<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://www.1bilen.com/blogtr/rss/rss20.xsl" type="text/xsl"?>


<!-- generator="boastMachine v3.1 , http://boastology.com" -->
<rss version=".92">
 <channel>
	<title>Fildişi Kuleden Ahkam</title>
	<link>http://www.1bilen.com/blogtr/fildisikule.php</link>
	<description>İşletme Bilimleri hakkında &quot;ahkam keselim&quot; bölümü</description>
	<language>en</language>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
    <item>
      <title><![CDATA[Kestirmeden...]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Tom Stack'ın&nbsp; Tembel Martı ( <a href="http://stackmatic.com/lazy_gull.html" target="_blank">Lazy Seagull</a> ) &nbsp;isimli tablosu gerçekten çok hoş. Yönetim derslerinde güçlü bir mecaz (metafor) olarak kullanılabilir: Kestirmeden kariyer yapmak, kestirmeden pazarlama yapmak,&nbsp;kestirmeden çözüm adamı olmak gibi...</p>
<p align="center"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/nemesis_tembelmarti.jpg" alt="" /></p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/246/Kestirmeden</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Altın Paraşüt Paradoksu]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Homedepot, eski CEO'suna <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=209068" target="_blank">210 Milyon USD'lik işten çıkarma tazminatı</a> ödemek ile karşı karşıya kalması "altın paraşüt" tartışmalarını yeniden gündemimize soktu. <a href="http://indexed.blogspot.com/2007/10/golden-parachutes-make-for-wild-rides.html" target="_blank">Hagy</a>'nin Altın paraşüte ilişkin grafik anlatımı aslında durumu oldukça iyi özetliyor. </p>
<p><img src="http://bp1.blogger.com/_FBXGhy-QmVw/RyZ1FjfrzcI/AAAAAAAABQU/2q0dLbRYAJ4/s320/card1128.JPG" alt="" /></p>
<p>Bugün altın paraşüt anlaşmaları dev firmaların CEO'larını&nbsp;daha büyük riskleri üstlenmelerini ve daha tehlikeli sularda yüzmelerini teşvik ediyor.</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/243/Altn-Parat-Paradoksu</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçen 10 Yılın En İyi 10 Hisse Senedi]]></title>
      <description><![CDATA[<p >İMKB’de işlem gören hisse senetlerini geriye dönük olarak
incelediğimizde aylık ortalama getirilerine göre USD bazında en çok kazandıran
ilk 10 şirket aşağıdaki gibidir (Tablo 1). </p>

<p  >İlk iki şirket bankacılık sektöründe faaliyet gösteriyor. Üçüncü
sıradaki şirket ise perakende sektöründe yer alıyor. İlk on içindeki finans ve
sigorta sektöründe faaliyet gösteren tam 5 şirket var. Yani ilk onun yarısı
finans sektöründen, iki tanesi de perakende sektöründen. Teknoloji
şirketlerinden yada “yeni ekonominin” afacan şirketlerinden kimse yok.</p>
<p  ><br /></p>

<p  > <span style="font-weight: bold;">Tablo 1: Aylık USD Getirisine Göre En Çok Kazandıran İMKB 10 Şirketi</span><br /> </p>

<table width="432" cellspacing="0" cellpadding="0" border="1" class="MsoNormalTable" style="width: 323.8pt; margin-left: 3.5pt; border-collapse: collapse;">
 

<tbody>
<tr style="height: 10.5pt;">
  

<td width="44" nowrap="44" style="padding: 0cm 3.5pt; width: 32.8pt; height: 10.5pt;">
  

<p  ><b><span style="font-size: 8pt;">Hisse Senedi Kodu </span></b></p>
  </td>
  

<td width="112" nowrap="112" style="padding: 0cm 3.5pt; width: 84.2pt; height: 10.5pt;">
  

<p  ><span style="font-size: 8pt;">Şirket </span></p>
  </td>
  

<td width="60" nowrap="60" style="padding: 0cm 3.5pt; width: 45pt; height: 10.5pt;">
  

<p align="center"   style="text-align: center;"><span style="font-size: 8pt;">İşlem Görmeye Başladığı Tarih </span></p>
  </td>
  

<td width="48" nowrap="48" style="padding: 0cm 3.5pt; width: 36pt; height: 10.5pt;">
  

<p align="right"   style="text-align: right;"><span style="font-size: 8pt;">İşlem Gördüğü Ay sayısı </span></p>
  </td>
  

<td width="72" nowrap="72" style="padding: 0cm 3.5pt; width: 54.2pt; height: 10.5pt;">
  

