grubumuz ne yaparsa yapsın hata oranlarını %7'nin altına indirme ihtimalleri normal dağılıma göre %0,1'den (yani binde birden) daha azdır. Yada şöyle diyelim ancak 1000 çalışanımızdan biri, 1000 şubemiz yada üretim hattımızdan biri bunu gerçekleştirebilecek talihe sahiptir. <br /><br />Evet (istatistik kuramına göre) tam anlamıyla bir talih. Çünkü deneyin ikinc ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/188/Demingin-Krmz-Boncuk-Deneyi-Sistem-ve-Bireysel-Performans</link>
      <pubDate>Cmt, 17 Şub 2007 16:53:23 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/188/Demingin-Krmz-Boncuk-Deneyi-Sistem-ve-Bireysel-Performans#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışanların İş Standartlaştırmaya Verdiği 6 Çeşit Tepki]]></title>
      <description><![CDATA[<p>İş standartlaştırma faaliyetlerinde karşılaşılabilecek çalışan tepkilerini tasnif etmeyi denersek hemen hemen ortaya <a href="http://kanban.blogspot.com/2007/02/reactions-to-standardized-work.html" target="_blank">6 işçi tipi</a> ortaya çıkar. Özellikle iş standartları hakkında hazırlanan taslakları incelemeleri ve görüşlerini almaları için çalışanlara sorduğunda alınacak tipik ilk tepkileri şu şekilde tarif edebiliriz:</p>
<p><strong>Soran</strong> — "Neden bu şekilde yapmak zorundayım?"<br /><strong>İşbirlikçi</strong> — "Peki, bana yeni yöntemi tarif et."<br /><strong>Direnç Gösteren</strong> — "İşimi bu şekilde yapmak istemiyorum."<br /><strong>Küçük Gören</strong> — "Saçma, bu yeni yöntem gerçekten çok aptalca."<br /><strong>Pasif Saldırgan</strong> — "Peki, sizin dediğiniz olsun."<br /><strong>Yardımcı</strong> - "Size nasıl yardımcı olabilirim?"</p>
<p>Bu tepkileri tipleri içinde iş standartlaştırma faaliyetlerine en çok katkısı olacak olanların belki bira garip gelebilir ama Soran ve Yardımcı tepkileri veren çalışanlar olduğunu düşünüyorum. Soran işçilerin eleştirel yaklaşımı yeni düşünce üretimine katkısı daha yüksek olabilir. Önemli olan onların bu yaklaşımını disipline edip amaca yönlendirebilmek. Benzer şekilde yardımcı işçiler de bu açıdan ilk ikinin içine girer. </p>
<p>Ancak işbirlikçi işçinin fazla bir katkı sağlayacağını iddia edemem. Muhtemelen itaat hissi ile yada onlar söyler ben yaparım varsayımı ile hareket ediyordur. Yapmanız gereken kendi taslağınıza ait "bir hatayı" onlar karşısında itiraf etmeniz. Hemen size katıldıklarını ifade edeceklerinden şüphem yok. </p>
<p>Kanımca Soran ve Yardımcı işçileri tespit onlarla çalışmak en doğrusu. Ama özellikle küçük gören ve pasif saldırganları kontrol etmek ve onların bozucu etkilerini denetim altında tutmak da bir o kadar önemli.</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/186/alanlarn--Standartlatrmaya-Verdii-6-eit-Tepki</link>
      <pubDate>Sal, 13 Şub 2007 22:25:47 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/186/alanlarn--Standartlatrmaya-Verdii-6-eit-Tepki#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deming'e göre Örgütlerin Hastalıkları ve Engelleri]]></title>
      <description><![CDATA[<p><a href="http://www.rtis.com/nat/user/jfullerton/review/essence.htm" target="_blank">Burada</a>, Edwards Deming'in Texas A&amp;M Kütüphanesinde yer alan bir video kasetinin dökümü var. Bu kasette Deming mal ve hizmet üretiminde faaliyet gösteren örgütler ve işçilere kalite hakkında görüşlerini aktarıyor. Ben de bu döküm içinde size Deming'in <a href="http://www.rtis.com/nat/user/jfullerton/review/essence.htm#Obstacles" target="_blank">Hastalıklar ve Engeller</a> başlıklı kısmını aktarıyorum.</p>