<p align="right"   style="text-align: right;"><span style="font-size: 8pt;">06/2007 itibariyle Bileşik Getirisi US ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/242/Geen-10-Yln-En-yi-10-Hisse-Senedi</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pazarlamanın Tanımları ]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Bu sunumda sizlere bazı kurum ve akademisyenlerin pazarlama kavramına ilişkin yaptıkları tanımları vermek istedik:<br /></p>
<p></p>
<p><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" bgcolor="#ffff00" border="1">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="center"><span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(102,0,0)"><font size="5"><font color="#000000">Pazarlama Tanımları<br /></font><br /></font></span></p>
<div align="center"><font size="6">
<hr style="WIDTH: 100%; HEIGHT: 2px" color="#000066" /></font></div>
<p align="center"><font size="4">‘Pazarlama, müşteri taleplerini karlı bir şekilde öngören, belirleyen ve tatmin eden bir yönetim sürecidir.’</font></p>
<p align="center"><br />&nbsp;<br /><font size="4">&nbsp;</font><font size="4"><em>İmtiyazlı Pazarlama Enstitüsü</em></font><br />&nbsp; <br /></p></td></tr></tbody></table><br /></p>
<p><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" bgcolor="#ffff00" border="1">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="center"><span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(102,0,0)"><font size="4"><br /></font></span></p>
<div align="center"><font size="4">
<hr style="WIDTH: 100%; HEIGHT: 2px" color="#000066" /></font></div>
<p align="center"><font size="4">‘Pazarlama, müşteriler için değer yaratan, ulaştıran ve teslim eden, örgüt ve paydaşları için faydalı olacak şekilde müşteri ilişkilerini yöneten bir süreçler dizisi ve örgüt işlevidir.’</font></p>
<p align="center"><br />&nbsp;<br /><font size="4">&nbsp;</font><font size="4"><em>Amerikan Pazarlama Derneği</em></font><br />&nbsp; <br /></p></td></tr></tbody></table><br /></p>
<table cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" bgcolor="#ffff00" border="1">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="center"><span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(102,0,0)"><font size="6"><br /></font></span></p>
<div align="center"><font size="4">
<hr style="WIDTH: 100%; HEIGHT: 2px" color="#000066" /></font></div>
<p align="ce ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/234/Pazarlamann-Tanmlar</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yönetim Kadınlar]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Arzuhan Doğan Yalçındağ Tüsiad'a başkan seçilince&nbsp; kadınların iş dünyasındaki başarıları yeniden gündeme geldi. Türkiye olarak&nbsp;"yönetimde kadınlar" tartışmasını en çok Tansu Çiller'in Başbakan olmasıyla yapmıştık. Belki ilk defa Başbakanların saç modeli, manikürü, taktığı feminen aksesuarları hakkında haberler izlemiş, yorumlar dinlemiştik. Bunlar yönetimdeki kadın hakkında gerçekten önemli olduğu düşünülen detaylar olmalı!&nbsp;</p>
<p>Gerçi Tansu Çiller dönemini başarıları ile anlatana&nbsp;rastlamak pek mümkün değildir. Ancak Türkiye 1990'ların ortalarından itibaren "yönetimde kadınlar" vurgusu içeren haberler ve makalelere daha sık muhatap olmaya başladı. En son gözdelerimizden biri de Arzu Hanım. Gerçi siyasetin seçim arafesinde ülke gündemindeki ağırlığını daha fazla hissettirdiği&nbsp;şu günlerde&nbsp;diğer başka "yönetimdeki kadınların" da başarılarının ortaya çıkması beklenen bir durum. </p>
<p>Aslında "yönetimdeki kadınlar" sorununun sebepleri ve sonuçları incelendiğinde "kadınların başarısını" izah etmek için ne düzeyde bilimsel dayanağa sahip olunduğu tartışmalıdır. Yönetimdeki kadınlar tartışmasının, fiili olarak kısmen yönetimden uzaklaştırılmış bir grubun fırsat buldukça olumlu örneklere işaret ederek kendisini ifade etmekten öteye geçmediği görülür. </p>
<p>Batı kadını ile ülkemizin kadınlarının durumunu mukayese bile edemeyiz diye düşünülebilir. Ancak Batı da yönetimdeki kadın meselesi sürekli tartışılıyor. Aslında kadınların yönetimdeki yeri tartışması bazı toplumların değil tüm toplumları ilgilendiriyor. Örneğin <a href="http://www.thejournalnews.com/apps/pbcs.dll/article?AID=/20070506/BUSINESS01/705060348/1066/BUSINESS01" target="_blank">Fortune 500'deki ilk siyah kadın CEO (şimdilik en güçlü) adayının</a> Xerox'un yeni başkanı olan Ursula Burns oldu ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/227/Ynetim-Kadnlar</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kriz Sonrası Ekonomik İyileşme, Bir Efsane midir?]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Ekonomilerde yaşanan durgunlukların çoğu geçicidir, ekonomiler hemen toparlama eğilimi gösterir. Bu, hemen hemen her günümüzün insanının paylaştığı bir gözlem yada varsayımdır. Ancak Valerie Cerra ve Sweta Chaman Saxena'nın büyüme dinamiğini tartıştığı <a target="_blank" href="http://www.bis.org/publ/work226.pdf">bu makalede</a> bu varsayımı pek de doğrulamayan bulgulardan bahsedilmektedir. Ve varılan sonuç; çıktılar düştükten sonra, iyileşme eğiliminin önceki büyüme eğiliminin altında kaldığı şeklindedir.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_kriz02.jpg" alt="" /><br /> </p>
<p>Çok sayıdaki ülkeye ait verileri değerlendiren yazarlar, ekonomik küçülme ve durgunluk sonrası hızlı bir iyileşmenin görülmediğini söylemektedirler. Ortalama olarak kaybolan çıktı artış eğilimleri tekrar kazanılamamaktadır. Savaşlar, krizler ve diğer olumsuz şoklar mutlak sapmalara ve uzun vadede büyümenin gerilemesine neden olur. Oysa yazarlar ekonomik büyümelerle kesin bir uyum gördüklerini ifade etmektedirler. Siyasi ve finansal krizlerin çıktı maliyetlerinin düzeyi ortalama olarak süreklilik arz ettiği görülmektedir. Ayrıca uzun vadede büyümeyi volatileye bağlı olarak olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada kullanılan verilere ait bulguların, büyüme kaynaklarını tanımlamaya yardım edebileceğini ve ekonomik modellerin aynı yapının içinde büyüme ve dalgalanmaları açıklamaya imkan tanıyabileceğini düşünmektedirler.</p>
<p style="text-align: center;"><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_kriz01.jpg" /><br /></p>
<p>Yazarlar, mukayeseli ülke regresyonlarının dönüm noktalarının belirleyici faktörlerini maskeleyerek yanlış yönlendirebileceğini söylemektedirler: Şoklar yada politika değişikliklerinin zamanlama kontrolüne ait regresyonların büyüme kaynaklarını açıklamak içi ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/223/Kriz-Sonras-Ekonomik-yileme-Bir-Efsane-midir</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yönetim Tarzımı Özetlersem!]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_tarz.gif" align="right" /><a href="http://www.wsj.com" target="_self">Wall Street Journal</a> yayınladığı bir karikatürle şakayla karışık günümüzde sıkça karşılaştığımız mekanik yönetim tarzını eleştiriyor. Buyurgan bir köpeğin, sürüyle olan ilişkisi geçekten çok manidar! </p>
<p><em>Yönetim tarzımı basit bir deyişle özetlemek gerekirse; </em></p>
<p><strong><font color="#ff0000"><em>Ben havlayınca, siz yürürsünüz!</em></font></strong></p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/216/Ynetim-Tarzm-zetlersem</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Liderlik Boşluğu]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img style="WIDTH: 89px; HEIGHT: 137px" height="135" alt="" src="http://www.shrm.org/images/SHRMlogo_nobkgrnd.gif" width="91" align="left" />Geçtiğimiz günlerde <a href="http://www.shrm.org/" target="_blank">SHRM</a>'de&nbsp;(İnsan Kaynakları Yönetimi Topluluğu) yayınlanan <a href="http://www.shrm.org/hrnews_published/articles/CMS_021090.asp#P-8_0" target="_blank">Yöneticilere Göre En Büyük Yetenek Krizini Liderlik Boşluğu Çıkarır</a> isimli bir araştırmayı&nbsp;okudum. Bu çalışmada yöneticilere yetenek yönetimi bağlamında liderlik uygulamalarına ilişkin bazı sorular sorulmuş. Verilen cevaplardan elde edilen bazı bulgular ise şöyle: </p>
<p></p>
<ul>
<li>Yetenek yönetimde karşılaşılan en önemli üç sorun, liderlik kanallarında yaşanan boşluklar (%51), performans-sürücülü bir kültür oluşturmak (%46) ve anahtar konumları doldurmakta yaşanan zorluklar ( %38 ) olarak sıralanmıştır.<br /></li>
<li>Yöneticilerin %80'i, liderlik geliştirme, yetenek yönetimi sürecinin güçlendirmeye en çok ihtiyaç duyduğu ve yetenek yönetiminin en iyi tanımladığı işlevidir, demektedir.<br /></li>