<p><strong><u>Hastalıklar ve engeller</u></strong></p>
<ul>
<li>Amaçlarda istikrar noksanlığı.</li>
<li>Performans değerleme, yıllık incelemeler,&nbsp; terfiler.</li>
<ul>
<li>Kısa vadeli performansa ağırlık vermek</li>
<li>Uzun vadeli planlamayı göz ardı etmek</li>
<li>Ekip çalışmasını ortadan kaldırmak</li>
<li>Rekabeti artırmak</li>
<li>Korku salmak</li>
<li>Politika oynamayı artırmak.</li>
<li>Moralleri bozmak</li>
<li>İnsanlara acı vermek.</li>
<li>Yönetimin sürekli değişmesi.</li></ul>
<li>Yönetimin değişmesi.</li>
<li>Sadece görünür figürleri kullanmak.</li>
<li>Üst yönetimin çevresinden yalıtılması (örgütü anlamamak).</li>
<li>Uygulamalarını tasdik edecek örnekler aramak.</li>
<li>Kalite kontrolün (kalite yönetiminin) küçük şirketler için olmadığı kanaatini yaymak.</li>
<li>İş okullarının artık geçersiz olduğunu iddia etmek.</li>
<li>Girdi ürünlerin muayenesi için mal kabul masalarının kullanılması. (Kabul edilebilir ve beklenen kesin bir hata sayısı ilan etmek.</li>
<li>Kalite sorumluluğunun Kalite Kontrol Bölümüne verilmesi.</li>
<li>"Sorunlarımız iş gücümüzün yalanlarıdır" varsayımını desteklemek.</li>
<li>Kaliteyi ürünlerde denetlemeye çalışmak.</li>
<li>Hatalı başlangıçlar.</li>
<li>Kalite kontrolü kurmaya çalışmak.</li>
<li>İnsansız bilgisayar uygulamalarına bel bağlamak.</li>
<li>Sadece spefikasyo ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/182/Deminge-gre-rgtlerin-Hastalklar-ve-Engelleri</link>
      <pubDate>Pzt, 05 Şub 2007 16:20:10 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/182/Deminge-gre-rgtlerin-Hastalklar-ve-Engelleri#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tedarik Zinciri Riskleri Artıyor]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.string.it/images/staffetta180x180.gif" align="left" />Küreselleşme, dış kaynak kullanımı, temel yetenekler üzerinde uzmanlaşma, şebeke örgütler, sanal örgütler vs... derken işletmeler birer örümcek ağına dönüştü. Kimdi hatırlamıyorum,&nbsp;günümüz örgütlerini&nbsp;bir piramit olarak&nbsp;değil bir örrümcek ağı olarak tanımlayabiliriz diyordu. </p>
<p>Bu eğilim tedarik zinciri yönetimi kavramını lojistik ihtiyaçların kaşılanması mahrecinden çıkarıyor bir iş yapma yöntemi haline getiriyor. <a href="http://www.manufacturing.net/not-taking-any-risks-companies.aspx?menuid=286" target="_parent">Bu makalede</a> AMR'nin bir araştırma raporuna atıfla Tedarik Zinciri Risk Yönetiminin işletmeler için öneminin arttığını söylüyor. Araştırma raporuna göre işletmelerin %46'sı önümüzdeki 1-2 yıl içinde bir Tedarik Zinciri Risk Yönetimi teknolojisi geliştirmeyi yada uygulamayı planladıklarını, %54'ü de önümüzdeki bir yıl içinde Tedarik Zinciri Risk Yönetimi için bütçeden daha çok pay ayıracaklarını ifade etmişler.</p>
<p>İşletmeler&nbsp;uluslararasılaştıkça, ham madde yada ara üretim süreçleri&nbsp;ulusal sınırların dışına taştıkça üretim hatları tek bir çatının altında toplanamıyor. Tedarikleriçilerini, birer çözüm ortağı&nbsp;olarak&nbsp;yanlarında taşıyan Toyota&nbsp;tabi burada farklı bi örnek. Özellikle San Antonio'daki fabrikası bu duruma sıkça örnek gösterilir. Toyota ne yapıyor:</p>
<ul>
<li>Tedarikçilerini fabrika hinterlandına yakın bir yere taşıyor, </li>
<li>Onlardan küçük partiler ölçeğinde ama sık teslimat istiyor, </li>