<li>Cevapların yaklaşık %70'i yetenek yönetimi stratejisinin sadece insan kaynakları bölümünün sorumluluğunda olmadığını, CEO, tepe yönetim ve bölüm yöneticileri gibi grupların da sorumluluğu olduğunu söylemektedir.<br /></li>
<li>Anahtar konumlarda çalışanların emekliliğini yetenek yönetimi için sorun olarak değerlendirenlerin oranı ise %23'tür.<br /></li></ul>
<p>Araştırmaların sonuçları doğru değerlendirmek için araştırmanın bağlamını ve araştırmayı yapanların varsayımlarını bilmek gerekir. Çünkü araştırma sorularının çerçevelenmesinde bu bağlam ve varsayımların etkisi büyüktür. Sigara üreticilerinin sigara içenlerle yaptığı araştırmaları düşünün. Biraz ihtiyatla yaklaşılır. Bu araştırmaya da aynı ihtiyatla yaklaşalım.</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/215/Liderlik-Boluu</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sparta Usulü Liderlik]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Hollywood filmlerinin konuları konjektürle doğrudan ilişkilidir. 300 Spartalıyı da bu çerçevede değerlendirebiliriz. Malum konjektürde en önemli aktörlerden biri İran. 300 Spartalı'nın yeniden çekilmesi konunun orjinalliği yatmadığı gün gibi açık. Ancak bizim konumuz bu değil. </p>
<p align="center"><img src="http://i.imdb.com/Photos/Ss/0416449/FCJG3000098.jpg" alt="" /></p>
<p>Tarihi filmler hemen her zaman güçlü liderler ve onların liderlik uygulamaları hakkında tam anlamıyla bir görsel şölen sunar. 300 Spartalı'da da durum farksız. Sernayoyu ve gündem ile olan ilişkisini bir kenara koyduğumuzda Leonidas'ın perde arkasında sergilediği liderliği gözlerimiz önüne serilir: </p>
<ul>
<li>Birincisi, kuvvetli bir yönetici olmaktır. Leonidas krallığının (şirketin) en iyisidir; çok iyi mızrak ve kılıç kullanır. Ülkesi pek diplomasiden anlamaz o da zaten diplomasiye önem vermez. Her türlü baskı ve siyasal entrikaya rağmen krallığının ve insanlarının (çalışanlarının) en iyi yaptığı (temel yetenek); savaşma becerilerine odaklanır. Ve stratejisini bu beceri üzerine oturtur.</li>
<li>İkincisi, insanlarının sadakatini tesis eder. Bu sadakati iki kavram üzerine oturtur. Spartalı olmak (grup kimliği), erkek olmak (bireysel kimliği). Kendi "girişiminde" bir tiran değildir, projesinin insanları tarafından sahiplenilmesine çalışır.</li>
<li>Üçüncüsü konuşmak, birebir yada toplu iletişim kurmak önemlidir. Her dem insanlarının cesaretini ve yiğitliğini hem içeriye hem dışarıya ilan eder. (Öldürülen düşmanlarından duvar inşa eder.)</li>
<li>Son olarak çok basit bir stratejisi vardır. Ve insanlarına bu stratejiyi bir cümleyle anlatabilmektedir. Stratejisi temel yeteneklerine dayanmaktadır: Dar bir geçitte 1.000.000 ile 300 arasında fark yoktur. </li></ul>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/214/Sparta-Usul-Liderlik</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rekabet Gücünü Kaybetmenin Maliyeti]]></title>
      <description><![CDATA[<img align="right" src="http://www.hunold.de/content/uploads/pics/Automotiv_Bild_041129_02.jpg" alt="" />ABD’de araba alıp satanlar ve otomotiv dünyasını yakından
takip edenler için çok yakın bir zamanda ABD’nin bir numaralı araba
üreticisinin/satıcısının (muhtemelen dünyada da) Toyota olacağı artık bir sır
değildir. General Motors’u tahtından indirmek artık an meselesi. Ekonomi
dergileri ve köşe yazıları bu geri sayım hakkında sürekli bilgi veriyor. Toyota
Amerikalı rakipleri ile kıyaslandığında, müşterilerine aynı fiyata daha iyi
arabalar üretim yaptığı görülüyor.<br />
<p ><a target="_self" href="http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/122/2006nn-En-yi-Deerli-Kresel-Markalar">General Motors, Ford ve Chrysler’ı saf dışı bırakan sadece Toyota değil</a>, Isuzu, Subaru ve Honda karşında da Amerikan otomotivcileri
tutunamıyor. Amerika’da otomotiv fiyatlarının en çok araştırıldığı Kelly Blue
Book katalogunda en çok sorgulanan on otomotiv markasından sadece biri Japon
markası değildir. <a target="_blank" href="http://www.kbb.com/kbb/ReviewsAndRatings/default.aspx?linkId=hp_reviewsTabLink">Bu Japon yapımı olmayan otomotiv markası da Volkswagon'dir.</a></p>

<p >1. Toyota Camry<span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><br />2. Honda Accord<span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><br />3. Nissan Altima<span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><br />4. Honda Civic<span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><br />5. Toyota Corolla<span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><br />6. Toyota Avalon<br />7. Infiniti G35<br />8. Acura TL<br />9. Mazda MAZDA3<br />10. Volkswagen Jetta <br /></p>

<p >Aslında, uzun vadede “arabaya sahip olmanın” toplam
maliyetler hesaba katıldığında Japon arabalarının üstünlüğü daha da artar.
Kabaca mukayese edildiğinde Japon modellerinin  ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/213/Rekabet-Gcn-Kaybetmenin-Maliyeti</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neden Az Sayıda Örgüt Sistem Düşüncesini Benimsemiştir?]]></title>
      <description><![CDATA[Sistem düşüncesi hemen her platformda övülür. Düşünmenin en iyi yolu olarak görülür. En azından bu iddialara karşı gelinmez. Madem sistem düşüncesi düşünmenin en iyi yollarından biri o zaman pek çok örgüt sistem düşüncesinden hakkıyla faydalanmaz? Bu soruya verilecek en kestirme cevap örgütlerin değişime doğal bir direnç gösterdiği olacaktır. Bu hiç de tatmin edici bir cevap değil. Müşterilerimiz neden ürünlerimizi kullanır? Çünkü müşterilerimiz ürünlerimizden memnundur. Peki biz bunu nasıl biliyoruz? Çünkü ürünlerimizi kullanıyorlar.<br /><br />Örgütlerimizin sistem düşüncesini kullanmakta gösterdikleri başarısızlık hakkında verdiğimiz cevaplar nadiren yukarıdaki örneğin ötesine geçer. Örgütlerin sistem düşüncesini benimsemede yaşadıkları başarısızlığın birçok özel sebebi olabilir, ancak Ackoff bu başarısızlığın arkasında biri genel diğeri özel olmak üzer iki temel sebebin bulunduğuna <a href="http://ackoffcenter.blogs.com/ackoff_center_weblog/files/Why_few_aopt_ST.pdf" target="_blank">inanır</a>.<br /><br />Genel sebep sistem düşüncesi bir tarafa bir örgütün yeni bir düşünceyi benimsemesinde yaşadığı başarısızlığa ait sorumluluğu ifade eder. Özel sebep ise özellikle sistem düşüncesinin benimsenmesinde yaşanan başarısızlığın sorumluluğunu ifade eder. Önce genel sebep üzerinde biraz düşünelim.<br /><br />Okul hayatımızda, kreş ve anaokulundan tutun üniversiteye kadar olan bütün bu süreçte hata ve hata yapmak kötü birşey gibi görülür. Ve hatalara kötülere gösterdiğimiz muameleyi gösteririz. Bu hatalar nedeniyle eleştirilir, çoğu zamanda küçük düşürülürüz. Bu hatalardan birşeyler öğrenip öğrenmediğimize pek bakılmaz. Bu konuda hiç kimse gayret göstermez. Ne öğretmenler ne eğitimler ne de ebeveynler. Hataların cezanlandırıldığı, doğruların ödüllendirildiği en azından cezanland ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/211/Neden-Az-Sayda-rgt-Sistem-Dncesini-Benimsemitir</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere'nin Evde İş Tecrübesi]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.teleworking.dk/upload/UniC/Finans%20Offentlig%20Kontor%20og%20Administration/TELEWORKING/Billeder/grafik/distance2.gif" align="left" />İngiltere'de yapılan bir <a href="http://www.timesonline.co.uk/tol/news/uk/article1496840.ece" target="_blank">araştırmaya göre</a> en büyük 10 ingiliz firmasında haftanın bir yarım gün&nbsp;işlerinin bir kısmını&nbsp;evde yapan çalışanların sayısı iki yılda iki kattan daha fazla artmış. Sunday Times'ın en iyi 100 araştırmasına göre geçmiş yıllarda pek de başarılı olamayan uzaktan işgörme bu defa en iyilerin uygulamaları arasına girmiş. Haftanın yarım günü evde çalışanların sayısı %14,1'den %31,7'ye yükselmiş. Morgan Stanley'de evde çalışan&nbsp;oranı&nbsp;%48.1, Price Waterhouse Coopers'ta ise &nbsp;%47.8 gibi neredeyse çalışanların yarısına gelmiş durumda.</p>
<p>Bu hızla yükselen eğilim arka planında geniş bant bağlantıların yaygınlaşması yatıyor. Dijital ağlar sadece teknolojik iletişim ağları olmaktan öteye geçiyor. Yeni iş görme ve örgüt-insan ilişkileri üretiyor.</p>