<li>Ve onların birer çözüm ortağı olarak sorunlar üzerinde uzmanlaşmasına destek veriyor.</li></ul>
<p>Bunu neden anlatıyorum. Çünkü bahse konu makale yalın üretim, tam zamanında üretim (just in time), kanban yada düşük stok ile çalışma gibi&nbsp; ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/174/Tedarik-Zinciri-Riskleri-Artyor</link>
      <pubDate>Pzt, 29 Oca 2007 16:55:35 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/174/Tedarik-Zinciri-Riskleri-Artyor#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En Uygun Çalışma Koşulları için Bir Öneri]]></title>
      <description><![CDATA[<p>İngiliz Time gazetesine dayandırılan <a href="http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=213676" target="_blank">bu haberde</a> çalışma ortamları için bazı önerilerde bulunulmuş ve bu öneriler resmedilmiş. Resme bakıldığında en uygun çalışma ortamını belirleyen koşullar olarak;</p>
<ul>
<li>Renk</li>
<li>Sıcaklık,</li>
<li>Işık,</li>
<li>Masa üstü yiyecekler,</li>
<li>Çiçekler,</li>
<li>Ses</li>
<li>Hava,</li>
<li>Boş alan</li>
<li>(Fitness salonu gibi) Yaşam alanları;&nbsp; sayılmış</li></ul>
<p>Gerçi çalışma ortamları hakkında not düşülen <a href="http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/146/Bilgi-ileri-ve-alma-evresi" target="_self">bu yazıda</a>,&nbsp;yaşam alanlarının çalışanlara fizyolojik destek sağlayacağı ama sosyo-psikolojik olarak ikilem de bırakabileceği vurgulanmıştı. Ve <strong><font color="#009900">yeşil</font></strong>! Yeşil ve havadar bir çalışma çevresi. İşte bu güzel bir öneri.</p>
<p align="center"><img alt="" src="http://www.sabah.com.tr/2007/01/23/im/B631128E76261C4FADDB6950p.jpg" /></p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/171/En-Uygun-alma-Koullar-iin-Bir-neri</link>
      <pubDate>Sal, 23 Oca 2007 08:34:45 +0000</pubDate>
      <category>Kalite</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/171/En-Uygun-alma-Koullar-iin-Bir-neri#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Proje Yönetimi için Bir Metafor: Kasırga Tahminleme Modelleri]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Bir tahminleme yada simülasyon sorununu kavramak için kullanılacak en iyi metaforlardan biri belki hava tahminleridir. Tabi ki ülkemizde hava tahminlerinin en kritik düzyleri sel yada don felaketlerini öngörmede ortaya çıkmakta. Ancak atlantiğin ötesinde durum biraz daha farklı. Onlar için hava tahinlerinin en kritik düzeyleri kasırgaların takip edilmesinde ortaya çıkıyor. Bu nedenle olacak ki tahminleme modelleri üzerinde sıkı çalışıyorlar. <a href="http://www.focusedperformance.com/2003/09/predicting-uncertain-futures.html" target="_blank">Burada</a> da bu maksada yönelik bir kasırga tahmin modeli var. Bu model proje yönetimi için kullanılmış. Model çok basit:</p>
<ul>
<li>Kasırganın bir geçmişi var ve bu geçmiş bir hat üzerinde takip edilebiliyor. Yani teknolojik olarak hava olaylarının geçmişi zaman ve mekan koordinatlarının oluşturduğu noktalar üzerinde gösterilebiliyor. Bu noktalara ait muhtelif değişkenlerin; sıcaklık, basınç, rüzgar hızı vs., değerleri belirlenip kaydediliyor.</li>
<li>Bu noktalar "şimdi" zaman koordinatına geldiğinde ise durum değişiyor. Noktanın yerine noktalar, hattın yerini ise alan alıyor. Neden? çünkü sadece değişkenlerin değerini belirlemek zorlaşmıyor, zaman ve mekan koordnatlarını da belirlemek zorlaşıyor.</li>