<p>İşletmelerin evde çalışmaya sıcak bakmasının&nbsp;sebeplerinden biri maliyet tasarrufu yapılması. Ayrıca çalışanların iş tatmininde görülen artışlarda önemli diğer bir sebep. Aynı ilk 10'da çalışanlara yaptığınız düşlediğiniz iş mi diye sorulmuş. Evde çalışnlarda oran %51 civarında iken evde çalışmayanlarda bu oran %39 olarak gerçekleşmiş.</p>
<p>Yarım günlük evde iş tecrübesi başarılı oldukça yaygınlaşma ve hatta yeni tiplerinin ortaya çıkması çok muhtemel görünüyor. </p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/205/ngilterenin-Evde--Tecrbesi</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Yenilikçilik Endeksi ve Türkiye'nin Performansı]]></title>
      <description><![CDATA[<p><a href="http://www.merit.unu.edu/" target="_blank">Maastricht Yenilik ve Teknoloji Ekonomik Araştırma Enstitüsü</a> ile Avrupa Komisyonu <a href="http://www.jrc.cec.eu.int" target="_blank">Ortak Araştırma Merkezi</a> Avrupa'nın yenilikçilik performansı ölçmek için bir endeks geliştirmiş. Bu endeks ile Avrupa Birliği Üyelerinin, adaylarının ve ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin yenilikçilik performansını ölçüyorlar. Bu ülkeler içinde ülkemiz de var. Türkiye hem Avrupa değerlendirmelerinde hem küresel ölçekteki değerlendirmelerde yer alıyor. </p>
<p align="center"><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_esii.jpg" /></p>
<p align="left"><strong>Şekil 1: Özet Yenilik Endeksi ve Eğilimler</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde <a href="http://www.proinno-europe.eu/index.cfm?fuseaction=page.display&amp;topicID=5&amp;parentID=51" target="_blank">2006 raporu yayınlandı</a>. 2006 Avrupa Yenilik Puan Cetveli adıyla yayınlanan raporda ülkemiz için durum hiç iç açıcı değil. Aşağıdaki grafikte Türkiye'nin Avrupa üretim ilişkilerinden ne kadar uzak olduğu teyit etmek mümkün. Bulgaristan ve Romanya'nın bu kapsamda Türkiye'nin ne kadar ilerisinde olduğu açık bir şekilde görünüyor. Her ne kadar Bulgaristan ve Romanya AB25'in ortalamasının altında olsa bile Özet Yenilik Endeksi büyüme hızında ortalamanın üstünde bulunuyor. Ancak Türkiye diğer tüm gruplardan ayrılmış ve adeta tek başına kendine garafikte seçilebilecek en kötü konumu seçmiş görünüyor. Hem mevcut durumuyla, 2006 performansıyla AB25'in gerisinde hem de ÖYE büyüme hızıyla AB25'in gerisinde.</p>
<p>Endeks sonuçları grafiklere aktarıldığında (Şekil 1)&nbsp;aşağıdaki gruplar ortaya çıkmaktadır: </p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/201/Avrupa-Yenilikilik-Endeksi-ve-Trkiyenin-Performans</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yönetimde Mükemmellik]]></title>
      <description><![CDATA[Eldeki çivili sopaya dikkat lütfen; demeden duramadım.<br /><br />
<div style="text-align: center;"><img alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_yetkilendirme.jpg" /><br /></div>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/198/Ynetimde-Mkemmellik</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Satın Alma Kararında Müşteri Tavsiyesinin Etkisi]]></title>
      <description><![CDATA[<p><a href="http://www.bigresearch.com/" target="_blank">BigResearch</a> insanların medyadan nasıl faydalandığını inceleyen <a href="http://www.bigresearch.com/news/big011807.htm" target="_blank">bir araştırma yapmış</a>. Araştırma kapsamında 15 bin kişiyle görüşülmüş. Araştırmanın en önemli bulgularından biri müşteri tavsiyesinin gücü. Hem arabada hem de elektronik ürünlerini satın alma kararında en etkili olan bilgi/reklam kaynağının müşteri tavsiyesi olduğu tespit edilmiş.</p>
<p align="center"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_reklam.jpg" alt="" /></p>
<p>Ancak araba ve elektronik sanayinin bütçelerinden en büyük payı alan medya türü, televizyon yayınları/reklamları, arkasından da gazeteler olmuş. Elektronik ürünlerde bir diğer dikkat çekici nokta mağaza içi tanıtımın satın alma kararlarında büyük bir paya sahip olması.</p>
<p>Bütçeler hazırlanırken müşteri tavsiyeleri için de kesinlikle bir pay ayrılmalı gibi duruyor. Sistematik ve izlenebilir bir uygulama seti hazırlanması gerekmektedir. Örneğin bazı teslimat yada ürün hatalarının anında çözümlenmesi, müşteri günleri düzenlenmesi, müşteri sadakatinin ödüllendirilmesi gibi bir çok faaliyet düzenlenebilir.</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/197/Satn-Alma-Kararnda-Mteri-Tavsiyesinin-Etkisi</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vecizelerden Seçmeler]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Eylemsiz strateji bir gündüz düşü, stratejisiz eylem ise bir kabustur.</p><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px">
<p><em>Eski Bir Japon Atasözü</em></p></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote>
<p>Bizimki, düşünen makineler ile gurur duyan, çalışan insanlardan ise şüphe duyan bir çağdır. </p><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px">
<p><em>H. Mumford Jones</em></p></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote></blockquote>
<p>Mevcut düşünme biçimlerimizin yarattığı sorunları, bu sorunları yaratan düşünme biçimlerini değiştirmeden çözemeyiz.</p><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px"><blockquote dir="ltr" style="MARGIN-RIGHT: 0px">
<p><em>Albert Einstein</em></p></blockquote></blockquote ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/196/Vecizelerden-Semeler</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Albert Einstein'ın Performans Değerlemesi]]></title>
      <description><![CDATA[<p><img style="WIDTH: 317px; HEIGHT: 215px" height="273" alt="" src="http://www.knowhr.com/blog/wp-content/uploads/2007/02/einstein_performancereview.jpg" width="316" align="left" /><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein" target="_blank">Einstein</a> patent bürosunda katip olarak olarak çalışıyor ve geçimini sağlamaya çalışıyordu. Her ne kadar ileriki yıllarda mekanik Newtoncu dünya anlayışının çanına ot tıkayacak makaleleri yazacak bir dehaya sahip olsa da bir patent bürosu olarak performansı amirince hiç de olumlu düzeyde değerlendirilmiyordu. </p>
<p><a href="http://norvig.com/performance-review.html" target="_blank">Einstein'ın 1905 yılındaki performans değerlemesine</a> göre terfi ettirilmesi hiç de uygun biri değilmiş. İşinde segilendiği&nbsp;kişisel beceriler ve hızlı karar alma özelliği ile amirinin takdiri kazanan Einstein diğer performans ölçütlerine göre vasat altı notlar almış. Özellikle başkalarıyla işbirliği yapma ve güven paylaşımında sınıfta kalmış. Hemen hemen deha sayılan her sanatçı ve bilim adamında görülen sosyopatlık Einstein'da da en mümtaz numunesiyle tecelli etmekte:</p>
<p>(5 üzerinden değerlendirme)</p>
<p>1.&nbsp; Başkalarıyla iyi çalışır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong><font color="#ff0000">1</font></strong><br />2.&nbsp; Kendisine verilen işlerde isteklidir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <font ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/195/Albert-Einsteinn-Performans-Deerlemesi</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Derin İkilem]]></title>
      <description><![CDATA[<p>Bireysel hırsı ve başarma arzusunu kutsayan kapitalist toplumlar biraz sosyalist akımların biraz da Japonya tecrübesinin etkisiyle takım ve takım çalışmasını kutsalları içine aldı. Komün yerine co-oparate anlayışını övdü, yani bir olmak değil iş mahreçli birlikte olmak gibi. Ancak bu durum bazı ikilemler doğurdu. İşte bunlardan bir tanesi:</p>
<p align="center"><img src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_ikilem.gif" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/192/Derin-kilem</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışanı En Çok Zayıf Yönetim Olumsuz Etkiliyor]]></title>