<li>Zaman ilerledikçe belirsizlik artıyor. Belirsizlik arttıkça alan büyüyor. Sanki iki boyutlu bir balon üfürülüp şişiriliyor.&nbsp;Renkler ise kasırgaya ait değerlerin ne anlama geldiğini gösteriyor: Örneğin tropk kasırga, 1. düzey kasırga, 2. düzey kasırga...</li></ul>
<p><img style="WIDTH: 509px; HEIGHT: 478px" height="479" alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_kasirga.gif" width="514" /></p>
<p>Bu yukarıda gördüğümüz resim 2003 senesinde Isabel kasırgası için hazırlanmış bir modele ait. Öncesi, şimdisi ve olası sonralarına ilişkin bir model. İşte bunu alıp proje yönetimi ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/167/Proje-Ynetimi-iin-Bir-Metafor-Kasrga-Tahminleme-Modelleri</link>
      <pubDate>Pzt, 15 Oca 2007 22:46:41 +0000</pubDate>
      <category>Mühendislik</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/167/Proje-Ynetimi-iin-Bir-Metafor-Kasrga-Tahminleme-Modelleri#cmt</comments>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Endüstri Mühendislerinin Yakın Gelecek Stratejisi Üzerine bir Düşünce]]></title>
      <description><![CDATA[
Özellikle 1997'den sonra üretimde görülen verimlilik artışlarını krizleri aşmamızda bize yardımcı olan en önemli faktörlerden biri olduğunu düşünüyorum. 2001 yılı sonrası kur üzerindeki baskının, hızla düşen enflasyona rağmen üretimde gerçekleşen büyümede de katkısı tartışılmaz. Son günlerde verimlilik sıkça bahsi geçen bir konu oldu. 
Özellikle de çalışan başına verimlilik, istihdam ve ücret ile olan ilişkisi, büyümeye olan katkısı gibi... 
<br /><br />
<div style="text-align: center;"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_verim1.gif" alt="" /><br /></div><br /><a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2005/09/23/yazar/oztrak.html">Kaynak</a><br /><br />
Bu konu ile bir makaleye <a href="http://www.milliyet.com.tr/2005/09/23/yazar/oztrak.html" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz. Daha önce yazılmış bir makale de <a href="http://www.milliyet.com.tr/2005/09/22/yazar/gunes.html" target="_blank">burada</a>. 
Buradaki yazılardaki yorumlar TUİK'in açıkladığı üretime ilişkin istatisklerin ışığında 
yapılmış. Bu istatistiklere de <a href="http://www.die.gov.tr/TURKISH/SONIST/IMSANUR/k_210905.xls" target="_blank">buradan</a> ve <a href="http://www.die.gov.tr/TURKISH/SONIST/IMSANEG/k_150905.xls" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz:. (Bu dosyalar biraz büyük, ancak daha detaylı veriler var)
<br /><br />
<div style="text-align: center;"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_verim2.gif" alt="" /><br /></div><br /><a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2005/09/23/yazar/oztrak.html">Kaynak</a><br /><br />
Bu konu ile ilgili daha önce TUSİAD'ın hazırladığı oldukça <a href="http://www.tusiad.org/turkish/rapor/eko04/eko04.pdf" target="_blank">geniş bir raporda</a> bazı detaylar görmüştüm. Bu rapor gerçi genel ekonomi 
hakkındaydı ama verimlilik ile ilgili bir kısmı da vardı. (İlgili konu raporun 34  ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/164/Endstri-Mhendislerinin-Yakn-Gelecek-Stratejisi-zerine-bir-Dnce</link>
      <pubDate>Cmt, 13 Oca 2007 11:48:30 +0000</pubDate>
      <category>Mühendislik</category>
      <comments>http://www.1bilen.com/blogtr/post/atolye/164/Endstri-Mhendislerinin-Yakn-Gelecek-Stratejisi-zerine-bir-Dnce#cmt</comments>
    </item>
  </channel>
</rss>