      <description><![CDATA[<img align="left" alt="" src="http://www.1bilen.com/blogtr/files/metesahin_ahlak.jpg" />Geçen aylarda <a target="_self" href="http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/63/Gelimekte-Olan-Piyasalardaki-Zayf-irket-Ynetimi">gelişmekte olan üklerdeki zayıf yönetim hakkında</a> bilgi vermiştik. Bu defa da gelişmiş bir ülkede, ABD'de yapılmış <a target="_blank" href="http://www.clomedia.com/common/newscenter/newsdisplay.cfm?id=3666">bir araştırma</a> hakkında bilgi verelim. ABD'de ülke çapında yapılan bir araştırmada 18 ve 18 yaşından daha büyük, yaklaşık 8000 Amerikalı işçiye çalıştıkları örgütlerin temel ahlaki değerleri hakkında sorular sorulmuş ve bu örneklem grubunun yarısından fazlası çalıştıkları örgütlerin üst düzey yöneticilerinin kendilerine dürüst davranmadıklarını söylemiş.<br /><br />Dahası %29'undan daha azı sahip oldukları yeteneklerinin kariyer basamaklarını çıkmakta bir üstünlük kazandırdığına inanmakta ve üçte biri artık işlerinde çıkmaz bir noktaya geldiklerini hissettiklerini söylemekte. Kapitalist iş dünyasının insan kaynakları tedirgin ve öz güvenini, amirlerine güveni tüketmiş görünüyor.<br /><br />Verimlilikleri üzerinde olumsuz etkiye sahip belli başlı etkenleri sıralamaları istendiğinde ise alınan cevaplar şöyle:<br /><br />
<ul>
<li>Zayıf yönetim (% 58 ),</li>
<li>Artık işi ile motive olamamak (% 38 ),</li>
<li>Örgütsel değişim (% 26 ),</li>
<li>İş hedeflerinin tanımlanmasındaki eksiklikler (% 24),</li>
<li>Örgütten ayrılma isteği (% 16),</li>
<li>İşinde sorumluluk eksikliği (% 13),</li>
<li>Görev süresinde yönetimin gösterdiği baskı (Yüzde 12),</li>
<li>Diğer (% 16).</li></ul>]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/189/alan-En-ok-Zayf-Ynetim-Olumsuz-Etkiliyor</link>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öncelikler ve Yönetim]]></title>
      <description><![CDATA[İnsanoğlu ilk neyi fark etti? İlk ne yapması gerektiğini hissetti? <span style="font-style: italic;">Önceliklerimizin kaynağı fark etme ve kendimizi hissetme (ötekinden ayırt etme) melekelerimizdir</span> önermesi ne kadar doğrudur? <a href="http://www.43folders.com/2007/02/12/priority/" target="_blank">Öncelik gerçekte neyi ifade eder</a>? <br /><br />Önceliğin doğasını sorgulayan akılcı bir yaklaşımdan ziyade pratik bir aklın karar verme eylemi için önceliğin ne ifade ettiğini düşünelim; ve bu amaçla aşağıdaki soruları soralım:<br /><br />
<ul>
<li>Dünyanda en çok değer verdiğimiz şeylerdir; nesneler, olgular, hisler... Onun için diğerlerini arka plana atacağımız şeyler midir?</li>
<li>En çok kaygılandığımız ve endişe duyduğumuz şeyler midir?</li>
<li>En çok korktuğumuz, bilinç altına ittiğimiz şeyler mi?</li>
<li>Yüksek öncelik düzeylerini nasıl belirleriz?</li>
<li>Bu yüksek düzey atamalarını hızlı bir şekilde yapmamıza hangi melekelerimiz yardımcı olur?</li>
<li>Önceliklerin belirlenmesinde hata yapar mıyız? Bu mümkünse, hatayı nasıl tespit ederiz.<br /></li></ul>Peki bu soruları örgüt ve yönetim bağlamında sorarsak ne gibi sonuçlar alırız, örneğin şu önermelerde olduğu gibi:<br /><br />
<ul>
<li>Müşterilerimize vaad ettiğimiz sözlerin gerçekleştirilmesinin desteklenmesi, süreç geliştirmeden daha önceliklidir.</li>
<li>Kısa termine/bitirme tarihine sahip işler, daha uzun termine/bitirme tarihine sahip işlerden daha önceliklidir.</li>
<li>Daha değerli sonuçlar üreten işler, daha az değerli işler üreten işlerden önceliklidir. ( Ben diyorum, ama ben inanmıyorum. Bazen durup ben ne yapıyorum böyle, daha öncelikli bir çok işim var dediğim öyle çok oluyor ki. Her örgütte <span style="font-style: italic;">gizli bir el</span> vardır ve bu gizli el kendine ait bir rutin [kimileri için bu kültür yapılarının bir parçasıdı ..]]></description>
      <link>http://www.1bilen.com/blogtr/post/fildisikule/187/ncelikler-ve-Ynetim</link>
    </item>
  </channel>
</rss>